Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '18

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
63
 

Hayal Üfleyen Gezgin: Aziz Ahmedov

Hayal Üfleyen Gezgin: Aziz Ahmedov
 

İzmit’te İngilizce öğretmenliği yapan 23 yaşındaki Türkmenistanlı Aziz Ahmedov, dünyanın çeşitli yerlerini geziyor. Üniversite eğitimi için Türkiye’ye gelen Ahmedov’un gezgin olma macerası, 3 yıl öncesine dayanıyor. Bir sabah uyanıp bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eden Ahmedov, cesaretle Adana’ya tek yön uçak bileti alarak gezmeye başladı. Çoğunlukla otostop çekerek 10 farklı ülke ve 100’e yakın şehir gezdi. Bunların arasında sayısız şelale, çöl ve antik kent yer alıyor. Türkiye’de 81 ilin 59’unu gezdi. 2019 yılında ise Türkiye’nin tamamını gezmeyi hedefliyor. Ahmedov, gezdiği yerleri Yeniden Yollara isimli blogundan ve sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. İnsanların hayal kurmadığını söyleyen Ahmedov’un en büyük amacı ise insanlara hayal aşılamak. Bu yüzden kendisini Hayal Mühendisi olarak isimlendirerek Hayal Rotası adını verdiği kamplar düzenliyor. Yani kendi deyimiyle insanlara ‘hayal üflüyor.’ Yolculuk yaptığı süre zarfında dünyada iyi insanların neslinin tükenmediğini gördüğünü belirten Ahmedov, yolculuğun kendisine insanları sevmeyi öğrettiğini söylüyor.  Gezginlik serüvenini Bayan Rosa’ya anlatan Ahmedov, gezgin olmak isteyenlere bir harita alıp o haritaya bakmalarını ve hayal kurmalarını öğütülüyor. Öyleyse onun deyimiyle haydi, ‘Yeniden Yollara…’

Öncelikle sizi biraz tanıyalım. Siz kimsiniz? Gezgin olma süreciniz nasıl başladı?

Ben dünya vatandaşlığını kabul etmiş, Türkmenistan’da doğmuş bir insanım. Yaklaşık 5 senedir Türkiye’deyim. Üniversite eğitimim için gelmiştim aslında. Yaklaşık 3 senedir part-time gezginlik yapıyorum. Şöyle bir felsefem var. Ayda en azından bir yere kampa gitmem gerekiyor. Eğer dördüncü hafta bir yere gitmiyorsam medeniyetten sıkılıyorum. Bana fazla geliyor binalar, teknoloji. Bir şeyler yolunda gitmiyordu ve ben de ‘Yola çıkmalıyım’ dedim. Türkiye’ye geldiğimde bir yerlere gidiyordum. Birçok tarih mekanı görmüşümdür. Sonra dedim ki ‘Neden bunu uzun soluklu hale getirmiyorum?’ Ve cesaretle bir sabah uyandığımda tek yöne, Adana’ya bir bilet aldım. Daha önce kendi ülkemde de çeşitli yerlere giderdim. Türkiye’de ise Adana’yla başladı. Adana’da ön yargılarımın yüzde 60’ını kırdım çünkü gerçekten farklı bir millet orada yaşayan insanlar.

Ben lisede ve ortaokulda pısırık, gözlüklü sürekli ders çalışan, akademik başarıyı çok önemseyen, en iyi kıyafetleri giyen, en iyi teknolojiye sahip olan, en iyi yerleri gezen, en iyi koleje giden insandım. Lisede bir gün kendime ‘Dur’ dedim. ‘Ben zaten gelmişim 18 yaşına. Bundan sonra yaşayacağım 40-50 sene var belki ve en iyi şekilde yaşamam gerekiyor. Daha çok şey öğrenmem gerekiyor. Akademik başarı aslında çok da önemli değil. Kiminle yarışıyorum ki kendimi ispat ediyorum?’ dedim. Sonra yarışmayı bıraktım. Ben o kafayla gitseydim muhtemelen gideceğim her fakültede birinci olabilirdim. Durdurdum kendimi ve İngilizce Öğretmenliği okudum. Tüm bu süreç 3 sene öncesine dayanıyor. Eskiden param olursa gezerdim.

"NEREYE GİDECEĞİME YOLDA KARAR VERİYORUM"

Gezmeden önce plan yapıyor musunuz? Bir rotanız var mı?

Ben genelde plansız yola çıkmayı seviyorum çünkü plansızlığın verdiği tat ayrıdır ama kısıtlı bir sürede plan yapmaya çalışıyorum. Mesela 1 haftalık bir sürem varsa onu en iyi şekilde değerlendirmek için plan yapmak zorundayım. Plan yaptığımda da yolda karar veriyorum nereye gideceğime. Yola çıkıyorum, başlangıç noktasında başlıyorum plan yapmaya. Çünkü yaptığım bütün planlarımda aksilik yaşandı ve bir şekilde hayal kırıklığı oluştu. Benim işim otostopla gezmek. Belki başlangıçta uçakla bir yere gidebiliyorum ama sonrasında başlangıçtan sonuna kadar otostopla gidiyorum. Çünkü seni kimin otostopla nereden ve ne zaman alacağı, o kişinin nereye gideceği belli değil. Onun da ayrı bir tadı var. Çünkü plansızlık da bir bilinmezlik getiriyor. Ne kadar plansız olursam o kadar heyecanım artıyor. Daha keyifli oluyor.

Yolda otostop çekip giderken insanlara ‘Ben gezginim’ dediğinizde ne tepkiler veriyorlar? Şaşırıyorlar mı?

Şaşırıyorlar. ‘Necisin, deli misin, niye böylesin?’ diye bazı insanlar soruyor.  Bütün Ortadoğu, Güney Doğu ülkelerini gezdim. Şu an olmasa da bence medeniyet orada var. Oraları meraktan değil, rastgele oldu gezmem. Geriye dönüp baktığımda noktaları birleştirebiliyorum. Bir ara oturdum baktım gezdiğim ülkelere ve ‘Ben burayı neden gezmişim’ dedim. Çünkü hiç planımda yoktu. Mesela ben Ürdün’e yanlışlıkla gittim. Arkadaşımın biri Pazar günü uçak biletinde indirim olduğunu söyledi ve ben hiç düşünmeden 4 gün sonra işimden istifa edip gittim.

İstifa mı ettiniz yoksa izin mi aldınız?

 İstifa ettim. Zaten 2 hafta sonra Mısır’a gidecektim ve istifa edecektim. Kafama ben bunu yerleştirmiştim. Çünkü hiçbir kurum bir çalışana 2 aylık bir tatil vermez haklı olarak. Çantamı topladım ve gittim.

Gittiğiniz yerlerde kamp yapıyorsunuz. Kampa göre mi bir plan oluşturuyorsunuz? Yoksa gideceğiniz yerlerde nereler gezilebilir diye bunun planını yapıyor musunuz?

Hangi şehre gidip nereleri görebilirim, bunları not ediyorum. Küçük bir not defterim var. Yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere iki not defterim var. Gittiğim yerleri oraya not alıyorum. Mesela internette gezinirken güzel bir yer görüyorum ve ‘Buraya gitmeliyim’ diye not alıyorum. Hazırlık sürecim ise şöyle oluyor. Ben hiç düşünmeden bilet alıyorum. Böyle bir zaafım var.  Vize lazım mı diye hiç araştırmıyorum. Mesela ‘Bu ülkeye gitmem lazım’ diyorum ve bilet alıyorum. Sonra gidene kadar tabiri caizse salak salak haritaya bakıyorum ve hayal kuruyorum onunla ilgili. En büyük yapabildiğim iş bu benim. Hayal mühendisi diyorum kendime. Evimde iki tane biri renkli ve biri siyah beyaz dünya haritası var. Gittiğim yerleri boyuyorum. Sabah akşam gideceğim ülkeye bakıyorum. Ve şunu fark ettim. O süreç beni çok iyi bir şekilde bilgilendiriyor. Şehirleri sırasıyla ezberlemek zorundasınız. Ya da o haritayı bilmeniz gerekiyor ki insanlar sizi otostopla ‘Seni şuraya kadar götürebilirim’ dediği zaman önünüze kaç kilometre olduğunu bilesiniz. Gitmeme 15 gün kaldıysa vize var mı diye araştırıyorum.

Çantanızı neye göre hazırlıyorsunuz? Neler koyuyorsunuz çantanızın içine?

En çok keyif aldığım bir diğer nokta da çanta hazırlamak. Kampa gidersem ayrı şeyler alıyorum, normal şehir gezisi oluyorsa farklı şeyler koyuyorum. Çantamı olabildiğince hafif tutmaya çalışıyorum. Ben 3 senedir gezdiğim için bayağı tecrübe edindim bu konuda. Gezinin ilk gününde hafif bir çanta, son güne doğru ise gittikçe ağırlaşan bir çanta oluyor.  Çünkü gittiğim yerlerden broşür toplamayı seviyorum. Aynı zamanda yenidenyollara.com adlı bir blog yazdığım için almaya çalışıyorum. Bunun için de broşür topluyorum. Bu şekilde de bilgiler topluyorum. Eskiden mat alıyordum, battaniye, uyku tulumu alıyordum. Çadırım var. Kıyafet olarak eğer yaz günü ise iki tane tişört, iki tane şort alıyorum. Bunlar beni idare ediyor. Bir çift çorap alıyorum. Kışın ise bütün kıyafetlerimi üzerime giyip öyle yola çıkıyorum. Böylece ağırlıktan kurtuluyorum. Üç hırka alıyorsam üzerime giyiyorum ya da montumu üzerime giyip öyle gidiyorum. Şehir gezilerinde de eğer yakın bir mesafeye gidiyorsam bir iki günlüğüne küçük çantayla çıkıyorum. Uzun soluklu çıkıyorsam da ona göre bir planlama yapıyorum.

"GİTTİĞİM YERLERDEN EŞYA DEĞİL, HİKAYE TOPLUYORUM"

Gittiğiniz yerlerden eşyalar alıyor musunuz?

Ben eşya toplamıyorum hiçbir zaman. Ben anı topluyorum, hikaye topluyorum. Ben hikaye peşindeyim zaten. İnsanlar gittiğim yerlerden bir şeyler getirmemi istiyor. Çantam ağırlaşıyor ve bu yüzden almıyorum. Ben artık keyif için gezmek istiyorum. Biraz daha üst seviyeye taşımak istiyorum yaptığım işi.

En uzun soluklu geziniz ne kadar oldu?

En uzun soluklu gezim 91 gündü. Türkiye turuna çıkmıştım. Adana’dan başlamıştım. Amacım Adana’dan otostop çekerek sahilden İzmir’e kadar gelip İzmir’den eve dönmekti. Ama yolun verdiği özgürlüğü ve keyfi aldıktan sonra biraz zor oluyor. İzmir’den Manisa’ya, Kütahya’ya, Eskişehir’e ve Ankara’ya gidince ‘ Samsun da çok yakınmış’ dedim. ‘Oraya da gitmem gerek. Karadeniz’de de gitmem gereken yerler var’ dedim. Ve gittim. Plansız gidince istediğin yere kadar gidebiliyorsun ve yol uzuyor. 91 günde 25 şehir gördüm. Mükemmel insanlarla tanıştım. Bugün de geldiğim noktada 59 şehir gezmişim Türkiye’de. 81 ilin 59’unu tamamladım. 2019’da bütün hepsini tamamlamayı düşünüyorum.

Gittiğiniz yerlerde nerelerde kalıyorsunuz? Konaklamayı nasıl planlıyorsunuz?

Mesela bazı yerlerde kamp ekipmanlarımı almıyorum. En son Doğu’ya gittim. 15 günlük bir turdu. 15 günde 8 şehir gezdim. Ve hiçbir zaman dışarıda yatmadım. Çünkü arkadaşlarım var ve tanıdıklarda kalıyordum. Mesela Bingöl’e gidiyorduk. Şehre ulaştık. Kar yağıyordu ama yine de mutluyduk. Bir arkadaşımız ‘Yoldaysanız sizi amcama yönlendireyim’ dedi. O arkadaşla internetten tanışmıştık ve hiç yüz yüze görüşmedik. Akşam yemeğine onlara gittik. Ancak eşi hasta olduğu için bir başka akrabalarına yönlendirdiler bizi. Günün sonunda bir aileyle yöresel yemekler yedik. Evde yemek yedik ve sonunda da sıcak bir yatakta uyuduk.

Diyelim ki günün sonu geldi ve kalacak bir yer bulamadınız. Ne yapıyorsunuz?

Hostele gidiyorum. Hostel, paylaşımlı odalar demek. Yani bir odada 8 kişi kalıyor. Duruma göre 4 veya 16 kişi kalıyor. Bir gün Gürcistan’da yolda kaldık. Ben moral bozmamak için güzel şeyler söylüyordum kız arkadaşıma. Çünkü yoldayken moraliniz bitti mi hiçbir keyif alamazsınız gezinizden.  Bütçemiz de kısıtlıydı ve kalacak yer bulamadık. En ucuz oteli buldum. Şehrin en ücra köşesindeydi ve o gece orada kaldık.

Genelde tek mi geziyorsunuz yoksa bir arkadaş grubunuz oluyor mu? Birileriyle yolculuğa çıkmak da zor bir durum bence.

Bireysel veya birileriyle gezmenin hem avantajları hem de dezavantajları var. Tek başına gezerken özgürsün. İstediğin her şey, aktivite, her konaklama yeri, her tanışacağın insan sana bağlı oluyor. Yanımda bir kişi olsa bile biraz daha ona bağlı hareket etmek zorunda kalıyorsun. Bu insanı biraz kısıtlıyor. Ama diyelim ki tuvalete gideceksiniz, çantanızı arkadaşınıza bırakabilirsiniz. Ya da havalimanında uyuyacaksınız diyelim ve telefonunuzu şarj ediyorsunuz. Eşyalarınızı ona bırakabilirsiniz.

Siz hangisini daha çok seviyorsunuz? Hangisi daha verimli oluyor?

Ben tek başıma gezerken inanılmaz keyif alıyorum. Daha çok insan tanıyorum. Daha özgür olduğumu hissediyorum. Özgürlüğü iliklerime kadar yaşıyorum yani. Ama son zamanlarda kız arkadaşımla geziyorum. Onun da ayrı bir eğlencesi ve ayrı bir kolaylığı var her anlamda. Hem moral olarak hem de eğlence olarak. Kız arkadaşımla gezerken de mutluyum, tek başıma gezerken de. Birileriyle yolculuğa çıkarken yanımdaki arkadaşım da zevk alsın istiyorum.

Gittiğiniz ülkelerden hatıra olarak herhangi bir şey alıyor musunuz? Genelde insanlar o ülkelere ait magnetlerden alırlar.

Gittiğim yerlerde bir anneme bir de gelecekteki eşime kaşık topluyorum. Tahta kaşık gibi değil de daha yöresel kaşıklar. Mesela o ülkeye ait bayrak veya isim yazanlardan. Magneti herkes topluyor. Ben farklı olmak istedim. Eğer günün birinde evleneceksem eşime ilk günden gittiğim ülkelerden kaşık koleksiyonu vermek gibi, oturma odasına assın diye.

"SEN HER HEYECANLANDIĞINDA BİRİLERİNE HAYAL ÜFLÜYORSUN"

Hayal Store, Hayal Kampı ve Hayal Rotası’ndan bahsediyorsunuz sosyal medya hesaplarınızda. Nedir bunlar, açıklar mısınız?

2018’de 3 tane projem var. 2016’da bir konuşmaya katıldım. Oradaki konuşmacı, insanların hiç hayal kurmadığından bahsediyordu. Ben de dedim ki ‘İnsanların hayal kurması için bir şeyler olması gerekiyor.’ Bunu konuşmak kolay. Şunu düşündüm. ‘Ben neyden zevk alıyorum? Kamptan. O zaman ben bireysel değil de insanlarla birlikte kamp yapayım. Orada da insanlara hayal aşılayayım. Sen her heyecanlandığında birilerine hayal üflüyorsun. Bunu unutma.’

Yani insanları hayal kurmaya teşvik ediyorsunuz.

Evet. Hayal seansları vardır benim ayarladığım kamplarda. Herkes yemeğini yer. Ardından herkes ateşin başına geldiği anda hayal seansı dediğimiz bir etkinliğe başlıyorum. Orada ben kendi hayallerimden, insanların neden hayal kurması gerektiğinden bahsediyorum ve o anda çok heyecanlanıyorum. Çünkü 10 kişide olsa 50 kişi de olsa beni dinleyen bir topluluk var ve saygı duyuyorlar. Çünkü bir felsefem var benim ve bu doğrultuda yol almayı tercih ediyorum. Benim kurguladığım bir hayal kampı organizasyonunda birbiriyle sohbet eden insanları toplamak istiyorum ateş başında. Her yere ateş yakıp doğayı katletmektense, kocaman bir ateş yakacağız ve o ateşin başında sohbet edeceğiz. Çünkü herkes bir ateşin başında olduğunda ister istemez bir muhabbet ortamı oluşuyor. Ertesi sabah herkesi tek tek uyandırıyorum ve herkes neyi var neyi yok masaya döküyor. Pazar günü Hayal Kahvaltısı oluyor. Sohbetli güzel bir kahvaltı oluyor.

"BU İŞİ TİCARETE DÖKTÜĞÜN ANDA DOSTLARIMIZI KAYBEDECEĞİZ"

Hayal Rotası nedir?

Hayal Rotası ise insanların beni teşvik ettiği şeyler. Mesela ‘Biraz tecrübem var, birlikte gezelim. Ben korkuyorum’ diyorlar. Özellikle kadınlar. Hayal kamplarında yüzde 70 erkek, yüzde 30 kadın oluyor. Aileler de izin vermeyebiliyor. Bugünkü Türkiye şartlarında bir kadın da kampa gitmeye korkuyor. İnsanların korkuları var. Ama geçenlerde Hayal Kampı 13’ü düzenledik. Yakında 14.sünü düzenleyeceğiz. Şimdiye kadar ne bir problem oldu, ne bir hırsızlık oldu ne de birbirine saygısızlık yapan insanlar oldu. İnsanlar güvenle geliyor. Kız arkadaşım şunu diyor, ‘Sen bu işi ticarete döktüğün anda biz dostlarımızı kaybedeceğiz.’ Hayal Rotası’yla yaptığımız turlar bir tur şirketinin düzenleyeceği turdan yüzde 200 daha ucuz. Benim turlarımda insanlar özgürce gezebiliyor.

"BENİM ÜZERİME HAYAL KURAN İNSAN TANIMIYORUM"

Hayal Store ne oluyor?

Hayal Store ise bu olayı biraz daha ticari boyutu. Ben şey diyorum ‘Yeniden Yollara farkıyla Hayal Store’. Çünkü Hayal Store’un amacı şu: İnsanlara bazı ürünleri çok kolay ve ekonomik bir şekilde temin edebilmek. Hayal Store’un ürünleri çeşitli değil ve ben zaman ayıramıyorum buna şu anda ne yazık ki. İlk etapta hayal üflemek istiyorum insanlara ve bu yüzden harita satıyorum. Ve bu işi Facebook’tan değil Instagram’dan yürüteceğim. Benim yolculuğa çıkmadan önce baktığım ve hayal kurduğum haritalar bunlar.

Benim dünyada en iyi yapabildiğim iki şey var. Birincisi, en iyi hayali ben kuruyorum. Benim üzerime hayal kurabilen bir insan tanımıyorum. En büyük hedeflerimden biri sözlükteki hayalperest kelimesinin negatif anlam çağrıştırmaması. İkincisi ise dünyanın herhangi bir noktasından sağ salim bir şekilde eve dönebiliyorum.

Kaç ülke, kaç şehir gezdiniz? Bunlar nereler?

100’e yakın şehir, 10’a yakın da ülke gezdim diyebilirim. Bunun içinde Mısır, Ürdün, Lübnan, İran, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Kıbrıs, Türkmenistan var.

İnsanlarda genelde Amerika ve Avrupa’yı gezme hayali vardır. Siz daha çok Doğu ülkelerini gezmişsiniz. Bunun sebebi nedir?

Bana göre medeniyet Doğu’da başladı. İnsanlık oradan yayılmaya başladı. Medeniyet Doğu’da diyorum ben. Hiçbir zaman Amerika, Avrupa, Kanada hayalim olmadı.

Neden olmadı?

Medeniyet, kültür ve doğa benim ilgimi çekiyor. Ben ilk gezdiğimde tarihi yerleri gezmeyi düşünüyordum. Şu an ise tarihi yerler hiç ilgimi çekmiyor. Bir şehrin tarihi açıkçası umurumda değil çünkü o kadar güzel antik kentleri gördüm ki ben artık o gittiğim taş yığınları kesmiyor beni. Beton geliyor oralar bana. İlgimi çeken yerler doğal yerler ve insanların kültürünü yansıtan ortamlar.

Bundan sonra nereleri gezmek istiyorsunuz? Gezmeden ölmek istemiyorum dediğiniz yerler var mı?

Bütün şehirler yok listemde. Her yeri, bütün şehirleri karış karış gezmek imkansız zaten. 10-15 günde sıkıştırılmış programlarla 20 ülke gezmek bana göre değil. O özgürlük değil bence. Ben biraz özgür olmak istiyorum. İstediğim her sokağa gireceğim, o insanlarla delice dans da edeceğim, sohbet edeceğim ve o insanları tanımaya çalışacağım. Mantığım bu.

"GÖRDÜM Kİ İYİ İNSANLARIN NESLİ HALA TÜKENMEMİŞ"

Bu yolculuklara başlamadan önce nasıl bir insandınız? Şu an geldiğiniz noktada ne öğrendiniz? Yolculuk size ne öğretti?

91 günlük yolcuğum sırasında otostop çekiyordum. Yine bir gün Sakarya-Kocaeli sınırında Eşme’den otostop çekip Derince’deki evime gitmeyi planlıyordum. Şöförün biri beni aldı ve en ön koltukta birisi daha vardı. Muhabbet ederken gezgin olduğumu söyledim. En ön koltuktaki adam bana ‘Kardeş 91 günde ne öğrendin?’ dedi. ‘Abi seni sevmeyi öğrendim’ dedim. Şaşırdı ve ‘Nasıl yani?’ dedi. ‘Gördüm ki hala iyi insanların nesli tükenmemiş. Hala empati duygusunu taşıyan insanlar var. Ülke coğrafya fark etmiyor’ dedim. Yolun öğrettiği çok şey var. Örnek vermek gerekirse, otostop çekiyorsun ve bir avukatın arabasına biniyorsun. Kartını veriyor mesela ‘Ankara’ya geldiğin zaman beni ara’ diyor. Onunla hukuk konuşup tecrübelerinden faydalanıyorsun. İki saat sonra bir başka yerde otostop çekip bir arabaya biniyorsun. Bir doktorla karşılaşıyorsun ve onunla beyinle ilgili konuşuyorsun. İniyorsun bir öğretmene denk geliyorsun, eğitim üzerine konuşuyorsun. Aslında her bindiğim arabanın şoförü bana bir şeyler katıyor. Hayatımın şekillenmesine yardımcı oluyor. 90 dereceyle değil de 360 dereceyle bakabilmeme yardımcı oluyor.

"HARİTAYI AÇIP SALAK SALAK HAYAL KURUN"

Gezgin olmak isteyen bir sürü insan var. Ancak herkes işinden, okulundan veya maddi sebeplerden dolayı gidemeyebiliyor. Gezgin olmak isteyen insanlara ne öneriyorsunuz?

Haritayı açıp salak salak hayal kursunlar. Çünkü bir gün kurdukları hayal gerçekleşecek. Plan yaptığın zaman hayal kırıklığı var sonunda ama hayal kurduğun zaman hayal kırıklığı zor oluyor. Ama inanarak hayal kurmak gerekiyor. Bugün Antarktika’nın hayalini kuramaz bir insan. Çünkü bir anda Antarktika’ya gidemezsiniz. Ama ilk olarak gezmeye başlamak için inanmak lazım, hayal kurmak lazım. Para çok da önemli değil. Çünkü hala iyi insanlar var. Asla aç kalmıyorsunuz, yolda kalmıyorsunuz. Türkiye’deki insanlar öncelikle kendi ülkelerini gezmeli. Tamam, Avrupa çok güzel ama Karadeniz çok daha güzel. Karadeniz’de mutlaka Rize Çamlıhemşin’i görmeleri gerekiyor.  İnsanlara popüler yerleri değil de çok ticarileşmemiş yerleri gezmelerini tavsiye edebilirim.

SENEYE VAN GÖLÜ EKSPRESİ POPÜLER OLACAK

Doğu Ekspresi son zamanlarda çok popüler. İnsanlar gitmek için yer bulamıyor hatta. Siz geçtiğimiz günlerde Doğu Ekspresi ile yolculuk yaptınız. İzlenimleriniz neler?

Gitmeyin Kars’a, Kars’ta bir şey yok. Kimse gitmesin. Popüler kültürün getirdiği bir şey bu. Temel espirisi tren yolculuğu yapmak. Niye, çünkü bugün hızlı tren, metro ve tramvay var ama o kara trenin hissini vermiyor. Ve insanlar bazı şeylerin özlemini çekiyor, nostalji duymayı seviyor. O yüzden biraz popüler oldu. Ama yoldaki manzaralar özellikle Erzincan ve Erzurum arasındaki manzaralar inanılmaz güzel. Bir tarafta Fırat Nehri akıyor, dağlar karlı. İnanılmaz keyifli. Bugün insanlar sırf kaz eti yemek için gidiyorlar Kars’a. Orada her türlü faaliyet ticarileşmiş durumda. Bir de Ankara’dan Tatvan’a kadar Van Gölü Ekspresi var. Van Gölü’ne kadar gidiyor. Daha popüler olmadı ama seneye kesinlikle o da popüler olacak. Popülerleşmeden gitmek gerekiyor.

Bu gezileri işe dökmeyi düşündünüz mü? Firmaların sponsorluğunda gezenler var. Bu tarz teklifler aldınız mı?

Ben birilerinin nazını çekmek istemiyorum. Tamamen özgür olmak istiyorum. Yarı bağımsızlık gibi bir şey benim literatürümde yok. Gezerken belli ürünlerin reklamını yapıp para kazanan bir kitle var. O şekilde maddi anlamda bazı açılardan rahat etsen de birilerinin ağız kokusunu çekiyorsun. Ben bu şekilde zevk alıyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 91
Kayıt tarihi
: 01.03.18
 
 

Bayan Rosa, umut verici insan hikayelerinin yer aldığı bir yaşam blogudur.  Eğer sizin de paylaşa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster