Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '07

 
Kategori
Cinsel Sağlık
Okunma Sayısı
2919
 

G noktasına ulaşmak

G noktasına ulaşmak
 

"Biz erkekler ne kadar talihsiz varlıklarız. Birde "G NOKTASI" diye bir yer çıkarmış bu Grafenberg denen Alman jinekolog. A sı B si C si mi varmış bu işin. Biz dayansak dayansak F sine kadar dayanabiliriz. Sonra nereden bilelim neresine denk geldiğini. Ama duyduğuma göre bazen direk olarak bu G noktası dedikleri yere denk gelebiliyormuş. Hatta bir kaç yıl önce herhalde bende denk getirmiş olacağımki laf aramızda bayağı bir değişik olmuştu. Gerçi çok şükür G yi bulamasakta, C den aşağı pek düşmüyoruz evelallah"

Yukarıdaki paragrafa can verip, şöyle ağzını yaya yaya, yahulu cümleler kuran "Sen hiç ateş böceği gördünmü?" oyunundaki tiyatro sanatçısı Bican Günalan'ın ağzından dinletmek isterdim size. İşte Tiyatronun gücünün devreye girdiği, sade yazının tutunmakta zorlandığı anlar bunlar. Tabiki güzel bir anlatımla mücadele edilebilir belki ama, bu seferde yazıya giriş bölümüm bu kadar etkili olmayacaktı. Aslında ilk paragraftaki sözler, "G" konusunda pek bilgisi olmayan sempatik bir vatandaşımızın ağzından çıkan sözlerdi. (Ne kadar başarısız olduğumu görüyorsunuz. İlk paragrafımı anlatmak için, ondan daha uzun bir açıklama yaptım sizlere.) Neyse artık konumuza dönebiliriz.

Evet 1940 yılında Alman Jinekolog Ernest Grafenberg kadında "G" noktasını keşfetmiş. Vajinanın ön üst duvarında, kadının prostat bezine temas edilen yerin bitişiğinde bir nokta bu meşhur G noktası. Daha açık bir tarifle, 4 cm içeride işaret parmağınızla gel anlamında hareket yaparsanız bulabilirsiniz. Zaten bu bahsedilen kısımlardaki bezler ve kanallar beyinden gelen elektrodların kısa devre yaptığı malum keşfedilememiş yerler. Bu bölgede ne kadar çok kasılma ve titreşim olursa orgazmın şiddeti de o denli yüksek olur. Fakat çok enteresandırki bu gizemli nokta, tahmin edeceğiniz gibi kestirme yoldan keşfedilecek ve harekete geçirilecek bir nokta değil. Dedik ya bu gizemli keşfin "A" sı var, "B" si var, "C"si var, "D"si var. Siz dua edin Grafenberg'in ismi Zimmerman değilmiş. Düşünün "Z" ye kadar neler çekerdik.

Aslında kadın denen müthiş varlık, estetiğin, yumuşaklığın, hassaslığın, parlaklığın, duygusallığın, narinliğin, güzelliğin ve birçok Tanrısal kodların yüklendiği yaşam bilmecesi gibidir sanki. Vücudunun hiç ummadığınız bir yerinde bir "G" noktası ile karşılaşmanız mümkündür. Fakat kadını alfabenin 29 harfinden noktaları olan cinsel obje olarak görmekte ahmaklık olur sanırım. Çünkü kadının insan yaşamı için sırtlandığı sorumluluk, onu cinsel noktaların yoğun olduğu bir varlık olarak tanımlanması olgusundan kopararak bir anda kutsallaştırmıştır.

Nesillerin çoğalması için, yüce varlık insanın dünyaya getirilmeden önce kadına emanet edilerek belirli bir süre onun karnında taşıttırılması da doğanın erkeğe fazla güvenmediğini göstermesi bakımından ilginçtir. Ben elinde torba taşımaya çekinen bir erkeğin 9 ay çocuk taşıyacak sabrı göstereceğini hayal bile edemiyorum. Herhalde insan nesli tükenirdi. Maazallah hamile bile kalmazdık.

Kısaca özetlemeye çalışırsak, yaşamın vazgeçilmez iki olgusu kadın ve erkek, insan neslinin devamı için birbirini mıknatıs gibi çekecek şekilde yaratılmışlardır. İkisinden birinin olmaması halinde dengeler alt üst olur. Kadındaki "G" noktasına gelince, zaten yüzyıllar boyu erkek ve kadın birbirini keşfetmeye çalışmışlar ama pek başaramamışlar. Bence bu "G" noktasını da fazla aramanıza gerek yok. Kadına sevgi ve aşkla yaklaşarak gereken değeri verdiğinizde Tanrısal senfoni zaten sizleri bilinmeyen noktalara uçuracaktır.

METİN ÖZKAYA


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

verdiğiniz ana düşünce; o kadınları bir okadar daha yüceltmiştir. Varoluşumuzun üreme merkezli olması tüm canlılar gibi, erkekler olarak aldığımız rolü gerektiği gibi yerine getirerek, yazınızın sonunda belirttiğiniz o noktalara ulaşmak sadece cinsellikle ilgili de değil. 1110 kişinin okuduğu bu yazıya neden düşüncesini olumlu-olumsuz paylaşma gereği duymamış insanlar, merak ettim doğrusu. sevgilerimle

MuDo 
 20.11.2007 18:57
Cevap :
Herhalde konunun biraz cinsel içerikli olması ve ince noktalara fazla değinmem rahatsızlık vermiş olabilir diye düşünüyorum. Bu da çok doğal. Teşekkür ederim bu yazımı öksüz bırakmadığınız için. Sevgilerimle  20.11.2007 19:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3141
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster