Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '18

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
63
 

İkinci Sınıf İnsan; Kadın

İkinci Sınıf İnsan; Kadın
 

   Bizi dünyaya getirip 9 ay boyunca bin bir zorluk çekip sadece seni düşünerek hayatlarını sürdüren insanlar onlar. Evlendiğinde senin her koşulda yanında olan hem işte çalışıp sonra eve gelip çocuklarına ve sana bakan insanlar onlar. Sadece koşulsuz sevgi veren Kadınlarımız.

    Nasıl insanlar olduk anlamak çok zor. Kadın cinayetleri ve kadına uygulanan şiddet ile neredeyse her gün karşılaşıyoruz artık. İşin kötü tarafı ise bu duruma alışmış olmamız. Nasıl oldu da bu kadar vahşileştik biz? Çocukluk yıllarımızda bile kavgalarda ana bacı yok diyen bizler, nasıl oluyor da gözümüzü bile kırpmadan zarar verebiliyoruz kadınlarımıza?

        Bunu normalleştiren en önemli etkenlerden biriside televizyonda yayınlanan diziler. İnsanlar ağızları açık vaziyette izliyorlar bu dizileri. Tabi yapımcıların en çok kullandığı sahneler bunlar oluyor reyting uğruna. Lan kelimesinden tutunda sigara ve alkole kadar her şey sansürlenirken, kadına uygulanan şiddetin -atılan dayakların, tecavüzlerin- tüm çıplaklığı ile izleyiciler gözüne sokulması ise tam bir çelişki. Devletimizin gözünde demek ki lan kelimesi, alkol ve sigara kadınlara uygulanan şiddetten çok daha fazla zararı var geleceğimize.

        Maalesef ata erkil bir toplumuz. Geçmişten bu yana kadınlarımız ikinci sınıf vatandaş olmaktan bir türlü kurtulamamış durumda. Her fırsatta hissettirilmiş kadınlarımıza. Bu durum atasözlerimizden deyimlerimize kadar hayatımızın her anına yansımış. Birkaç örnek;

"Beş kız bir oğlanın yerini tutar mı?"
"Kızın var mı, derdin var."
“Kızını dövmeyen, dizini döver.”
"Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün."
"Kız çocuğu ya er koynunda, ya yer koynunda."
"Kız evde olsa da elden sayılır."
“On beşinde kız, ya erde gerek ya yerde. "
"Avrat malı, kapı mandalı"
"Avrat yürekli"
"Avrattan vefa, zehirden şifa"
"Eksik etek"
"Karı gibi konuşma!"
"Keseye kadın eli girerse bereket gider."
"Saçı uzun, aklı kısa"
"Kadının şerri, şeytanın şerrine eştir."
“Kadın var ev yapar, kadın var ev yıkar"

                Nasıl sileceğiz bu kara lekeleri geçmişimizden. Tecavüze uğrayıp işkence ile öldürülen kadınlarımıza, şort giydiği için toplu taşımada dayak yiyen kızımıza, ayrılmak istediği için kocası tarafından çocuklarının gözü önünde öldürülen anneye nasıl hesap vereceğiz toplum olarak.

                Suç sadece bu vahşeti yapanlarda değil hepimizde. Karı ile koca arasına girilmez lafını hala uyguluyoruz. Uygulayalım ama yanlış uygulamayalım bunu. Kocası karısını döverken girelim bir zahmet aralarına veya bıçaklamaya çalışırken engel olalım mesela.

                Bana dokunmayan yılan bin yaşasın atasözünü çıkaralım aklımızdan. O yılan bu gün sana dokunmaz ileride gelir canından çok sevdiğin evladını sokuverir. Ahlar vahlar içinde veririsin kara toprağa. Ertesi gün gazeteler de bir yazı; sevgisine karşılık bulamadığı için bir kadın daha öldürüldü.

                Annelerimiz özellikle sizlere bu konuda çok önemli bir görev düşüyor. Erkek çocuklarınıza öğretin insanlığı. Size uygulanan bir şiddete şahit olsa bile, onu normalleştirmeyin çocuklarınızın gözünde. Kocam döver de severde demeyin mesela. Geleceğin katillerini ve dayakçılarını yetiştirmeyin bu ülkeye.

                Devlet olarak okullarda anlatılmalı bu konu çocuklara. Ders şeklinde işlenmemeli bu konu. Çocuklara öğretilmemeli hiçbir canlıya zarar verilmeyeceği. Bizzat eğitilmeli çocuklar bu konuda. Ders gibi öğretilebilecek bir durum değil, hayatının her alanında karşısına çıkabilecek eğitim isteyen bir konu. Kadına şiddeti işleyen öğretmen yaramazlık yaptı diye dövmemeli o çocuğu mesela.

                Toplum olarak hep beraber bilinçlenmeliyiz. Eğitim ailede başlayıp okulda devam eden bir süreç. Bu süreçte at gözlüklerini çıkarıp, geçmişteki hatalardan ders çıkarmalıyız. Ölmesin bir daha hiçbir annenin kızı, hiçbir çocuğun annesi. Hep berber denilmeli kadına şiddete HAYIR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 52
Kayıt tarihi
: 20.09.18
 
 

    1992 Doğumlu Çanakkale Onsekiz Mart Kamu Yönetimi Mezunuyum.           Mezuniyetten so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster