Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1488
 

İddialıyım evet evet

İddialıyım evet evet
 

AĞAÇTIR BELKİ DE ANLAYAN .....Çekim : Zeki Bey/ ORMANA


İşte yine klavyenin tuşlarında elim. İçimden geldiği gibi yazacağım ve de yollayacağım Milliyet Blog sayfalarına. Ummadığım yazılarımın inanılmaz uzun eleştiri aldığı sayfalara. Yayınlamaya kalksam blog kadar yer tutacak …. Hoş belli olmaz belki de yayınlarım.

Bazı yorumlarda eleştiriler var kendi gündelik yaşamımı anlattığım için. Ama bunu baştan belirtmiştim birkaç blog önce . Blogu blog yapacağımı. Çünkü aslında işlevi sanal günlük olmalıdır. Bu kesinlikle diğer tür yazan arkadaşlarıma eleştiri değil; kaldı ki haddim değil ve de çok bilgilenerek keyiflenerek okuduğum yazılar var. Hatta blog arkadaşlarımın o yazılarını da günlük gibi görüyorum ben. İçinden gelmiş ; kafasına takılmış yazmış..Onun için o günkü gündem o ki yazmış.

Elimden çıkıyor bazen yaşadığım geçmiş olayları yazıveriyorum blogun akışı içinde. Ama bunları yazarken olur da okuyorlarsa ne olayın diğer paylaşanını incitmek ne de aaa ama ben haklıyım dedirtmek değil niyetim. Kendi yolumu arıyorum ben ; kendi içime bakmaya çalışıyorum. Ve bazı okurlarımın yazdığı gibi hayatımın çok güzel , çok özel olduğuna inandığım için değil gündelik yaşamımı anlatmam. Çünkü Herman Hesse’ nin dediği gibi her insanın hayatı çok özeldir ve de mucizedir . Ama burası benim sayfam ise başkasının hayatını anlatmak niye?

Yazı yazmak konusunda iddialı mıyım evet…Bugün ilk defa Milliyet Blog sayfalarında yazıyorum tevazuyu elden bırakarak. YAZI YAZMAK KONUSUNDA SON DERECE İDDİALIYIM. Burada yazdığım günlükleri okuyup da yanılan bazı arkadaşlarım; yorumlarınızı özellikle son yorumlarınızı almadım. Çünkü polemik istemiyorum. Ancak burada yazdığım güncelerim lütfen tarzım ve derinliğim konusunda sizi yanıltmasın. Tanımak, bilmek isteyenler yıllara yayılmış yazılarımın bir kısmını şu meşhur arama motoruna YONCA AYAS yazarak bulabilirler. Belirttiğim gibi görecekleri sadece bir kısmıdır ki ; sabırla bakarsanız listeye; Tıbbi Bilimsel Makaleler, Siyasi Yazılar, Mübadiller için şiirler, Engelli Sporcular için çalışmalar, Gezi Notları, Antalya Kaleiçini anlatan dizi yazı gibi değişik alanlarda yazı ve çalışmaları göreceklerdir. EVET YAZI YAZMAK KONUSUNDA İDDİALIYIM.

Aslında hayatı yaşamak konusunda da iddialıyım merak edenlere duyurulur. Ama bunu şımarıklık olarak değil de ilk ve son kez yazıyorum. Nice acılardan süzülüp geldim ben. ( Merak edenler Kişisel Başarı Sitesi: Hep Yalan Söyledim Sizlere başlıklı yazı)

Ama inadına gülmeyi hayatla didiş didiş kavgayı bırakmadım 22 yıl öncesinin küçük bir Güneydoğu kasabasından çıkıp Maarif Koleji kazanmayı başardım; doktor olmak istedim oldum, deliler gibi kitaplar okudum; oğlum küçücükken boşanma travması yaşadım; yıllarca tek başıma yaşadım….Kısa süren ikinci evliğimi 8 yıl sonra yaptım ama baktım olmuyor olamıyor; ağlayarak duvarlara kafamı vura vura bitirdim. Yılmadım hep ayağa kalktım ; hep inatla gülümsedim hayata. Annem babam olmadık sağlık sorunları yaşadılar ; oğlum yıllarca alerjik bronşit illetini çekti yendik hepsini..

Antalya sokaklarında yapayalnız dolaştım geceler boyu ; hala da yalnız yaşıyorum bu kentte. Yılmadım her seferinde kendimi yaktım yeniden yarattım Ağladığım oldu da, kendime acımadım kahkahalarımı sakınmadım.

Bunların yanı sıra Batum ‘da Devlet Başkanı Abashidze’ nin onur konuğu olarak sağ yanına oturan da bendim; Batum hakkında belgesel tadında televizyon programı yapan da…

Atina Akropolüne motosiklet ile çıkıp; güzel bir yaz gecesinde yanımda yakışıklı bir İtalyan, Yunanlı Gençlerden gitar eşliğinde aşk şarkıları dinleyen de….

‘Atina’ da Türk Kadını ‘ isimli çalışması bilimsel kütüphanelere giren de….

Paris köprülerinde oğlu ile yere oturup dondurma yiyen de….

Ilgaz dağlarının tepesinde bir yılbaşı gecesi eksi derecelerde açık havada ayağımda kırmızı külkedisi ayakkabılarım evlenme teklifi alan da benim;

Yıllar önce tam 11 yıl önce CHP hakkında yazdığı uyarı yazıları bugün gündeme gelen de….

Yedi yıl bıkıp usanmadan televizyona kitap sadece kitap programı yapan Peride CELAL, Hilmi YAVUZ, Salah BİRSEL, Enver ERCAN, Nedim GÜRSEL, Sami KARAÖREN, Uğur DÜNDAR, Fehmi KORU, Tuluyhan UĞURLU, Nedret GÜVENÇ, Haluk KURTOĞLU gibi isimler ile söyleşiler yapıp takdirlerini kazanan da benim Türk Dili adına….

Requem Missası hakkında ağlayarak yazan da…….

Yırtık kot giyen de benim Harley Davidson botlar ile; klasik müzik konserlerine dekolte elbiseler altın renkli ceketler, siyah saten eldivenler üstüne inci yüzükler ile giden de benim…..(Pardon file çorapları unutmuşum)

Rengarenk çeşit çeşit şapkalar takan da benim; plajda Anadolu yazmaları ile dolaşan da ….

Çok ağlayan da benim; çok gülen de ; çok seven de benim çok terk eden de ….

Hep uçları yaşadım ama ne istediysem şu hayattan aldım en azından almak için kavgaya karıştım…..

Sonuç olarak iddialıyım şu kahrolası güzellikteki hayatı yaşamakta aşkını da ; acısını da dibine kadar , , , ,

Yazı yazmakta da iddialıyım…..

Özetle o yeşilli morlu fularlı kadın benim; cd’sini açtı diye ceza olarak arkadaşının gömleğinin düğmelerini söken de benim; hem de gülümseyerekJ

Bu hayat benimse bu sayfa benimse yazarım gönlümce ama siz siz olun benim güncelerimden keyif almaya bakın amma bu kadını da sadece bu güncelerden ibaret sanmayın…..Bir bırakın da şurada gönlümce eğlenmek için eğlendirmek için yazayım şu güncelerimi…

Sadece yeşilli morlu fular takıp da AZİZE oynayıp Zaliha dinlemiyoruz ; YAŞIYORUZ, YAŞIYORUZ yazıyoruz….ve de kendimiz için , aramak için , kendimizi bulmak için yazıyoruz.
Kimseye anlatmak ya da inat için değil; AYSBERGİN DİBİNİ bulmak için yazıyoruz......

İlk defa bu sayfalarda sadece kendim için keyif için yazdığım yazıları da KISKANMAYIN; hafif bulsanız da ALDANMAYIN..………..

Hepinize öpücükler….sevgiler……

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...kendi yazdığın kelimelerde bir fark göreceksin, kimse göremese de. güveneceksin kendine. ve kendi düşüncelerini başkalarına okutmak isteyeceksin. inanç işi; kimse inanmasa bile sana, sen inanacaksın kendine ve kelimelerine. bir noktadan sonra kendi dünyanın tanrısı olmak aslında. tanrı olmayı kaldırabilmeli bu yüzden yazar.. yarattığı ve yön verdiği karakterlerle, insan kendini tanrı hisseder zira. insanın çocukluktan itibaren dille, kelimelerle arasının iyi olmasıyla başlar bu aslında. onlarla kurduğu bağla alakalıdır. kimi "yazar"ların dediği gibi de dil öyle oynanabilecek, elastik birşey değildir. kendi ekleme/çıkarmalarınla bir dille oynamış olmazsın, zira onu yıkarsın derinden derinden...(bir yazardan alıntı)

die stimme des mondes 
 26.12.2015 14:59
Cevap :
Geç bir dönüş......Umarım yayınlanırsa yeni bloğu okuyunca anlarsınız.....Sevgiler....  15.08.2016 14:20
 

nasıl da renkli nasıl da canlı geçmiş zaman...umarım bundan sonrası da bu kadar hoş olur..hııı, o acılar, gözyaşları hüzünler ise olmalıydı , olmalı da ...yoksa yaşamın dengesi sarsılır...Birşeyleri anlayabilmek , algılayabilmek için yaşamda acı da olmalı, yoksa çıta nasıl yükselecek, nasıl bilge olunacak :)) veeee blog açılımına ise, süper diyorum .İşte budur evet sonuçta blog anlamı günce ise, günlüğün de hakkı verilmeli :)

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 11.04.2008 21:24
Cevap :
Bilgelik ne haddime Sevgili Sevda; halen öğrenmeye çalışan bir kadınken...  15.04.2008 11:21
 

İddiadan öğrenecek çok şeyimiz var.Diyorum ki dünyaya gelişimiz bir amaç taşıyorsa bu da içine doğduğumuz dünya nın bize giydirmeye çalıştığı ilizyon şartlanmaları tanıyıp onları bir bir soyunarak,iceberg in merkezine doğru cesaretleyol alabilmek zaman zaman düşüp kalkmalar olsada,meydan okuyabildiğimiz anlarda, esareti cesaret yapabilmenin tadına varabilmek.''Yatağını yinelemeyen/Nehirler gibi kararlı/Gürleyen gök,çakan şimşek gibi/ iddialı akabilmek..''Bu yol yürek ister arkadaşım tam senin yüreğin gibi bir yürek...Yaşamdaki durduğun yeri kutluyor seni yüreğinden öpüyorum.. (bilgisayarda yeni olduğum için geciktim özür diliyor,buluşma gününü bekliyorum. Şerife Karaçayır Mutlu

Şerife Mutlu 
 09.03.2008 11:56
Cevap :
Sanırım hep meydan okudum ben... Ama bazen yıldığım da oluyor . Ve bugün öyle bir anda geldi mesajınız ve güç kattı bana tam yılmışken... Sevgilerimle.....  10.03.2008 10:20
 

Borges'in "Anlar"adlı şiirinde, an'ı yaşamaktan bahseder...Siz, dolu dolu yaşayıp doldurmuşsunuz o anlarınızı...Ne mutlu...

MEMET YÜCEL 
 28.02.2008 23:20
Cevap :
Evet evet ne mutlu bana...Ama bazen de çok düşüp dizlerimi kanattığım oldu; ya da yastığıma ağladığım...  29.02.2008 21:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 421
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 678
Kayıt tarihi
: 17.07.07
 
 

Güneydoğu Anadolu bölgesinin Siverek  ilçesinden çıktım; üstüne Maarif Kolej eğitimi aldım ve tıp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster