Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
397
 

Herkes kendi kalbini temizlerse

Herkes kendi kalbini temizlerse
 

Herkes Kalbinin içini temizlerse dünya tertemiz olur!

Evet...Hepimiz kalplerimizin içini temizlemeliyiz. Ruhlarımızı. İnsan yaradılışımızın ta başında -mutlaka bir amaç üzerine- kişiliğimize serpiştirilmiş nefret, kin, öfke, haset, kıskançlık duygularının gemlenmediği takdirde nelere yol açabileceğini hiç birimiz tam olarak kestiremeyiz. Çünkü gerçekten bizler, kötü özelliklerimizi kullanmada da alabildiğine üretken olabiliyoruz...Burada tabii harap eden yıkan - bitiren bir üretkenlikten bahsediyoruz.....

Üniversitede öğrencilik yıllarımda, günlük hayatta insanlara kızdığım ve kızgınlığımı yansıttığım olurdu sık sık...belki ergenliğin verdiği etkiyle asla mutlu olamayan, herşeyden şikayet eden, çeneyle karşısındakini bastırmaya çabalayan, aksaklıklar karşısında hiç tahammülsüz bir insan örneği. Psikopat değilsem de alıngan sinirli ve fevrii olmuş olabilirim sıkça.....Derken hayat hepimizi olduğu gibi beni de büyüttü. Beni eğitti...Ben onun bana verdiği dersleri çok güzel aldım.Bunun için çok şükrediyorum tabii. Ders alamayabilirdim de neyse.....

Aslında hayat beni eğitmeden önce de zaten yaklaşık yirmi yıl öncesinde de, dualarımda bunu ben kendim talep ediyordum "Allahım beni iyilerden et ve karşıma iyileri çıkar"... Şükretmek, sağlık ve hayır duaları yanında bu dua benim olmzsa olmazımdı. Hala da öyledir..

Birşey çok söylenince mi oluyor yoksa insan olumluya niyetlenince işi kolaylaştırılıyor mu bilmem , giderek değiştiğimi, geliştiğimi hatta ruhsal bilinç olarak toplum ortalamasının ötesine ulaştığımı hissettim. Ben değişirken çevremdeki can sıkıcı olaylar da azalıyordu sanki...En azından benim kanaatim bu yönde...

Ben günden güne çok kızdıklarımı bağışlamaya, bir olayda hemen tepki vermeyip kendimi karşımdaki insanın yerine koyup onu anlamaya , insanları tebessümle karşılamaya, teşekkür ve iyi günler merhaba ve kusura bakma gibi kelimeleri çok daha cömertçe kullanmaya başladıkça, sonsuz bir ırmaktan ruhuma akan sevginin şiddeti arttıkça arttı. Bu sevgi seli beni etkilediği gibi, telefon konuşmalarında, yüzyüze konuşmalarda, hatta tesadüfi kısa süreli iletişimlerde benimle muhatap olanlara da yansımaya başladı.

Evet kesinlikle doğru: sevgi paylaştıkça artıyor...Sanki bir ilahi ressam eline alıyor devasa bir fırçayı hayatımızı siyahtan gökkuşağının en güzel renklerine çeviriyor..

Herkesin değişmesini beklemeye bile gerek yok; Dünya üzerinde yaşayan insanların 20 de birinin bile bir süreç sonunda ruhen arınıp bunu davranışlarına yansıttığı anda insanlığın nasıl olabileceğini hayal edebilir misiniz.. içimizde kokuşmuş atıklar gibi duran, önyargı, tahammülsüzlük, kabalık, bencillik, nefret, sevgisizlik, karamsarlık, gibi duyguların bizi çok düşük düzeyde etkilediği bir dünya...

Yüreğinde insan sevgisi ve vicdan olan hangi insan eline bir bomba alıp teröre girişebilir...Ya da insanların alın terleriyle aldıkları arabalarını, ya da yemyeşil ormanları ateşe verebilir....

İşe kendimizden başlayalım hemen ve evlatlarımızı da bu yönde telkinle yetiştirelim...Henüz iş işten geçmeden...

İyilikle kalın.......

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 383
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster