Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '09

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
927
 

I love London

I love London
 

İngilterede bir günümü daha geride bıraktım.sanırım ömürde nadir yşanacak günlerden biriydi. Bir şehrin anatomisini çıkardıközgürlüğümüzü sonuna kadar kullanarak. Londraya ikinci gelişim güya ama ilk defa keşfedişim oldu herşeyiyle bu şehri. İlk defa bu kadar macerayı, sırrı paylaştık. Ve sevdim gerçekten bu ilk bakışta soğuk görünen şaşalı şehri.

Şu an ne edebiyat yapmak ne de içimdeki arsız enteli tatmin etmek için yazıyorm. Şu an sadece nereye gittiğinden bile emin olmadığım son anda yetiştiğim bu son trendegiderken hayatımın bu muhteşem gününü ölümsüzleştirmek istiyorum. Sırtımda çanta, elimde harita, yanımda arkadaşlarım dünyanın hiç bilmediğim en fantastik şehirlerinden birinde geçirdiğim bu günü belki yıllarca yıllarca bu hayal ettiğim bu duyguyu kelimelerle resmetmek istiyorum.

Varmak istediğin yeri bile bilmeyince tüm sokakların birbirine çıkması çok heycan verici gerçekten insan aradığı yeri bulamaynca kaybolurmuş ama nereyi aradığını bile bilmiyorsa eğer her biri diğerine çıkan sokaklardadaha önce hiç görmediğin manzaraların arasında dolaşmak ve her anında yeni bir şey öğrendiğini hissetmek konuşmayı yeni öğrenen bir çocuğun ilk defa duyduğu kelimeyi telafuz etmesi gibi gibi bir haz, bir çoşku! Hatta daha da ileri gidip haritada tam da şuraya gitmek görmek istiyorum deyip koyuluğun yollarda kaybolurken o kaybolduğun yerlerde hayatımın resmi dediğin anlar, manzaralar bulmak! Yorulduğun her an üzerinden araba geçmeyen herhangi bir yere, çimenler, kaldırımlar, köprü altları veya üstleri hiç farketmez oturup dinlenmek ve insanların telaşlı kalabalığında görünmez olmak… bundan önce ancak tv programlrında , internet sayfalarında, gazetelerin gezi eklerinde, kartpostallarda gözlerimizi kocaman açarak görmeye, algılamaya ve de hayal etmeye çalıştığımız o görkemli, fantastik, uzak ve tatlı manzaralrın bire bir içinde dolaşmak ve dolaşırken yalnızca bir küçük ayrıntı olmak öyleki tüm o güzelliklerle aynı fotoğraf karesine b, le sığamamak ama onları yaşamak, yaşamak, yaşamak… herkesten ve her şeyden, tüm alışkanlıklardan ve bilindiklerden çok uzak sadece anı hissetmek, bilmek… ve her hatırlandığında derin bir nefes alıp vermek isteyeceğimiz ama verirken o nefesi bir daha asla burdaki gibi iliklerine kadar hissettiğin o özgürlük duygusunu hissetmeyerek bir heyecanla, bir sızıyla özleyeceğimiz kucak dolusu anlar, anılar biriktirmek. Ne yazıkki kelimeleri aşan duygular.

Hayallerimi yaşadım bugün. İçimden bir parça daha hayallerimden anılarıma doğru kaydı. İşte bunu gerçekten seviyorum. Hiçbir aitlik duygusuna kapılmadan yaşadığım ana air olarak keşfedilesi bir dünyada bir başıma olmayı seviyorum. London eye’ da kendime ait gözlerimle bana ait olmayan bir şehre tepeden bakmayı, hiçbir anımı taşımayan London bridge’den ilk ve son kez geçmeyi, kimseyi tanımadığımdan emin olduğum ve benden önce benim gibi milyonlarca yabancının oturduğu Hyde Parkın çimlerinde oturan bir diğer yabancı olmayı, pazarlık bile yapamaycağım kadar bana uzak kültüre sahip dükkanlarda sahip olmadığım bir dille konuşup alış veriş yapmayı, büyük ve tarihi binaların aralarına aldığı Londra sokaklarından geçen binlerce insanın her birinin bir başka dil konuştuğu bir durumda kendi dilimde yüksek sesle konuşmayı hatta şarkı söylemeyi, kısacası kendim dışımda herşeye yabancı olmayı, özgür olmayı seviyorum. bu şehirde herkesin giyip üzerinde taşıdığı gibi ben de haykırmak istiyorum şimdi, i love london:)

İçinde kendimi, özlem duyduğum tamamlanmamış hislerimii bana daha büyük hayaller kurdurtacak o hazzı barındıran her şeyi, her zamanı sevdiğim gibi Londra seni de seviyorum! Şu an nerede ineceğimi hatta ve hatta beni evime evime götürüp götürmeyeceğini bile tam olarak bilmediğim şu trende olmayı da seviyorum. ve hatta dakikardır ve sayfalarca ne yazdığıma anlam veremeyen ama merakla izleyipyandaki sarhoş gruba inat bana sevgiyle gülümseyen ama ne kadar bakarsa baksın ne yazdığımı asla anlamayacak olan pembe elbiseli gözlüklü şık sevecen ingiliz teyzeyi bile seviyorum.

Kim ne derse desin ama sanırım en çok da gecenin bir vakti bu yorgunlukla diğerleri gibi uyumak yerine bana bunları yazdıran hınzırı seviyorum.

Londra dönüşü herkese ve her şeye sevgiyle.

Bu yaşanılası hayatı seviyorum!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...anılarımı canlandırdı. Elimizde metro şemasıyla Londra caddelerinde gezdiğimiz günleri. Kaybolduğumuzu anlayınca da ilk metro istasyonuna gidip, merkeze dönüşümüzü. Umarım Madam Tussaud müzesine de gitmişsinizdir. Selamlar...

Erol Özışık 
 15.12.2009 22:53
Cevap :
elbetteki gittim, ama evet ondan hiç bahsetmediğimi ben de şu an farkettim. ayrıca gerçekten güzel hatrlanacak bir şehir londra ve anılarınızı canlandırabildisem ne mutlu bana.  16.12.2009 1:08
 

güzel.

mertyildirim 
 15.12.2009 20:56
Cevap :
sağolun. yorumlarnız benim için önemli.  15.12.2009 22:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 72
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 913
Kayıt tarihi
: 09.06.09
 
 

1990 Muş doğumluyum. Şu an İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde okumaktayım. Elim kalem tuttuğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster