Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '17

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
163
 

Hepimiz otomatik portakalız!

Hepimiz otomatik portakalız!
 

İnsan, sadece nefes alıyor olmayı yaşamaktan saymıyorsa elbet kitapsız, filmsiz ve müziksiz yaşayamaz. Her bir sanat dalının insan iyi gelen ayrı bir yönü var. Şüphesiz hepsinin insana yeni bakış açıları kazandırdığı kesin. Film izlerken hayal gücünüz pek katkıda bulunamıyor malesef ama kitap okurken tamamen beyninizin ilüstrasyonuyla karşı karşıyasınız. Bu nedenle ki kitaplardan uyarlama filmleri izlemeden önce mutlaka kitabını okurum. Önce kitap, sonra film... Filmini izlerken, kitabın bende yarattığı o dünyaya yakın bir görüntü oluşmalı bence. Bir kaç örnekle devam edebiliriz. 

Örneğin; Anthony Burgess',n aynı adlı romanından uyarlanan senaristliğini ve yönetmenliğini Stanley Kubrick'in yaptığı 1971 yapımı A Clockwork Orange yani namı diyar Otomatik Portakal... Önce kitabını okuduğum sonrasında filmini izlediğim olağanüstü başyapıt. Filmi kitabı, kitabı filmi kadar iyi olan bir eser. Kubrick'in görsel zekası kesinlikle tartışılmaz. Burgess ise edebi dili çok güçlü bir yazar. Stres yaratan, sorgulatan, güldüren, kızdıran..vs aynı anda bir sürü duyguyu uyandıran değişik bir ruh hali filmi. Ayrıca en dikkat çekici özelliği filmi izlerken Beethoven'ın 9. Senfonisinin farklı yorumlarını dinliyor olmanız. Fakat filmde şiddet sahnelerini kitabındaki kadar etkileyici bulamadım. Kitapta şiddet sahneleri daha ayrıntılı, daha uzun ve daha vurgulayıcı anlatılmış. Filmde ise biraz üstü kapatılmış gibi. Ayrıca filminde Alex 17 yaşında olmasına rağmen kitapta 14 yaşındadır. Dolayısıyla iki farklı yaşın yorumlanması farklı olmalı. Tabi ki Malcolm Mcdowell'ın oyunculuğuna diyecek laf yok fakat sadece bu filmde böyle bir performans sergilemiş diğer filmlerinde aynı başarı söz konusu değil bence. En etkileyici sahnesi ise Alex'in göz kapakları tutturularak film izlettirilen sahne; bir insanın paramparça edilmesini izlemekten çok daha büyük bir stres yaratıyor insanda. 

Ben şuna inanırım ki sanat sorgulamak için vardır. İçinde sorgulama ya da yüzleşme olmayan eserler beni kendine çekmiyor. Otomatik Portakal tam anlamıyla düzeni sorgulatan bir eser. Özellikle ülkesinin durumunu sorgulamaktan kendini alıkoyamayan insanların mutlaka izlemesi gereken bir film. Fİlmin sonu beni hiç şaşırtmadı. Çünkü insanoğlu sapık da olsa, psikopat da olsa kendi çıkarlarını korumak içgüdüsü körelmiyor. Kişinin sadece kendisi için değil herkes için iyi olanı istemesi büyük bir insanlık ,ilkesidir. İşte bu ilkeyi herkesin karakterine ekleyebildiğimiz gün dünya "herkes için" daha iyi bir yer olmaya başlayacak. Malesef; hepimiz otomatik portakalız!

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...:)))...yok yok değiliz de...ikisi de güzeldi ama...kitap ve film...:)))

nedim üstün 
 10.02.2017 21:11
Cevap :
Değiliz değiliz hocam :)) Ben üstüne alınmak isteyen olursa diye yazdım... ikisi de çok iyi ve Burgess'in diğer romanlarını da okumak istiyor insan. Fırsat bulursam bir eserini daha okuyacağım kendisinin. Sevgiler hocam...  11.02.2017 12:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1589
Kayıt tarihi
: 16.12.08
 
 

Deniz tutkunu, anne, evlat, sanat düşkünü, doğaya aşık, var olmanın anlamının peşinde bir insanoğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster