Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
628
 

İçimdeki gençlik

İçimdeki gençlik
 

Yaşlanıyorum derseniz yaşlanırsınız. Artık bu yaştan sonra benden geçti diyorsanız, doğru söylüyorsunuz. Sizden geçmiştir. Artık bayağı yaşlandım, benden ne köy olur ne kasaba diyorsanız, evet sizden ne köy olur, ne de kasaba. Evet bu düşünceler içindeyseniz, ya da buna inanmadığınız halde böyle yakınmalar çoksa hayatınızda, farkında olmadan beyninize ne olduğunuzu anlatarak, sizi o hale getirmesini emrediyorsunuz. İnsan beyni 24 saat sizi dinler ve bazı mekanizmaları isteğiniz doğrultusunda harekete geçirmeye çalışır. Siz de negatif düşüncelerle ipin ucunu bırakmışsanız, artık sizin için yaşlanma süreci başlamış demektir. Üstüne üstlük birde sigara, içki ve yanlış beslenmede bunlara eklenirse, hiç merak etmeyin dilinizden düşürmediğiniz hastalıklı yaşlılığınız pek yakında kapınızda olacaktır.

Pekala ne yapmak ve nasıl yaşamak lazım bunların gerçekleşmemesi için. İlk önce içinizdeki çocuğa, genç kadına ya da genç erkeğe sahip çıkın. Onu sakın içinize hapsetmeyin, öldürmeyin. Yaşama genç ve diri bakmak nedir bilirmisiniz? Peki ya çocuk gibi bakmak nedir? Evet ilk önce hayata genç bakarak, gençmişsiniz gibi hareketlerde bulunmaya çalışın. Nasılmı? İşte size bir örnek! Biri birşey kaldırmaya çalışırken, sanki sizde onu kaldıracakmış gibi hareketlenin ve hamle yapın. Kaldıramayacağınızı bilsenizde beyninizi harekete zorlayın. Diyelim yere, yanıbaşınızdaki birinin eşyası düştü. Alacakmış gibi bir hamle yapın. Beyninizin tembelliğini kaldırıp, onu heran bir eylemde bulunacakmış gibi hazır tutun. Gençken çok rahat yapabildiğiniz hareketleri yapmaya teşebbüs etmekten sakın geri kalmayın. Esprileriniz genç bir insanın yapacağı kadar patavatsız ve çılgınca olmalı.

Ağzınıza " bu yaştan sonra" kelimesini kesinlikle almamaya çalışın. Yaşlı olduğunuz düşüncesiyle kendinizi yaşamdan soyutlamayın. Çevreniz sizi hoşgörmez diyerek çevreye özel davranış siparişleriyle dolaşmayın ortalıklarda. Çünkü çevre sizi yaşlı biri olarak arasına almakta çok ustadır. "Yaşlı başlı insansın" ya da "yaşından başından utan" gibi lafları çok duyarız. Kendinizi etrafa sormayın. Bazı insanlar sırf ilgilendiklerini göstermek için karşısındaki insana farkında olarak yada olmayarak kalıcı moral çöküntüsü verirler. " Canım görüşmeyeli bayağı süzülmüşsün, zayıflamışsın, gözlerinin altıda biraz çökmüş, birşeyemi sıkıldın?" Kesinlikle bu tip boş yakıştırmalara aldırış etmeden karşılık verin.

Yaşlılık tabiki korkulacak ya da utanılacak bir kavram değil. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yaşlılığımızı sağlıklı ve gencecik bir ruhla geçirebilmek. Bol bol yürüyün ve oksijen depolayın. Etrafınızla ilgilenin. Onların yaşamlarından hayatlar çalın. Yolda giderken küçük bir çocuk gördünüzmü sevin ve onunla konuşun. Yaşamın herşeyine maydanoz olun. Bol bol kahkaha atın. Dans etmekten geri durmayın. Yani hücrelerinizi öldürmeyin. Ne şekilde ve hangi durumda olursanız olun kesinlikle hayat ipinin ucunu bırakmayın.

Bulmaca çözün vaktiniz elverdiğince. Hafıza jimnastiği yapın. Yakınlarınız ya da çocuklarınızın ufak problemleri için üzülerek, sağlığınıza zarar vermeyin. Onlar kısa sürede normale dönerler, sizin boşuna sağlığınız bozulur. Herşeye pozitif bakmaya çalışın. Kendinize güvenin. İçinizdeki çocuğu ve genç insanı devamlı ayakta tutun. Toplumsal kültürel faaliyetlere katılın. İnsanların sizin tecrübelerinize ihtiyacı olduğunu unutmayın. Yaşamı doyasıya içinize çekin. Etrafta gördüğümüz bir kısım içi geçmiş genç yaşlılardan olmaktansa, içindeki çocuğu ve gençliği öldürmemiş, çevresinde parmakla gösterilen dinamik yaşlılardan olun. Her ne olursa olsun bulunduğunuz yaşınızı sevin ve sevgi verip sevgi alın. Bir müddet sonra pozitif enerjinin yüz çizgilerinize yansıdığını ve hücrelerinizin yenilendiğini hissedeceksiniz. Aslında zaman zaman rastladığımız bazı yaşlı insanların ne kadar sempatik ve yüzlerinde değişik bir enerjinin olduğunu hayranlıkla farkederiz. Aslında yüzlerine vuran güzellik, içlerinde hapsetmedikleri gençliğin yansımasıdır.

METİN ÖZKAYA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sadece akşamları açar akşam sefaları. Bir kelebeğin koskoca ömründeki dersler, ve bülbüllerin bir başka öttüğü Şiraz bahçeleri. Batan güneşin ardından, doğuşuyla uyanan şehirler aynı anda. Eskimiş elbisenin değiştirildiği ve sevemediğimiz günlerin pişmanlık ülkesi ölüm. Beraber yürüdüğümüz en yakın arkadaşımız gibi sanki... Fotoğrafınızdaki gözlüklerinizin etrafından dışarı taşan ve yaşama davet eden hınzır bir tebessüm. Dudaklardan dökülen ise "ölümü özledim" ... Olacağı buydu en sonunda. Bu kadar meleklerle haşır neşir olursanız ölümüde özlersiniz; yakında onlarla bize halı sahada maç ta bağlarsınız. Bende boşuna bloglarımda 40 yaşında aşk diye çene tüketeyim. Lütfen bakın etrafınıza her taraf cıvıl cıvıl. Bahar geliyor. Lütfen baharı özlemeyi deneyin. . Sevgilerimle. Metin Özkaya

Metin Özkaya 
 08.05.2007 1:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3160
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster