Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
323
 

İki odalı boş ev

İki odalı boş ev
 

Giriş

Yalnızlık başka bir şeydi halbuki. Tadı çıkarılması gereken bazen, bazense büyük kalabalıklarda kurtulmaya çalıştığı. Garip derneklere üye olmak, enteresan

modern çağ hobileri edinmek, içmek, çılgınca alışveriş yapmak, çok çalışmak vs. hiçbiri görmezden gelmesine engel değildi; olanca ihtişamıyla yalnızlığı…

Yalnız çığlıkların gereksiz gürültülere dönüştüğü bir şehirde, aşk sözcüklerinin yalnız kalplerin tek gecelik iniltileri içinde kaybolduğu karanlıklarda, tek başına olmadığının farkında, sadece bekliyordu.

Büyük bir kaosun ortağı olduğunu hissediyordu ve mutlu yüzlerin, ışıltılı evlerin ardındaki yanılsamalara göz kırpıp geçiyordu çoğu zaman. Hüzünse, şimdi küçücük evinin camlarından içeri giren vakitsiz rüzgarlar gibiydi.

Tarot kartları, küçük kırmızı mumlar, eve servis yapan restoranların el afişleri, eski kitaplar, içki şişelerinin yanında bir dua kitabı ve her gün yanında taşıması gereken anahtar; işte bunlardı yalnızlığın ve çaresizliğin anlatımı.

Belki istese sahte mutluluklar icat edebilirdi kendine çünkü ona bakan gözler vardı, ona gülümseyen dudaklar, adını söyleyen sesler… Bir zamanlar onu aldatan vitrin mankenleri, oyuncak bebekler gibi. Ruh ruha dokunurdu halbuki, et ise ete… Bedeninin güzelliği, onu bu hapishaneden kurtarmaya yetmezdi. En azından tek başına. Geceleri uykuya ruhu sevgisiz, bedeni kirlenmiş dalacağına, soğuk bir rüzgarın esintisine sığınmayı tercih ederdi.

Soğuk rüzgarların pencerelere çarptığı o gece yarısı korkunç bir kabus görürken çığlık çığlığa aynanın karşısında buldu kendini. Yüzünde gezinde elleri, sonra saçlarında, garip bir rahatlama hissiyle yutkundu. Geceyarısıydı, İstanbuldaydı, iki odalı bir evde tek başınaydı, soğuk bir kasımdı. Geceleri hiç bilmediğini farketti birden, karanlık basmadan evine giderken yolda hissettiği telaşı, karanlıktan nasıl da korktuğunu farketti.

Annesinin sesini hayal etti birden, babasının yanından geçip lavaboya gittiğini görür gibi oldu. Camdan dışarı baktığında gördüğü ıssızlık ve sokak köpeklerinin sesleri içini ürpertti yine. Bu gece sanki hiç sabah olmayacakmışcasına karanlık ve uzundu.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir genel plan, detayları bekliyorum. Seni burada bulmak çok hoşuma gitti. Ne denli iyi yazdığınızı bildiğim ve yazsanıza ulan diye bağırdığım günler geldi aklıma. Haydi bakalım.

Engin Allı 
 10.04.2008 13:54
Cevap :
Hocam, Sağolun. Ben de birden gözlerime inanamadım adınızı görünce. Haftasonu devamı gelecek...  11.04.2008 18:20
 

Genelde kesit olduğu için yorumladım...

cemil... 
 10.04.2008 10:05
 

Pişmanlıklar mı? yoksa özlenen bir hayat mıdır bu anlayamadım ama kesin olan birşey var oda senin uapayalnız ve yaşanmışlıkları geride bırakıp bir pencere ardından sesini duyabileceğin birine seslenişin aklıma geliyor. Bence yaşanılanlar her ne olursa olsun yinede hayatın değerini bilmek gerekir yalan ve riya olmadıktan sonra tabi... Sevgiler...

cemil... 
 10.04.2008 8:44
Cevap :
açıkçası bunu bir öz yaşam öyküsü olarak algılaman enterasan... Birilerinin yaşam kesiti olabilir evet ama bu benim "hikayem" biyografim değil ve devam edecek. Yorumun için teşekkürler ve sevgiler  10.04.2008 9:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1144
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

1978 doğumluyum. Arkeoloji alanında yüksek lisans yaptıktan sonra Sinema - TV eğitimi aldım. Çeşitli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster