Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
581
 

Hayat bazen...

Hayat bazen...
 

Kara Korsan, ayyaş Niko ile atıştı.

İlk kez hesabı ödemeden, çekti kapıyı çıktı.

Gemiye dönünce ama işte bağrına bir ateş saplandı. ”Ah!...” dedi. ” Ah!... yanlışlık ettim. Ne olursa olsun hesabı kapamalıydım!” Ayılmanın şafağında, gücenmişliğin yasındaydı.

Ayyaş Niko, korsanın ardından, bir bayram şenliğinden ödünç sesiyle bağırdı: “Herkese benden bir içki!”

Teneke damlı eğreti barın kapanması yakındı. Limanda tek tük ışıklar vardı. İçerde ise adlarını dahi unutmuş üç-beş gemici tayfası. Niko belli belirsiz konuştu kendi kendine:

“Aman boşver... Kurtuldum ya şu mendeburdan!... Gururludur bir de şerefsiz; tövbe uğramaz artık... Kara kartallara yem olsun kara suratı!”

Biriktirilmiş nefretin ve tiksinmenin doruğundaydı hisleri.

“Yine de....” dedi, durdu biraz. “Unutmazdı bu aşşağlık adam hesabını hep kapatırdı ama...”

Sonra parladı gözleri... besili fareyi dişlerinin arasına geçiren korkak sarman kedininki gibi sarı sarı parladı gözleri.

“Bak!” dedi hemen. “Bak nasıl da yan çizdi. Nasıl da paramın üzerine yattı.” Silindi dost günler bir anda ayyaşın gözündeki perdeden.

Hırs, öfke ile birleşince kör eder adamı. Hırsına öfkesine boyun eğen, basıp yürüyeceği önündeki düzgün yolu göremez de tökezler. Çiğ adam ki işte hırsını öfke ile dehler...

Derken... Üç adam belirdi barın ufka bakan kapısında. Sırtlarında yeni doğan günü taşıyan üç adam... Adları : Güm, Pat ve Çat'tı. Girdi içeri üç cengaver, denize başkaldıran tuz kokulu üç yiğit adam. Kara Korsan'ın gözde adamlarıydı bu gelenler. Niko'nun avcuna sayıverdiler korsanın askıdaki hesabını: “1 fenik, 2 fenik, 3 fenik... toplam 28 mark 15 fenik...”

Niko pek şaşırmadı ama utandı. Etli pembe yanakları bu utançla kızararak lipir lipir sallandı. “Tamamdır!” dedi. Selam söylese miydi kara korsana?! Bir an kaldı.

"Tamam değil!” diye gürledi GÜM.

“30 Mark daha gönderdi korsan sana. Eski günler ve güzel anıların hatırına!”

Şaşırmıştı Niko ama belli etmedi şaşkınlığını. Hakkıymış gibi benimseyiverdi üstelik hemencecik bu parayı.

"İyi olsun bakalım....” dedi usulca. Fazladan gelen bu 30 markı göz ucuyla saymadan da geri kalmadı.

"Eh artık ben de bir kuru selamı esirgemeyeyim kendisinden” diye düşünüyordu ki.... PAT lafa karıştı. Şıkırdatarak Niko'nun önüne 30 Mark daha fırlattı.

"Hey ayyaş!" dedi PAT, pat diye... "30 Mark daha var bu kesede senin için. Korsan dedi ki : Kalbini kırdıysam bunlarla yamasın ve beni düşünsün bir kez daha”

Bu defa derinden şaşkındı Niko. Kalbi kırık filan değildi yaşananlardan. Hatta mutluydu bile bu gürültücü gemiciden kurtulduğundan. Ve neyini düşünecekti ki Kara Korsan'ın? Bir adını bilirdi işte. İyi içerdi, parasını öderdi. Bağırır çağırırdı sağa sola ama zararsızdı. Bundan ibaretti bütün bildiği. Yoksa iyi bir adamdı da tanıyamamış mıydı bu kara adamı yeterince? Dost mu belleseydi yoksa? Baksana cömert de çıkmıştı....Yüce gönülülük timsali paralar pırıl pırıl parlıyordu tahta masanın üstünde. Şüphe düştü Niko'nun kalbine.

Şüphe, girdiği kalbi usuldan yer. İpekböceğinin asma yaprağını yediği gibi. Böcek kanatlanır kelebek olur ve yapraktan da iz kalmaz geriye.

Ve işte tam da bu sırada.... “Hey!” dedi ÇAT.

"Bu da sana son 30 Mark! Kara Korsan, hesap tamam dedi. Uğramayacak bir daha buraya kafa bulmaya.”

Tir tir titriyordu Niko'nun yanakları. Ani bastıran hüzünle... büyüdü... büyüdü göz bebekleri. Al basmış boynunu, kulaklarını ayrı ayrı oynata oynata sordu... cılız cıpcılızdı sesi:

"Peki bu son para da neyin nesi kuzum?!...”

"Eh onu da var sen düşün” dedi ÇAT. “Düşünürsen bulurmuşsun... böyle dedi korsan”

O geceden sonra... ömrünün kalanında... bu 30 Markın niyesini düşündü durdu Niko. Dert sardı içini dışını. Korsanı bir an olsun aklından atamadı. Sorusunun yanıtını hiç öğrenemeden, günbegün elden ayaktan daha bir düşe düşe göçtü gitti dünyadan.

İşte bazen böyledir hayat! Ne ki bu şimdi böyle deme...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Neyin ne olduğu az da olsa anlaşılıyor...

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 05.05.2010 10:12
Cevap :
Az anlatmak, çok yaşamak istiyorum ben. Az anlatsam ama etrafımdakiler anlasa; prospektüs aramasak yaşamalara!... Sevgiler...  05.05.2010 13:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 927
Kayıt tarihi
: 11.04.10
 
 

Üniversitede işletme okudum. Kendi işletmemi işletmek dışında çok çeşitli alanlarda çalıştım. Sahne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster