Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2513
 

Her hata yanlış mıdır..? Yahut da; her yanlış, hata mıdır..?

Her hata yanlış mıdır..?  Yahut da; her yanlış, hata mıdır..?
 

Öner Samanlı, hatalar ve yanlışlar üzerine açmazları irdeliyor


HATA YOKTUR, YAPILAN VEYA YAPILMAYAN ŞEYLER VARDIR/MIDIR..( !-?)

Zaman zaman yapılan hatalar…

Zaman zaman yapılan yanlışlar…

Sonrasında pişmanlık dolu bakışlar, bakışmalar…

Canlı aleminin yaşadıkları bunlar…

Her hata yanlış mıdır..?

Yahut da, her yanlış, hata mıdır..?

Yoldan geçenlere, trende, otobüste söyleştiğim kişilere, öğrencilerime yıllardır bu sorgulamayı yapar dururum.

Bir karmaşık olgu…

Her yanlışın hata olduğunu söylemek ne denli doğru, her hatanın da ne kadar yanlış olduğunu söylemek yahut da...

Hatanın karşısında hatasızlık…

Yanlışın karşısındaki doğruluk…

Doğru olan ne, kim, nerede ve nasıl…?

Yanlış olanlar ne, kimler yanlış, yanlışlıklar nerede…?

Çıkılmaz bir mağaranın içerisindeki sonsuz labirent gibi…

Hatalı, hatasız…

Hata var, hata yok…

Hata yapılmıştır, hata yapılmamıştır…

Gidiş yolunu değiştirerek düşünebilir miyiz..?

Yapılan yanlışlıklar düzeltilebilir ölçüde ise doğruya doğru yol alınması söz konusu mudur..?

Yanlışın giderilmesi ile elde edilen doğru sonrasında istenilen ereğe varılmakta mıdır..?

Hatalara bakıldığında, çoğunluk, istemeden bu duruma sebep olduklarını, yaptıkları hataysa eğer, bu sonucun, istemleri dışında oluştuğunu ileri sürmektedir.

Yanlış bilerek ve isteyerek yapılırken, hata bilemeden, istemeden yapılan mıdır..?

Bir soru sorulmuştur.

Sorunun doğru yanıtı (a) şıkkıdır.

Çözümlemeye çalışanın yanıtı ise, (b) şıkkı olmuştur.

O zaman doğru, kanıtlanabilir bir yanlışın karşıtı mıdır..?

Peki, o yanlışı yapan hatalı mıdır..?

Hata yapılmış mıdır..?

Hata yapılanın farkında olunmaması mıdır..?

- Seni çok seviyorum…

- Ben de seni….

- Benimle evlenir misin..?

- Evet…!

- Bence de evet..!

İki kişinin evlilik kararı aldığı bir süreç mutlu son ile düğümlenmiştir.

İlerleyen süreçte bu düğüm çözüldüğünde her ikisi de benzer yanıt verseler de, verilen yanıtlar, anlam olarak birbirlerinden farklı mıdır..?

- Evliliğimiz çok yanlış bir karardı…

- Evliliğimiz büyük bir hataydı..!

Oysa mutluluğun yakalandığı sanıldığı evrede ortak payda aynı değil miydi..?

Evlendik, Mutluyuz..!

Nasıl bir sona doğru varılmaktadır..?

Yanlışın ve hatanın düşünselinde boğuluyor iken bir umar can simidi mi aranmaktadır..?

Nerede bu hatasızlık..?

Nerede doğrular..?

Yanlışlıklar benden mi kaynaklanmaktadır, yoksa ondan, onlardan mı..?

Hataların sebepleri ben miyim, yoksa o mu, onlar mı..?

Hata neden yapılmaktadır..?

Neden doğru yerinde yanlışlar oturmaktadır..?

Rahmetli, dedemin bir deyimini vurgulamakta yarar var.

“Evladım, mizan terazi kurulur o zaman, ak möt kara möt belli olur” (m=g)

Nedir bu mizan terazi, ölüm sonrası, ahret hayatında sırat köprüsü başında günah ve sevap denilen olguların, doğru yada yanlışın, hatalı veya hatasız olmanın, kara kaplı defterden denetimi… (.. ! /..? )

Yanlış hesaplar Bağdat’tan dönüyormuş da, doğru hesapları kim, nerede ve nasıl, onaylamaktadır…

Bağdat uhrevi olmadığına göre, doğrunun da hesabının uhrevi olmayan bir mecrada görülmesi gerekmiyor mu..?

Hataları yapanlar yalnızca insanlar mıdır, hayvanlar için de söz konusu olamaz mı..?

Yanlışları yapanlar yalnızca insanlar mıdır, hayvanlar için de söz konusu değil midir..?

Aslana yem olan güzel gözlü ceylan hata mı yapmıştır, yoksa yanlış mı..?

En fazla hızın 90 km. yazılı olmasına rağmen, trafik kurallarına uymayıp daha hızlı giden bir taşıtın sürücüsünün keskin virajı alamayarak uçurumdan aşağı uçması sonrasında, sürücünün hatasından mı, yanlışından mı söz edilecektir.

Peki o sürücünün otomobilinde bulunan masum üç kişinin ölümü sonrasında ki durumun irdelenmesi nasıl olabilecektir.

Ehli kuburlar, “o otomobile binmekle, yanlış mı yaptık yoksa hata mı..? “ diye karanlık bir çukurda ne kadar düşünebilme şansına sahiptirler…?

Bir soru..?

hata yoktur, yapılan veya yapılmayan şeyler vardır/mıdır..(!-?)

Bu soruya kim doğru bir yanıt verebilmektedir..?

Sanki profesörlük kazanım tezi gibi bir yola çıkışın yanıt arayışında siz nerelerdesiniz..?

Hatalar mantık süzgecinden zorla geçenler, yanlışlar ise mantık süzgecinden bizlerin süzdüğü taneler midir..?

Yanlışın doğrusu olmaktalığı ile, hatanın mihenk taşındaki hatasızlık değeri ne kadardır..?

Yapılan yada yapılmayan şeylerin sonucunda doğrular yada yanlışlar mı vardır..?

Yapılan yada yapılmayan şeylerin sonucunda hatalar yada hatasızlıklar mı vardır..?

“Al tut ellerimi bebek okşa biraz”

Demekle sübyancılıktan mı dem vurulmaktadır..?

Bu söylem bir hata mıdır, yoksa yanlışlık mıdır..?

“Minareden at beni, in aşağı tut beni” türküsü yıllardır radyolarda, televizyonlarda söylenir durur.

Bu türküden etkilenen bir kadın, bebeğini minareden aşağı atmış da, aşağı inip yakalamak istediğinde bebeği paramparçaysa durumu nedir..?

Kadın hata mı yapmıştır, yanlış mı..?

Şaka yaptık, kadın denemek için plastik bebeğini atmıştır dersek, bu söylemle size yanlış mı yapılmıştır, hatalı mı olunmuştur…?

Hata ile yapılanlar yanlış, yanlışlıkla yapılanlar bir hata mıdır..?

Yapılan her hata bir yanlışlığın sonucu mudur..?

Uslarınızın en hızlı rüzgarlarını estirdiğinizi farzedelim.

Rüyalarınızdasınız ve bir yel değirmenin önündesiniz…

Hani yıllarca hülyalarınız olan, o yel değirmenine karşı birde sizin nasıl savaştığınızı, dünyanın görmesini istediğiniz hülyalarınız…

Üstelik Sanço Panço’suz…

Siz yepyeni bir Donsuz Kişot’ sunuz mesela…

Yeni bir roman yazmak yolundasınız….

Sizin ilk romanınızı…

Yazdığınız sizin ilk romanınız,

Oysa Donkişot dünya’nın ilk romanı iken, uzak hülyalarınızla yaptıklarınız, yapacaklarınız, yapmak istedikleriniz, yapmak isteyip de yapamadıklarınız ile doğru-yanlış, hatasız-hatalı, siz hangi uzak yada yakın yolların kahramanısınız…?

“At binenin kılıç kuşananın”

“Yediğin önünde, yemediğin ardında”

“Onun yediğini kısır Kezban yeseydi, dokuz doğururdu”

Gibi söylemler doğru mu- Yanlış mıdır..?

Bu söylemlerde bulunan atalar hatalı mıdır, hatasız mıdırlar..?

“Seni gidi lezbiyen seni…”

“Seni gidi homoseksüel…”

Görmeden yaşanmadan söylenmiş ise ne denli hata yapılmıştır, ne denli yanlışlık, bu söylemlerin neresine saklanmıştır..?

“Vallahi gözümle görmedim ama, genelevde çalıştığı söyleniyor”

Diye konuşan iki kişi arasındaki bu söyleşi, dedikleri gibi dedikodu mudur,

Yoksa o konuşulan kişi hakkında söylenmiş olanlar açısından bakıldığında, o kişinin ırzına ve namusuna leke mi kondurulmaktadır...

Lezbiyen Kadınlar Derneği, Eşcinseller Derneği gibi sivil toplum örgütleri kurarak, üyelerimizin haklarını yasal olarak aramak ve insan olma özgürlüğümüzü doya doya yaşamak ve yaşatmak istiyoruz diyenler, bu söylemlerde bulunanlar,

Doğru mu – yanlış mı yapmaktadırlar…?

Yada hatalı, yahut hatasız mıdırlar..?

İster doğru ister yanlış, ister hatasız ister hatalı bir serüvenin içerisinde çığ topu gibi yuvarlanırken farkındalıklarımız ve farkında olmadıklarımız, gerçekten dünyanın ilk yazılı romanı Donkişot kadar net ve doğru mudur…

Yoksa tamamen terelellimden nağmeler midir..?

Adam sıyırmış, gidip yel değirmenine efelenmekte midir..?

Gerçekten o kadın genelevinde vesikalı çalışmakta mıdır, sosyal güvencesi var mıdır..?

Sosyal güvencesiz çalıştırıyor ise patronu, yanlış mı yapmaktadır, yoksa hata mı..?

Ata binen, kılıcını da kuşanan ama, ne halt edeceğini bilemeyen kişi, yanlış mı yapmaktadır, yoksa hata mı..?

Gerçekten Kezban kısır mıdır..?

Bu Kezban hangi Kezban’dır..?

Her Kezban, kısır mıdır…?

İsmi Kezban olan kainattaki tüm kadın cinsiyetindekiler, bu söylemlere takmalı mıdır..?

Rahmetli Kezban Teyzenin onbir çocuğunu o zaman, leylek mi getirmiştir..?

Homoseksüeller Derneğinin Başkanı iken, hızla giden araçta ölenlerden birisi olan, ölmeseydi;
Avrupa Birliği Parlamentosuna Milletvekili olarak önerilen,

Lezbiyenler Platformunun Sözcülüğünde iddialı bir aday konumunda iken, bir gemi seyahati sırasında tanıştığı erkeğe aşık olup da evlenen, ve erkeği için en güzel atifede bulunan Kezban, çocuk doğururken kan zehirlenmesinden öldüğünde,

Ulu Camiinin İmamının, er yada kadın kişilerin adına cenaze namazı kıldırması yanlış mıdır- doğru mudur..?

Ulu Caminin İmamı hatalı mıdır, hatasız mıdır..?

Hocam bu söylediklerinden çok ders aldık diyenler doğru mu, yanlış mı, söylemektedirler…?

Yahut, vallahi ben bir mok anlamadım diyen, hata mı yapmaktadır, yoksa hatasız mıdır..?

“Anlayana saz, anlamayana davul zurna az”

Söylemi doğru mudur, yanlış mıdır..?

Bu söylemde bulunan atalar, hatalı mı, hatasız mıdırlar…

Öner SAMANLI

DİPNOT: Yazılarım okurları, e-posta iletişim adresimi sormaktalar, beğenileri ve eleştirileri için tekrar teşekkürlerimle sunuyorum.

E-Yorum: onersamanli@hotmail.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkesin hayatı kendine etmeyin kimseyi deşifre,sonra sizi de ederler de göçebe... Kalın sağlıcakla ve gülümsere devam edin o daha iyiydi.

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 26.04.2010 13:18
Cevap :
Böyle bir düşünce içeriği olmadığını söylemek yeterli olacaktır sanırım. Teşekkürler. Öner Samanlı  26.04.2010 18:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 3021
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster