Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
6886
 

Hayatı fazla ciddiye almak! Nereye kadar ?

Hayatı fazla ciddiye almak! Nereye kadar ?
 

Sn. Cem Beraat Çamsarı Bey’in, bundan sonra Milliyet Blog’da yazmama kararı ile ilgili bir yazı kaleme almıştım ve yazının bir bölümünde şöyle demiştim:

Acaba ben mi çok hafife alıyordum MB’yi ? Yoksa Cem Bey fazla mı ciddiye alıyor?”

Bunun üzerine önce Sn. Mehmet Sağlam bey’den, daha sonra da Sn. Filiz Alev hanımdan bu düşünceme tepkiler gelmişti.

Tepkilerinde son derece haklılardı.

Ciddiye almadığım bir yerde neden bulunuyordum ve ciddiye almadığım insanların yazdıklarını neden okuyordum?

İşin aslı MB’yi hafife almak konusunda sürçü lisan etmiştim ve bu deyim amacını aşmıştı. Elbette ciddiye alıyordum Milliyet Blog'u.

Sn. Mehmet Sağlam Bey’in yazdığı yoruma verdiğim cevapta uzun uzun açıklamış ve kendisinden ve beni yanlış anlayan tüm MB üyelerinden özür dilemiştim.

“Önce ne demek istemediğimi açıklamıştım. Küçümsemek, kaile almamak ve önemsememek değil KATİYEN! Aslında genel olarak hayatı hafife alabilmek. Rahat yaşamayı, hiç bir konuda takıntılı olmamayı seçebilmek...

Duygularımda ve düşüncelerimde özgür olabilmek, hiç bir hırsın, öfkenin, kinin, nefretin beni esir etmesine izin vermemek! Hayatı ciddiye almamak = hafif yaşamak. Olmuş ve olabilecek her şeyi hafife alabilmek. Bu rahat duygularla pozitif hissetmek ve hissettirebilmek!

Hafif yaşamanın verdiği rahatlıkla, pozitif duygularla yaşamak, bu duygularla etrafa bakabilmek... Ama asla önemsememek, ciddiye almamak DEĞİL! Yanlış anlaşıldıysam özür dilerim.” demiştim.

Düşündüm, bütün bunlar üzerine uzun uzun.

Aslında konu neydi biliyor musunuz sevgili okurlar?

Geçmişte yaşadığım sıkıntılardan çıkardığım dersler neticesinde, artık benim hayatı fazla ciddiye almamamdı.

Evet, benim yaşam düsturum buydu artık. Hayatı gereğinden fazla ciddiye almamak !

Zira hayatı, 35 sene gereğinden fazla ciddiye almış ve sorunlardan, sıkıntılardan, problemlerden kurtulamamıştım. Yıllarca sürünmüştüm bu gereğinden fazla ciddiye alma meselesi yüzünden.

Bu huyum yüzünden, en ufacık sorunları, aşılmaz engeller haline getirmiştim. Hiç ciddiye alınmayacak ufacık sebeplerden ötürü sağlam dostluklarımı, aşklarımı, çalıştığım iş yerlerini yitirmiştim.

Hayatı, olayları ve yaşadıklarımı ciddiye aldıkça, karşılaştığım olaylara karşı ciddi tepkiler vermiştim! Temkinli ve sakin olmayı, hayatı hafif yaşamayı bir türlü becerememiştim.

Zor oldu, ama oldu. uzun ve meşakkatli uğraşlardan sonra hafife almayı yavaş yavaş öğrendim.

Eğitimler aldım, kasvetli ve ciddi çevremden uzaklaştım. Konuyla ilgili onlarca kişisel gelişim kitabı okudum.

Ve sonunda kurtuldum!

Bu ciddiyet penceresinden kurtulmak, hayatımda yeni bir huzur kapısı açtı.

Olağan, hafif ve sakin yaşamayı öğrendim. Hiçbir olayı olması gerektiğinden çok ciddiye almamayı da.

Hayatı ciddiye almak, şakayı ciddiye almak gibiydi aslında. Hayattan mutluluk ve tat alamamaktı. Keyif içinde, mutluluk ve huzur içinde yaşayamamaktı. Devamlı engellenmekti…

Yaşadığım hayatı komediye çevirmeye çalışırken önüme çıkan hiç bir ciddi! engele takılmamayı düstur edindim artık.

Son söz : hayata karşı yapılacak en büyük hata hayatı gereğinden fazla ciddiye almaktır.

Saygılarımla,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nilgun hanım yazını hiç beğenmedim..sen değildin..kopuk kopuk yazmışsın..sevdiğim kalem değildin bu blogta..oku dikkatli sende anlarsın ne demek istedigimi..kusura bakma doğru bildiğimi yazarım ister kız ister kızma..kolay gelsin toprak

Aydın ADAM 
 16.09.2011 22:47
Cevap :
:) Olabilir, dert etmedim zaten, tasalanma. Kolay gelsin.  19.09.2011 8:43
 

(dvm)daha fazlasını hedeflemek zaten mümkün de değildir, çünkü yorum alanının sınırları dahilinde daha bir gereğince açıklayıcı olunamayacağı için, anlaşılmamasını da son derece doğal bulurum. O nedenle, beni yanlış anlamanızdan dolayı lütfen siz de kesinlikle üzülmeyiniz. Dediğim gibi son derece doğaldır anlaşılmaması veya yanlış anlaşılması zira bu tür konuların asla kısaca ve kolayca anlatılabilip, anaşılabilir olmadığını eminim ki siz de bilmektesinizdir. Müsait bir zamanda zaten öteden beri de yazmak istediğim konulardır bunlar. Bilmekteyiz ki blog olarak bu hususları daha detaylı bir şekilde ele alma imkanına kavuştuğumda çok daha verimli olacaktır. Dost selamlarımla…

Filiz Alev 
 14.09.2011 17:36
Cevap :
Günaydın Filiz Hanım. Teşekkür ederim açıklayıcı yorumlarınız için. Sizden de konuyla ilgili bir blog yazısı beklemekteyim. Teşekkür ederim nazik, açıklayıcı ve düşündürücü yorumlarınız için. İçten sevgiler, selamlar. Güzel ve aydınlık bir gün dilerim.  15.09.2011 8:56
 

(dvm)daha fazlasını hedeflemek zaten mümkün de değildir, çünkü yorum alanının sınırları dahilinde daha bir gereğince açıklayıcı olunamayacağı için, anlaşılmamasını da son derece doğal bulurum. O nedenle, beni yanlış anlamanızdan dolayı lütfen siz de kesinlikle üzülmeyiniz. Dediğim gibi son derece doğaldır anlaşılmaması veya yanlış anlaşılması zira bu tür konuların asla kısaca ve kolayca anlatılabilip, anaşılabilir olmadığını eminim ki siz de bilmektesinizdir. Müsait bir zamanda zaten öteden beri de yazmak istediğim konulardır bunlar. Bilmekteyiz ki blog olarak bu hususları daha detaylı bir şekilde ele alma imkanına kavuştuğumda çok daha verimli olacaktır. Dost selamlarımla…

Filiz Alev 
 14.09.2011 17:35
 

(dvm)kararsız kaldığı veya yanıldığı bir ayrıntıyı sizde de farkedince, ben de haliyle çok genel anlamda ve kısaca ona da odaklanıp, kısıtlı yorum alanının elverdiği ölçüde ona da değindim. Çünkü insanlar için hayatın içinde gerçekten çok önemli bir husustu bu. Niye ve nereden kaynaklandığına da hakim olduğum bir konu olduğu için, ben de çok doğal olarak o kaynağa dikkat çekmek istedim. O da şuydu: “olumlu düşünmek”, ‘hayatı ciddiye almamak”, “başkalarının yaptığı birtakım yanlışlardan, olumsuzluklardan insanın -kendi adına- etkilenmemesi” ve “yanlışlara-olumsuzluklara tepki gösterilmemesi” başlıkları altında tanımlayabileceğim bu 4 durumun birbirine karıştırılarak aynı şeylermiş gibi algılanması! Oysa bu dördü birbiriyle aynı duruşun uzantıları olmayıp, aralarında çok ince ayrıntılar vardır. Zaten o yüzden çoğu insan da bunları birbirine karıştırır.Yorumumun düşündürme işlevini yerine getirdiğini görmekten de memnuniyet duydum. Zaten bu bile asıl, yeterince sevindiricidir, (dvm.)

Filiz Alev 
 14.09.2011 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8204
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster