Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '14

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
608
 

Güzel gören, güzel düşünür.

Güzel gören, güzel düşünür.
 

(resim görsel netten alıntı)


Her ne kadar güzellik göreceli bir kavram olup kişiye göre farklılık gösterse de, insan sağlıklı bir ruh yapısına sahip olabilmesi için iç güzelliğine, ruh güzelliğine önem vermeli. Ruhunu güzelleştiren ona uygun gıdalar veren insan, yaratılan her şeyde güzeli arama, güzeli görme ve güzelleştirme eğilimindedir. 

İnsan her ne yaparsa yapsın illaki öncelikle sağlıklı bir ruh yapısına sahip olmalı. Bu durum kişinin kendi ile  barışık yaşamasını, insanları, birlikte yaşamak zorunda olduğu diğer  canlıları ve hayatı sevmesini, onlara karşı sorumlu, saygılı, dürüst şefkat ve merhametli davranmasını gerekli kılar. Bu bağlamda insan Pozitif düşünmeli, kendini çıkmaza sokacak eylemlerden uzak durmalı. Zira" Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan tat alır."

Her insan  huzur ve güven içinde yaşamak, dostluğun ve sevginin var olduğu ortamlarda olmak ister. Bulundukları yerlerde sevgi, saygı huzur, mutluluk, barış,kardeşlik,  hak ve  adaletin   özlemini duyar.  Lakin özlediği bu ortamın oluşması yönünde  kendisi gayret  göstermek istemediği gibi, dostluğu, güler yüzü, güzel sözü  karşısındaki  kişilerden bekler ya da bu ortamları sağlayacak birilerinin çıkmasını bekler durur. Bu yönüyle de insan toplumsal bir varlıktır. Yaşadığı  toplumun  olmazsa olmaz  taşlarından biridir. Kendini yaşadığı toplumdan ve o toplumu ilgilendiren değerlerden soyutlayamaz.  Hal böyle iken toplumun bir parçası konumunda olan   her birey de, özlemini duyduğu  değerlerin oluşması, yerleşmesi, gelişmesi ve devamlılığının sağlanması adına  üzerine düşeni yapması gerekli değil mi? Herkesin  imkanları doğrultusunda, büyük küçük, az çok yapabileceği mutlaka bir şeyler vardır. Bunun için biraz duyarlı olması yeterli...

Yolda gördüğü kırık bir cam parçasını kaldırıp çöpe atmak, bu soğuk kış gününde açlıktan susuzluktan takatı kesilmiş hayvanlar için evinin bir köşesine bir tabak yemek veya su koymak, yaşlı ve kimsesizleri ziyaret edip gönlünü almak, birilerine selam vermek, tebessüm etmek,  insanlara iyi niyetli dürüst davranarak dostluk için küçük kapılar aralamak,  birliği güçlendirmek, milli manevi değerlere sahip çıkılması yönünde önderlik ve örneklik ederek  teşvik etmek, haksızlık karşısında onurlu ve dik duruşunu muhafaza etmek, evinde sokağında, mahallesinde hoş olmayan göze hoş görünmeyen olumsuzlukları düzeltmek gibi yükte ağır pahada hafif  erdem sayılan güzel davranışları yapmak insana ne kaybettirir?  Hiç bir şey... Yapıldığında hem kendine ve hem de yaşadığı çevreye çok şey kazandırır. Nedendir bilinmez,  bunları yapmak  insana zor geliyor. Kolay değil elbet  gönüller  arasında pencere açmak sevgi, dostluk bağları kurmak emek ister, sabır ve özveri  ister. Eğer herkes kendi çıkarlarını düşünerek hareket eder, konuşur ve  kendi çıkarlarına göre davranışlarda bulunur, yalnızca kendi rahatını düşünerek yaşarsa, bencil, huzursuz, mutsuz, agresif insanlardan oluşan bir toplum halini alır. Hak hukuk adaletin kişilere göre farklılık   gösterdiği bozuk ve bozguncu bir düzen hakim olur. 

Zira, toplumun yetiştirdiği  her ferdin o topluma karşı ödemek zorunda olduğu bir vefa borcu vardır. Yaşadığı toplumu güzelleştirmek,temel değerlere sahip çıkmak, yaygınlaştırmak, geliştirmek, çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak ve  kendinden sonra gelecek kuşaklara  en güzel şekilde bırakmak insanlık görevidir. Fıtratı bunu gerektirir.    Oysa  biz  ney yapıyoruz? Kapitalist dünyanın aldatıcı büyüsüne  kaptırdık kendimizi gidiyoruz. Her türlü kazanımlarımız "BEN" merkezli...Hayatımızda yer eden her şeyi maddi bir değerle ölçüyor, her insana bir etiket yapıştırıyoruz. Son yılların iletişim ve teknoloji çılgınlığı, televizyonların ışıltılı dünyası da bizim maddeciliğimize çanak tutuyor. Pahalı en iyi son moda olan ne varsa alıyoruz, ve doymak bilmiyoruz. Hep bir tarafımız aç. Giderek hep tatminsiz, mutsuz ve yalnız insancıklar olduk. Bizler küçüldükçe faturalarımız büyüdü, borçlarımız kabardı ama biz hala küçücüğüz, büyüyemedik.

Biz bu yaşama alıştık veya alıştırıldık. Artık kazanmanın yerini  emek sarf etmeden, alın teri dökmeden  kolay yoldan kazanmak aldı. Güçsüzü ezmek, zalimi alkışlamak,güçsüzün  kafasına vurup elinden ekmeğini almak,kolay kazanmak uğruna başkalarını kullanmak, kırmak  başarılı akıllı insan oldu. Hak hukuk hak getire... İçimizde büyüttüğümüz hırslarımız, bizi küçülttü. İnsanlığımızı, dostluğumuzu, dostlarımızı, saygınlığımızı, toplumsal benliğimizi   kaybettirdi. Düzensiz, sistemsiz, kalitesiz bir yaşam sürmemize neden oldu. İnsana verilen değer neredeyse kalmadı. İnsanın kazandığı paranın değil, paranın kazandığı insanların değeri arttı…Araç amacın önüne geçti...

Gözlerin, kulakların zihinlerin açılması ve  insanlığın kazandığı insani değerlerin  artması,göreceğiniz güzelliklerin çoğalması dileğiyle.

 

Muhabbetle,


Hanife Mert

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Yazarımız,Sayın Hanife MERT: Çok,çok önemli ve güzelin ötesinde bir yazı okuduk.Evet güzel görmek, güzel bakmak gerek,lakin etrafı çirkinleştirdiler,bakacağımız her yer o güzel düşüncelerimizin, hayallerimizin uzaklarında bir dünya, bir vatan, bir yer güzel olan çok az kalmış, onlara da bizim hayallerimiz ulaşmaz.Yinede yazdığınız gibi hep güzel bakmak ve hep güzel düşünmek dileğiyle,Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 21.01.2014 2:10
Cevap :
Mehmet Bey, haklısınız etrafımızı çirkinleştirdiler. Güzelliklerimizi yok ettiler. Ancak güzelleştirmek için çaba göstermeye çalışan güzel vatansever insanlar var bu ülkede. İnanıyorum ki, bu kötü günler gidecek. Güzelliklerle bezenmiş cennet vatanımızda yine güzelce yaşamaya deva edeceğiz. Umudumu yitirmedim ben. Yorum için çok teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla, sağlık ve mutluluk diliyorum.  22.01.2014 20:45
 

İnsanlarımızın iç dünyalarının güzellikleri pozitif olarak yüzüne yansır. Bilhassa gözlerde bellidir bu durum. Bütün bunlar güzel görüşün, güzel düşünüşün sonucudur ve bu kişilere pozitif enerjili kişiler diyoruz, hoşgörüsü geniş ve sevecendirler, koruyup kollayan gerçek arkadaş özellikli dost canlısıdırlar. Selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 20.01.2014 22:26
Cevap :
Güzel yorumunuzla yazıma katkınıza çok teşekkür ediyorum, sevgili Yurdanur Hanımcığım. Güzel görmek güzel düşünmek ve güzel yaşamak büyük bir başarı. Çirkinliklerle dolu bu dünyada. Güzel gören güzel düşünenlerin çok olduğu bir toplumda yaşamak dileğimle. Sevgilerimle...  22.01.2014 20:41
 

Hanife Hanım, elinize ve yüreğinize sağlık. Güzel ve faydalı bir yazı. Selam ve saygılarımla.

Dr Lokman Doğruöz 
 20.01.2014 15:15
 

Keşke bizler büyüyebilseydik, faturalar küçülseydi :((( SEVGİLERİMLE.

Sündüs Akkaya 
 18.01.2014 23:30
Cevap :
Keşke... Ama maalesef kendimizi değil de faturalarımızı büyütmek daha çok işimize geliyor. Çok teşekkür ediyorum Sündüs Hanım. Selam ve sevgilerimle.  19.01.2014 21:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 946
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4258
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster