Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '13

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
206
 

Haydi İletişelim!

Haydi İletişelim!
 

Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz.

Ne konuşuyoruz? Ne anlatıyoruz?

Anlatırken kendimizi ifade ettimiğimizi zannederek sadece konuşuyoruz.

Anlaşılamadıkça çatışmalara giriyoruz. Kavgalar ediyoruz.

Küsüyoruz, darılıyoruz.

Kendimizi ifade edemiyoruz ve yoruluyoruz..

Sonrası ise kendi egomuzu beslemekle uğraşıyoruz.

Yok, BEN değerliyim. Yok, bana layık değildi.

Ben istediğim için benim arkadaşım/sevgilimdi.

Konuşalım, konuşurken sorular soralım.

Bağırmayı konuşmak zannediyoruz.

Küserek kendimizi değerli zannediyoruz.

Dinlememeyi marifet biliyoruz.

Bir arada yaşamak istiyorsak birbirimize saygı duymayı öğrenmemiz gerekiyor.

Kimsenin sınırlarına girmeden ve sınırlarımızı belli ederek yaşamayı bilmemiz gerekiyor.

Baktınız sınırlarımız ihlal ediliyor o zaman ikaz edelim.

Konuşalım ve konuşurken kendimizi nasıl ifade ettiğimize bakalım.

 

5 yaşında ki minik cadım elinde ki minik bir kovaya çakıl taşı doldurup, gelip bahçede ki çiçeklerin üstüne döküyor.

Anneannemiz de peşinde “Yapma, oraya dökülmez”

Miniğim hiç duymuyor o işiyle meşgul.

Annem peşi sıra çırpınıyor.

Balkonda onları izliyorum.

Bizim minik cadı ikinci servise başladı ve kovayı tam çiçeklerin üstüne dökmek üzereydi ki;

Bir şey söylemek istiyorum beni dinler misin?

Başı önünde gözler kovada ve kova hafifçe eğik durdu.

Dinleyecek misin? dedim. Ona göre konuşacağım.

Yüzüme baktı.

O taşlar oraya neden dökülmez merak etmiyor musun?

Gözleri merakla açıldı. Neden ? diye sordu.

Teyzecim bak o taşları döktüğün yerde ne var?

Çiçekler var.

Pekiyi sen taşları neden oraya dökmek istiyorsun?

Güzel olsun diye.

Pekiyi o taşlar çiçekleri eziyor. Görüyor musun?

Evet, anlamında başını salladı.

Yani sen güzel bir şey yapmak isterken çiçeklere zarar veriyorsun değil mi?

Çiçeklerin yanına dökeyim o zaman diye pazarlığa başladı.

Şu an çiçekler nerde dedim.

Toprakta.

Sen o çakıl taşlarını toprağa dökersen ne olur?

Ne olur?

Toprak nefes alamaz. Sen nefes almadan durabilir misin pekiyi?

Hayır, anlamında başını salladı.

Bak çiçeklerin kökleri nerede?

Toprakta.

Nefes alamayan toprak çiçekleri besleyebilir mi?

Dökmeyeyim değil mi? Diye cevap verdi?

Sen bilirsin dedim.

Geriye döndü çakıl taşlarını aldığı yere götürdü.

Geldi döktüklerini de tek tek kovaya topladı. Onları da götürdü.

Bak temizledim dedi.

Benimle konuştuğun için teşekkür ederim dedim.

Ve çiçekleri kurtardığın için de.

hercaideniz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 1082
Kayıt tarihi
: 17.08.07
 
 

Aşktır hayata anlam katan, aşktır bizi yaşama bağlayan. Sustuysa içinizdeki çocuk, aşk zamandır ş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster