Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
432
 

Halk nerede?..

Halk nerede?..
 

Hepsi boşuna… 

Gazetecilerin, yazarların, sorumluluk sahibi aydınların, gerçekten muhalif partilerin tepkileri, hepsi boşuna… 

Bir ‘ileri demokrasi’ ülkesi olan Türkiye’de mevcut iktidara muhalif olan ve sesi biraz fazla çıkan her kim varsa cezaevlerine doldurulmasına; insanların sabahın köründe evlerinin basılmasına, apar topar götürülmelerine karşı seslerini çıkarmaya çalışan tüm o vicdanlı, bilinçli insanların çabası boşuna… 

Uydurma deliller, hukuksuz kanıtlarla, yalanla dolanla, alçakça yaratılan korku atmosferiyle, güvensizlikle ülkeyi bir tutsak evine çeviren adamların karşısına dikilenler, boşuna atıyorlar kendilerini ateşe… 

Boşuna yanıyorlar… 

… 

Tek bir soru sormak isterim size… 

Bütün bu yaşanan süreçte kendi kendime tekrarlayıp durduğum o tek soruyu: 

‘Halk nerede?’ 

… 

Halk neden bu yaşananlara tepkisiz? 

Halk, demokrasi katledilirken, neden en demokratik tavrını ortaya koyup sokaklara dökülmüyor? 

Neden sesini çıkarmıyor? 

Neden haksızlıkların karşısına dikilmiyor? 

Yurtsever aydınlar cezaevi köşelerinde çürümeye terk edilirken… 

Sonu, süresi belli olmayan davalarla içeri tıkılırken… 

Neden bir kıpırtı, bir sorumlu tavır dahi yansımıyor halktan? 

Nedir bu ölü sessizliği?.. 

Çocuğunun nasıl büyüdüğünü göremeyen yazarlar… 

Hapishane köşesinde can verenler… 

Kanser olanlar… 

Acı çekenler… 

Komplolara kurban edilenler… 

Hücrelere tıkılanlar hiç mi umurunda değil halkın? 

Peki sivil toplum kuruluşları nerede? 

Cumhuriyet mitinglerini organize eden o dernekler, vakıflar nerede? 

Niye kimse kılını kıpırdatmıyor? 

Bugünün şartları, 2007’den daha mı iyi? 

O gün sokaklara dökülen milyonlar bugün ne yaparlar, neredeler? 

Nasıl rahat uyuyabiliyorlar? 

… 

Bilmiyorum hatırlatmanın bir faydası olur mu ama ne diyordu Uğur Mumcu o yazısında: 

‘Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline bir tek taş bile konmuş olamaz.  

Unutmayalım ki “cesur bir kez, korkak bin kez ölür.” Önemli olan, insanın böyle bir toplumda bir “mezar taşı” gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.’ 

Peki Mustafa Kemal ne demişti? 

‘Hükümetlerin yaptıkları işler kötü olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse, bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir..’ 

Bu ülkenin iyiliği, aydınlığı için mücadele edenler hapishane köşelerine tıkılırken… 

Bir iktidar ve onun her koldan uzantıları korku cehennemleri yaratıp dilediklerince ülkeyi dönüştürürken… 

Kendi köşenizde, sessiz sedasız kalamazsınız. 

Sorumlusunuz! 

Ya sorumluluğunuzun bilincinde cesurca mücadele edecek… 

Ya da gelecek nesillerin gözünde ülkenin en karanlık döneminde suskunluğa gömülmüş korkaklar ve olan bitenin sessiz ortakları olarak anılacaksınız! 

Karar sizin… 

… 

Günlerdir sorup duruyorum kendime… 

Halk nerede?.. 

Halk nerede?.. 

(www.telgrafhane.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstadım sen nerede yaşıyorsun? Onca devrimci gazeteci senelerden beri demir parmaklıklar ardındayken, onca devrimci gazeteci olmadık baskı ve sindirmelere maruz kalmışken, hepi topu üç beştane düzen sevdalısı gazetecinin içeri alınmasına ağlaşmalar yapıyorsunuz. Sizin adamlar çelme yiyincemi basın özgürlüğü aklınıza geldi?

Yıldız Nihat 
 16.03.2011 8:25
 

Beleş kömür ,gıda sırasına girmişler. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 11.03.2011 17:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1781
Kayıt tarihi
: 06.05.07
 
 

Zonguldak’ta doğdu. On altı yaşından beri çeşitli yerel, bölgesel ve ulusal gazete-dergilerde, ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster