Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Psikolog Ebru Zorlutuna

http://blog.milliyet.com.tr/ebruzorlutuna

25 Şubat '19

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
39
 

Her Çocuk Biriciktir

“Çocuğum Koç Burcu olduğu için çok inatçı.. Hiç beni dinlemiyor.. Hep onun dediği olsun istiyor...”

“Hiç kendini savunamıyor. Çok duygusal! Balık burcu olduğu için her şeyden etkileniyor. Çok kolay ağlıyor...”

“Çocuğumun ruh hali çok değişken.. Bir üzgün.. Bir mutlu.. Ne istediğini bilmiyor.. Tam İkizler burcu çok dengesiz davranıyor”

“Akrep burcu olduğu için çok kincidir. Ona arkadaşı kötü bir şey yapsın asla unutmaz.. Mutlaka bir şekilde intikam alır.”

“Arkadaşları arasında her zaman lider olmak istiyor. Aslan burcu olduğu için gücün hep elinde olması gerekiyor.”

Başak “Benim çocuğum çok titizdir. Ben o kadar düzenli olmasam da oğlum çok derli toplu, düzenlidir. Tipik bir Başak burcu adeta..”

Bu cümleleri günümüz anne babalarından o kadar sıklıkla duyuyorum ki neredeyse oturup astroloji muhabbeti yapacak düzeye geliyoruz. Çocuğunun bir çok davranışını ya da özelliğini astrolojiye göre yorumlayan anne babalar olabiliyor. Bu gibi durumlarla çok sık karşılaşıyoruz. Astroloji çok farklı bir alandır. Astrolojiyle ilgili çalışan bir çok uzman vardır. Burada önemli olan bir çocuğun biricikliğini, kendine has ve yaş dönemi özelliklerini, psikoloji bilimini, mesleğini bir kenara itip “aslan burcu” olmasına bağlanması yanlıştır. Çocuk psikolojisinde bir davranışın tek bir nedeni bile yokken anne babaların sadece burç özelliğine bağlayıp sorunu çözmüş olması ne kadar doğru olabilir?

Çocuğu 2 yaşında olan bir aile geldiğinde inatçılığını ya da benmerkezciliğini “Koç” burcu olmasına bağladığında şunu düşünmemiz gerekir: “2 yaş dönemindeki çoğu çocuk o zaman Koç Burcu olmalı” Çünkü 2-3 yaş arasında çocuklar benmerkezci ve inatçı özellikler gösterebilir. Bu son derece normaldir. Yaş dönemi özelliğidir.

Anne babalar çocukları ile ilgili bir takım saptamalar yaparken çok dikkatli olmalılar. Bilimin ışığından uzaklaşmamalılar. Her şeyden önce çocukların yaş dönem özelliklerini çok iyi bilmelilerdir. Çoçuğunun duygusal olmasını burca bağlamaktansa kendi biricikliğine bağlamayı tercih edebilirler. Bir çok genetik faktöre ya da yetiştirilme tutumlarına da bağlanabilir. Görüşmeye geldiklerinde konuşulması ya da analiz edilmesi gereken o kadar çok şey varken farklı konular gündem maddesi oluyor. Psikologlar burç analizi yapılacak yerler değildir. Astrolojiye herkes inanabilir fakat çocuk psikolojisinde bu kadar sıklıkla kullanılmasını doğru bulmuyorum. Çocuğunuzun Aslan burcu olması terapide hiç bir işimize yaramamaktadır. Biz çocuğunuzu biricikliğiyle analiz ederiz. İsmi Ayşe ise “Ayşe’ye özgü davranışları” parmak izi gibi kabul ederiz. Dediğim gibi çocuğun inatçılığı ya da titizliği tek bir burca göre kategorize edilirse o zaman tüm titiz çocukların “Başak” burcu olması mı gerekir? Çocuğunuzu asla kategorize etmeyin. Onun özelliğini bir şeye bağlamayın.

Astroloji ile başlamış olsak da “halasına çekmiş”, “babası gibi huysuz”, “dedesi gibi hırçın” etiketlemeleri ile devam edelim. Çocukları birilerine benzetmeyin. Benzer davranışları mutlaka olabilir fakat çocuğunuz için ne benzetmesi yapıyorsanız o kalıcı olabilir. Çocuğunuzun huysuzluğu dönemsel yaşadığı bir problemden de yaş döneminden de kaynaklı olabilir. Bir davranışı tek bir nedene bağladığınız da zaten problem çözülmüştür. Ya burcundandır ya dedesine çekmiştir. Bu tür etiketlemeler problemin kaynağına gidilmesini zorlaştırabilir.

Unutmayın, çocuğunuzla ilgili kehanetiniz neyse bir gün mutlaka gerçek olur.. Çocuğunuza “teyzesi gibi adam olmaz bu çocuk” dediğiniz de çocuğunuz da teyzesi gibi adam olmamak üzere uğraşabilir. Çocuğunuzla ilgili dillendirdiğiniz cümlelere çok dikkat edin.  “Bu çocuk inatçı” dediğinizde çocuğunuz bu kehaneti gerçekleştirmek için daha da inatçı davranışlar göstererek sabrınızı zorlayabilir.

“Benim çocuğum çok utangaç” bunu sürekli duyan çocuğunda gerçekleştirmesi gereken bir kehaneti vardır. Bu çocuklar “utangaç bir çocuğum” inancına göre davranışlar gösterirler. Anne “konuşsana dedikçe” çocuğun beyni “utangaç birisin konuşamazsın”der.

Çocuğunuzu neye ve kime göre değerlendirdiğinizin farkında mısınız?

Çocukların kendine has bir çok özelliği vardır. Çünkü her çocuk kendi mizacıyla doğar. Genetik özellikleriyle dünyaya gelir. Ardından yetiştirilme tarz ve tutumlarıyla gelişmeye devam eder. Günümüzde en sık tanık olduğum şeylerden birisi de kendimiz dışında bir sorumlu aramaktır. Çocuklar ailelerin deyimiyle huysuz, hırçın ya da çok ağlayan biri olduğunda bunun çözümünü aramaktansa bir şeye yüklemeyi tercih edebilirler. Bunlar;  “burç özelliği zaten...”. “ halasına çekmiş” . “okuldandır, arkadaşındadır” . Olarak sıralanabilir. Kısacası “bizden olmasından da kimden olursa olsun” durumuna geliyor. Bu durum bana ailelerle ilgili şunları düşündürür: “Aile sorunla yüzleşmeye henüz hazır değil.”, “Problemi nasıl çözeceğini bilemediği için sorumluluğu başkasına yüklüyor” ya da “Sorunlarla başa çıkmakta zorlanıyor.” Her anne baba çocuğunun sorumluluğunu alabilmelidir. Olumlu özellikleriyle kabul ederken olumsuz özellikler gündeme geldiğinde de sorumluluğu başka bir yere yüklememelidir. Hataları ya da problemleri sorumlulukla kabul ederek ebeveynlik yolunda devam etmelidir. Bu süreçte anne babalar zorlandıklarını hissettiklerinde mutlaka ebeveynlik danışmanlığı almalıdır.

Çalışmalarımızı her aileye ve çocuğa göre konfeksiyon değil terzi niteliğinde yaparız. Terapilerde her çocuğun ihtiyacı neyse ona özgü olanı nakış gibi işleriz adeta... Genel geçer yöntemleri bilsek de çocuğa ve aileye özgü terapi planı oluştururuz. Aileler de çocuklarını adeta terzi ustalığıyla yetiştirmesi gerekir. İki çocuğu olan bir aile ikisini birbiriyle kıyaslamaya başladığı an terziliğini bırakmış demektir. İkisine aynı mağazadan aynı şeyi almayı düşünmek gibi bir şey.. Fakat ikiz olsalar bile biri yeşil seviyor diğeri mavi. Siz ısrarla ikisine de yeşil almak için uğraşıyorsunuz.. İkisinin aynı olmasını beklemek bunun gibi bir şey.. Her çocuk kendine özgüdür. Her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Çocuklarınızı gözlemlerken, değerlendirirken ya da sorun çözerken bir çok neden üzerinde düşünün. Bu bazen sizin dışında olabilir bazen de sizinle ilgili bir durum olabilir. Fakat çözümünüz her daim çocuğunuza özgü bir şey olmalıdır.

Çocuklarınızın özelliklerini ya da davranışlarını tek bir kanala bağlamak sorumluluğu oraya yüklemek çözümün gecikmesine neden olabilir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 239
Kayıt tarihi
: 07.04.17
 
 

  Psikoloji Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini Maltepe Üniversitesinde tamamlamıştır.  Çalışma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster