Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
173
 

Hamster

Hamster
 

HAMSTER


Gece olmuş ve spor saati gelmişti. Kafesin içindeki dönere yerleşti. Birden ayaklarını çalıştırdı. Hiç durmadan gürültülü bir şekilde tekerleğin içinde koşturmaya başladı. Bir yandan da etrafındaki seslere kulak kabartıyordu:

- Yetişin! Yine dönmeye başladı, diye bağrışıyordu evin kızı.

Ortanca oğlanla beraber kafese yaklaştılar. Hamster, bir yandan durduğu yerde koşturuyor, bir yandan da arasıra pinekleyip kafesin dışındaki çocukları seyrediyordu. Evin babası da caz müziği dinlemeyi bırakmış onu seyretmeye gelmişti.

Ortanca oğlan içeriye bir havuç parçası atınca koşuşturmayı bıraktı, havucun üzerine atladı. Afiyetle havucunu kemirmeye başladı. Bir yandan sincap gibi ayakta duruyor, bir yandan da elindeki yiyeceği bitirmeye çalışıyordu. Ayakta durduğu zaman küçük sevimli bir sincaba benziyordu. Zaten sincap-fare karışımı bir hayvandı.

Ortanca oğlan onu arasıra yuvasından çıkarır, suyun altında tutup, kuruturdu. Kafasını, vücudunu temizleyen, ona marul, fındık, havuç veren ortanca oğlandı. Arasıra onunla şakalaşır, bazen ısırsın diye kızdırırdı.

Kendisini eve getiren de ortanca oğlandı. O, hayvanları çok severdi. Eve bazen kaplumbağa, bazen kuş, bazen de balık getirirdi. Her seferinde de bu hayvan sevgisi onun başına iş açar ve ortalık fena halde karışırdı.

Evin babası, annesi, büyük oğlan ve evin kızı ona karşı biraz mesafeliydiler. Zaman zaman da sinirlenirler, ortanca oğlana:

- Bu sıçanı sen getirdin eve! Götür aldığın yere. Yarın görmek istemiyoruz! diye yüklenirlerdi.

Evdeki tartışmaları dikkatle dinliyor, bazen çok üzülüyor, fakat elinden bir şey gelmiyordu. Bereket ortanca oğlan  çok iyi bakıyor, onu kolluyordu.

Birgün kafesin kapısını, telini kemire kemire, çeke çeke açmayı başardı ve dışarı çıktı. Evin odalarını birer birer dolaştı. Fakat evin annesiyle koridorda karşılaşınca onun büyük bir çığlık attığını duydu. Ürkmüş ve koltuğun altına saklanmıştı. Evin babası onu zar zor yakalamış ve tekrar kafesine yerleştirmişti.

Evde çoğunluk tarafından istenilmeden yaşadığını son zamanlarda iyice hisseder olmuştu.

Bir ara kendisi hakkında toplantı yapıldığını anladı. Sık sık kafesi işaret ediyorlar ve kendisi hakkında tartışıyorlardı.

- Bu hayvanı artık evden çıkarmanın zamanı geldi!

- Hayır çıkarmayalım, ne zararı var!

- Evi pisletiyor, kokutuyor. Gürültü de yapıyor. Geceleri uyutmuyor. Devamlı dönüyor, devamlı kafesin parmaklıklarını kemiriyor!

- Olsun bakın ne kadar sevimli, ne kadar sıcakkanlı hayvancık! Gözleri de ne kadar güzel. Bakın bize ne güzel bakıyor!

- Bunu evden götürmezsen biz sokağa salıveririz!

- Yapmayın! Ne zararı var zavallının!

Hamster, kendisi hakkında söylenenlere dikkat kesilmişti. Ev halkı kendisi hakkında söylenilenleri onun anlamadığını zannediyorlardı. Halbuki o söylenilenlerden anlamlar çıkarıyor ve çok üzüyordu. Kaçıp gitmeyi düşündü fakat ortanca oğlanın bundan çok üzüntü duyacağını bildiği için bir yere fırlamamalıydı.

Sık sık talaşların içerisine gizleniyor, uyuyor numarası yapmaya çalışıyordu. Eskisi kadar çarkın içerisine girip (gürültü yapmamak için) koşturmuyordu. Çok sevdiği kemirmeyi bile evdekiler olmadığı zaman yapmaya başlamıştı. Ancak ruhunda iyice sıkıntı hissetmiş, adeta kimyası bozulmuş, iştahı da kaçtığından iyice zayıflamıştı.

Ertesi gece bir tartışma daha çıkmış, evde büyük bir patırtı meydana gelmiş, kapılar çarpılmış, ev halkı iyice birbirine girmişti. Neredeyse kafese saldıracaklarken ortanca oğlan odanın kapısını kilitlemiş, onu bir facianın eşiğinden kurtarmıştı

O gece sabaha kadar korkusundan uyuyamamıştı.

Sabah olunca çocuklar okula gitmişler, evin babası işe, annesi ise pazara çıkmıştı. Hamster fırsat bu fırsattır, kafesin kapısına yüklenmeliyim diye düşündü. Var gücüyle telleri kemiriyor, yaylanarak el ve ayaklarıyla kafesin kapısını açmaya çalışıyordu. Uzun bir uğraştan sonra nihayet başarmıştı. Birden kendisini koridorda buluverdi. Oradan evin mutfağına geçti. Bir hamle daha yaptı, balkondaydı. Balkonun penceresinin açık olduğunu fark etti. Hemen tırmanıp pencereye çıktı ve bahçeye atladı.

Kendisini istemeyen ev halkından baykuşlara yem olma pahasına kurtulmuştu. Tek düşündüğü kendisi için üzülecek olan evin ortanca oğluydu… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 153
Kayıt tarihi
: 09.03.14
 
 

1958 yılında Söke'de doğdum. Esnaf çocuğu olarak ilk, orta ve lise eğitimimi Aydın ili Söke ilçes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster