Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
450
 

Hayatımızdaki parazitler

Çevremizdeki insanlardan bazıları der ya "Nerde bela var beni buluyor", "Nerde dengesiz insan var beni buluyor" sonra da derler "benim başıma hiç güzel şey gelmiyor", "mutlu olamıyorum", ki bunlar daha uzatılabilir, onlar üzerine yazacağım bugün..

Fizikte öğrendiğimiz kural yani "Zıt kutuplar birbirini çeker" kuralı insan ilişkilerinde ne yazıkki geçerli değil. Ünlü bir sözü vardır atalarımızın "Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim." diye... Ne kadar doğru bir söz aslında şöyle bir düşünürsek. Doğamız gereği kendimize benzeyenlere daha çok kanımız kaynar, hani deriz ya "Tam beni anlattın, aynısından" diye işte öyle. Dengesiz diye tabir ettiğimiz insanların ki ben onlara "Hayatımızın Parazitleri" diyorum, sayıları çevrenizde bir iki civarındaysa sorunumuz o kadar büyük değil, ama nereye giderseniz gidin çevrenize gelen insanlar onlar oluyorsa önce bir kendimize bakalım değil mi? Yine bir atasözü olarak "Hoca hocayı Tekke'de, Hacı hacı Mekke'de, Deli deliyi Dakkada, Bok Boku Kenef'te bulurmuş." Yani hiç kimse kimseyi durduk yere bulmaz. Mutlaka içinizde o sevmiyorum dediğiniz özellikler var ki buldunuz ve samimi oldunuz. (bu aşılamaz bir şey değil ileride değineceğim) Neyse bu insanlarla samimiyetinizi arttırırsınız anlık, değişik güzel şeyler hoşunuza gider, beraber daha çok vakit geçirmeye başlarsınız, ama aslında zehri almışsınızdır bir kere, sizi o yolun sonuna sürükleyecek zehri...Hele bir önceki yazımda belirttiğim hayatınızın anahtarı olan insanlar dışındakilere kendinizi açarsanız, arkanızdan vurulmanız da yakındır, hele o insan biraz uyanıksa o zaaflarınızı bilerek sizi o kadar iyi kullanır ki... istediği şeye alet eder. Kullanılırsınız ruhunuz duymaz, sizi istediği insana karşı silah olarak kullanır üstüne tıpkı bir parazit gibi sizin gelişmenize, gözlerinizi açmanıza da izin vermez. Yavaş yavaş aslında iyi niyetli birisi olsanız dahi sizi bir noktadan sonra kötü bir insan yapar ve en kötüsü siz artık karda uykusu gelen ama aslında ölmek üzere olan bir insansınızdır. Bunun farkına varmak zordur ama bu durumdan kurtulmak daha da zordur. Canınız çok yanar, tıpkı bir kurşun yemiş gibisinizdir. Kurşunu çıkarmaya çalışırsanız canınız çok acır, ama çıkarmazsanız da ölmeniz yakındır. Genelde, en azından benim gözlemlediğim kadarıyla kimse hazır durumundan vazgeçmek istemez ve bu durumunu sürdürür, Değişim cesaret ister çünkü..

Bir çift sözüm var karın altında mutlu mutlu ölecek olana; bir gün daha bitmek üzere, yine aynı günü aynı duygu ve düşüncenle üstte duyduğunu sandığın o küçük mutluluğunla yaşamaya devam edeceksin. Sıkılsan da bu yaşamdan, elinden bir şey gelmeyecek, hayatında değişiklik olsun isteyeceksin, mutlu, huzurlu olmaya çalışacaksın ama olmayacak. Acaba bende mi suç diye soracaksın kendine düşüneceksin, o kadar çok soru var ki kafanda çözemediğin... Ama sen mutluluğa alışık olmadığından hüznü ve acıyı seviyorsun ve nereye gidersen git aynı noktaya geri döneceksin, ne yaparsan yap hep aynı yerde yürümeye devam edeceksin ta ki uykuya dalana kadar...

Unutmayın çevrenizdekiler konumunuzu belirler ve Herkes kendine yakışanı yapar...

Melih...

Tüm yazılarım : melihatasever.blogspot.com da...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1606
Kayıt tarihi
: 11.05.10
 
 

Öğrenciyim. Ankara'da oturuyorum. Hayatı seviyorum. ve diyebilirim ki normal olacak kadar anormal de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster