Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
679
 

Hüseyin Aygün, CHP, Kılıçdaroğlu ve acaba

Hüseyin Aygün, CHP, Kılıçdaroğlu ve acaba
 

Tanıyabilen var mı?


Bir insanı değerlendirirken genel tutumu ve dünyaya bakışı irdelenmeli, bütünsel olarak. Bir ya da birkaç davranıştan yola çıkarak yargılanmamalı. Tutum ve davranışların nedenleri de düşünülmeli üstelik. Yoksa hem kendimize hem ilgili kişiye hem de topluma saygısızlık etmiş oluruz. En azından, yanılmış ve yanıltmış olma olasılığımız vardır. Değerlendirmemizin sonunda, olumlu bir yargıya varmış olsak bile… 

***
 
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, kendinden söz ettiriyor sık sık. Birileri övgüyle, birileri yergiyle, birileri de tedbirlice söz ediyor. 
 
Devrimci gelenekten geldiğini, politik aktivist olduğunu, insan hakları aktivisti olduğunu söyleyenler var. Doğru mu acaba? 
 
Ben kendi değerlendirmemi yapmadan önce, hakkında okuduklarımı ve milletvekilliği dönemindeki aktivitelerini irdeleyeceğim:
 
1- Hüseyin Aygün; milletvekili olmadan önce, Tunceli’de avukatlık yapmış. Mesleği ile ilgili bir konuda, hapis cezası almış. Sanırım bir buçuk yıl kadar bir ceza… 
 
Ne suç işlemiş de almış bu cezayı? 
 
Tuncelili Hıdır Boğan’ın babasının vekiliymiş. Onun adına AİHM’e dava açmış. Davayı kazanmış ve AİHM, devleti 35 bin lira tazminata mahkûm etmiş. Ne kadar sonra bilmiyorum; Hıdır Boğan’ın babası ölmüş. Hıdır Boğan, bir rastlantı sonucunda, kazanılan tazminatı, Hüseyin Aygün’ün tahsil ettiğini öğrenmiş.  
 
Tahsil ettiği parayı, hak sahiplerinden gizlediği için Aygün’ü mahkemeye vermiş. Mahkeme Aygün’ü; müvekkillerine bilgi vermemek ve güveni kötüye kullanmaktan, bir buçuk yıl hapse mahkûm etmiş. Mahkûmiyetini para cezasına çevirmiş. Hıdır Boğan, cezanın paraya çevrilmesine olan itirazını, Yargıtay’a taşımış. 
 
Bu arada, Hüseyin Aygün, CHP’den milletvekili adayı oluyor. Davanın sonucunu bilmiyorum. Milletvekili olduğu için Yargıtay’da bekletiliyor olabilir. Zaten, benim için önemli olan buraya kadar yaşanan olaylardır. 
 
(Yukarıdaki bilgileri Barış Yarkadaş’ın bir yazısından öğrendim.) 
 
2- Dersim katliamının sorumlusunun CHP olduğunu ve Atatürk’ün de bu olaylardan haberdar olduğunu söylüyor.
 
"Bu dönem boyunca izlenen bütün politikalarda Atatürk devletin başındadır. Fakat Aleviler, bütün bu dönemi Mustafa Kemal'den ayırmak için onun 'büyük lider' kimliğine de gölge düşmemesi için fotoğrafını alıp Hazreti Ali ile yan yana asmışlardır. Bu katliamdan haberdar olmadığına, kendilerini inandırmışlardır" 
 
Bu sözlerin sahibi, Hüseyin Aygün’dür. 
 
3- “Kürtçe seçmeli ders olarak kalmamalı ana dilde eğitim olmalı... Ayrıca Zazaca, Arapça, Lazca seçmeli dil olarak müfredata girmeli.” tezini savunmaktadır. 
 
4- Parti tüzüğüne aykırı olarak Seyit Rıza’ya itibarının iade edilmesi için yasa teklifi hazırlamış ve bu teklifi, yetkili organlara sunmadan, medyaya dağıtmıştır. 
 
5- “Dersim, etnik kimliği ve dinî inançları bakımından farklı özellikler taşıyan, bu farklılık sebebiyle de 500 yıldır yok edilme siyasetiyle karşı karşıya kalan bir bölge.” 
“Cumhuriyet, esasen o politikada bir değişiklik meydana getirmiyor; önce merkezleşme yönünde kararlar alınıyor, bölgeyi merkezî yönetime bağlama yönünde bazı raporlar hazırlanıyor. Bu raporlar, 500 yıllık Dersim sorununu barış içinde çözmeye yönelik öneri getirmiyor. 1937-1938'de jenosite (soykırım) varan bir operasyonla Dersim meselesi tarihe havale edilmiş oluyor. Ama böyle de bitmiyor, bu sorun devam ediyor.” 
 
Bu tümceler de Hüseyin Aygün’e ait…
 
6- “Dersim isyanı, sonradan icat edilmiş bir şeydir, öyle bir şey gerçekte yoktur.” sözleriyle Atatürk’ün ve kadrosunun, Alevileri katletmek için planlı bir girişimde bulunduklarına inandırmak istiyor insanları. 
 
7- “Öcalan’la yapılan görüşmeler çok değerlidir ve bu sürecin yeniden başlaması gerekir. Ama örgütün de silah kullanmayacağını inandırıcı bir şekilde topluma ve hükümete anlatması lazım. Birbirimizi öldürmeden konuşmalı, çözüm aramalıyız. Hükümet aslında görüşmeler yaparak, müzakere yaparak bu iradeyi ortaya koydu. O yolun devam etmesi gerekir.” Diyerek AKP’nin politikalarına destek veriyor. 
 
8- Ergenekon konusundaki açıklamaları da AKP’yi destekler nitelikte. Ergenekon operasyonlarının başlamasıyla yasadışı eylemlerin bittiğini, faili bilinmeyen olayların hemen hemen yok olduğunu söylüyor. Gazetecilerin tutuklanmasını eleştiriyor ama “Derin devlet ve gizli kontgerilla çekirdekleri felç oldu. Gerçekten kontgerillanın tasfiyesinin, derin devlete son verme adımı olarak görüyorum.”  diyor. 
 
9- İstiklal Savaşı dönemini Rum etnik temizliği olarak değerlendiriyor. 
 
10- Twitter hesabında şöyle bir paylaşımı var: “3 Alevi kökenli Kürt politik aktivisti, dün akşam 18:00 sularında Paris'in merkezinde, işlek bir caddedeki binanın birinci katında öldürüldü.”  
 
Fransa’da öldürülen Sakine Cansız’ın ailesine taziye ziyaretinde bulunuyor. Orada fotoğraf çektiriyor. Bu fotoğrafları da twitter hesabında yayımlıyor.
 
Sakine Cansız’ın ailesiyle tanışıklığı varsa taziyede bulunmasını insanî bir yaklaşım hatta görev olarak değerlendirmek gerekir. Ancak taziye ziyaretinde fotoğraf çektirmesi ve bu fotoğrafı twitter hesabında yayımlamasının insanî yaklaşımla uzak-yakın bir ilgisi yok. 
 
Demek ki Hüseyin Aygün, insanî görevini yerine getirmek için değil politik amaçlarının gereği olarak taziye ziyaretine gitmiş. Bu politik amaçlarının, içinde bulunduğu partinin politik yapısıyla ilişkisi olmadığı ise gün gibi açık. 
  
Öldürülen kadınları politik aktivist olarak görüyor, Aygün. Üstelik Alevi ve Kürt olduklarını, özellikle vurguluyor. Hemen hemen tüm fikir beyanlarında, Kürt ve Alevi kimliklerini vurgulamaya özen göstermesi; şovenizme ne denli saplandığının göstergesi olsa gerek. 
 
Öldürülen kadınların -özellikle de Sakine Cansız’ın- Terör Örgütü PKK’nin Avrupa’daki kasası olarak biliniyor olması; “politik aktivist” nitelemesinin gerçek dışılığının kanıtıdır bence.  
 
*** 
 
Yukarıdaki açıklamaların çoğunu, Zaman gazetesine verdiği röportajdan aldım. Hepinizin bildiği gibi Hüseyin Aygün, CHP Milletvekili… Oysa açıklamaları, baştan sona CHP’yi yerin dibine batıran, AKP’yi yücelten açıklamalar. 
 
AKP, bugüne dek, Atatürk’ü; Hüseyin Aygün’ün pervasızlığında suçlayamamıştır. Kurtuluş Savaşı’nı, onun kadar açık ve net, değersizleştiren hatta suçlayan söylemlerde bulunamamıştır.
 
*** 
 
Tüm bunları birlikte değerlendirince nasıl bir sonuca ulaşmak gerekir, Aygün hakkında? 
 
Milletvekili olmadan önce, müvekkillerinin hakkı olan parayı tahsil edip durumu hak sahiplerinden saklaması, kişiliğini ele veren bir ölçüttür bence. Bunu bir kenara koyalım. 
 
CHP’den milletvekili olmayı kabul ederken parti programını, parti tarihini ve partinin ideolojisini biliyordu. Kürtler, Aleviler ve Rumlar üzerinde, soykırıma varan uygulamalar yaptığını iddia ettiği bir partiden, milletvekili adayı olmayı, hangi vicdanî değerleriyle kabul ettiğini sorgulama hakkımın olduğunu düşünüyorum doğrusu. Yoksa gizli bir oyunun figüranı olarak mı girdi CHP’ye? Ya da milletvekilliğinin şöhret ve maddi olanaklarının çekiciliğine mi kapıldı? 
 
Aygün’ün; kaçırılma olayı, Dersim olayları, yasa teklifi, taziye fotoğraflarını yayımlama gibi çıkışları; nedense hep AKP’nin dara düştüğü dönemlere rastlıyor. AKP’ye karşı meclis içi ve meclis dışı muhalefet yükselince CHP’li(!) Hüseyin Aygün’ün densizlikleri düşüyor gündeme. Bakıyorsunuz; ya AKP ağzıyla konuşuyor ya da BDP. 
 
Açıkçası, böylesine tutarsız birisinin ne devrimciliğine ne insan hakları aktivistliğine ne de dostluğuna güvenilir. Kılıçdaroğlu’nun tahammülüne şaşıyorum. Hatta bu tahammül zamanı uzadıkça kuşkularım da depreşiyor. “Acaba Kılıçdaroğlu da mı bu hain oyunun parçası?” sorusu takılıyor aklıma, ister istemez. Sonra; “Yok canım, o kadar da değil.” diyorum kendime. 
 
Ben CHP’de yönetici olsam Hüseyin Aygün’ü, bir gün bile partide tutmam. Önce, grup toplantılarına girmesini yasaklarım, sonra da ihraç kaydıyla disiplin kuruluna gönderirim. Çünkü Hüseyin Aygün hem CHP’ye hem de Türkiye Cumhuriyetine zarar veriyor. 
 
Haydar Bibinoğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her bireyin kendine özgü fikri, düşüncesi ve görüşü var. Eğri ya da doğru. Ona bir şey diyemem, ancak müvekkilinin parasını iç etmesi eğer doğru ise insanlık dışı bir eylem... Çok iğrenç.

Haydanlı 
 19.01.2013 4:40
Cevap :
Bilgiyi aldığım kaynağı yazdım. Bu kaynağa bir yalanlaması olmadı, Hüseyin Aygün'ün.  20.01.2013 10:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 760
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Emekli Öğretmenim. Anadolu Üniversitesi, AÖF, Eğitim Önlisans Programı mezunuyum. İlgi Alanım: Si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster