Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
659
 

Ilgaz'lı muhabbetler...

Aralıksız çalan kapı zili. 

Otomotiğe bastığım anda apartman girişinde yankılanan Ilgaz' ın ağlamaklı sesi. 

Az sonra beliriyor merdiven başında. 

Pancar gibi kızarmış yüzü, üzerinde terden sırılsıklam giysileri. 

Gülesim geliyor, zor tutuyorum kendimi. 

- Ne oldu oğlum? 

Ağlamaktan boğulacak sanki. 

- Başıma tahta attılar. 

- Kim attı? 

- Eray ( Site arkadaşı, sınıf arkadaşı, kankası...) 

- Neden atsın annecim? 

- Oynuyorduk. Sonra bana tahtayı attı. Koluma geldi tahta. 

Kolunu sıyırıyor, belli belirsiz bir kızarıklık. 

- Hani kafana atmıştı? 

- Kafama attı, kolumu kaldırınca koluma geldi. 

- Hadi gel üstünü değiştirelim önce, yüzünü de yıkayalım. 

Tam içeri alırken Ilgaz' ı, odada Zöroş' un sesi yankılanmaya başladı. 

- O Eray' ı elime bir geçirsem, lime lime edeceğim. 

Anne dur demeye varmadan, baktım atmış kendini balkona. 

Gözleri Eray'ı arıyor etrafta. 

Eray bu, durur mu? Evinden daha güvenli bir yer bulur mu? 

Zöroş bir içeri giriyor Ilgaz' ı fitliyor, bir balkona çıkıyor Eray' a bakınıyor. 

Biz yüzümüzü yıkadık, üzerimizi değiştirdik, Zöroş halâ burnundan soluyor. 

O söylendikçe Ilgaz kaşlarını çatıp dudaklarını sarkıtıyor. 

- Anne böyle yapma, çocuk onlar. Yarın olanları tamamıyla unuturlar. 

Annem daha da delleniyor, ana avrat düz gidiyor. 

Artık gülmemi hapsedemiyorum, ben de kahkahayı basıyorum. 

Ilgaz' a bulaşıyor annemin öfkesi. 

- Yarın Eray' ı öyle bir döveceğim ki... 

- Tamam annecim, yarın olsun döversin. Hele bir geçsin bugün. 

Ilgaz'a taktikler veriyor Zöroş. 

Eeee, annem çocukken de böyleymiş, hergün birilerinin kafasını kırmadan rahat etmezmiş. 

Ertesi gün; hazırlanıp dışarı çıktık Ilgaz' la. 

Bahçe çimlerinin arasında, yonca öbeklerine uzanmış Eray' ı görünce bizimki,  

Hiçbirşey olmamış gibi selamlaştı arkadaşıyla. 

Ilgaz' la gittik yanına, olayları dinledik ikisinin ağzından sırayla. 

Suçu paylaştılar, özür dileyip öpüştüler, dönüşte oynamak için sözleştiler. 

Yolda Ilgaz' a dedim ki: 

- Biraz zaman geçince kızgınlıklar nasıl da geçiyormuş değil mi? 

Kaşlarını çattı yine 

- Evet, ama sakın bana gülme. 

Saygılarımla..... 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel bir yazı okudum. İçim açıldı. Anne dediğin böyle olmalı. Öfkeyle kalkıp zararla ooturmamalı. Çocukla çocuk olurken çocuğun öfkesi olmamalı. Üstelik hem çocuğunu hem de torunu için fedai kesilen annesini idare edebilmeli. Sadece zaman değildir unutturan. Çocuk dünyasında büyükler tarafından kışkırtılmadıkça uzun süreli öfke ve kinlenme olmaz.

Muharrem Soyek 
 18.04.2011 14:25
Cevap :
Merhaba Muharrem Bey... Çocuklar kendi sorunlarını yetişkinler karışmadıkça daha rahat hallediveriyorlar. Bir de zaman girince araya sorunu bile hatırlamıyorlar. Valla çocuk olasım geliyor benim de. Övgü dolu yorumunuzla ayaklarımı yerden kestiniz, teşekkürler. Selamlar. Saygılar...  18.04.2011 15:29
 

Zamanın kızgınlıkları ortadan kaldırması Ilgaz için iyi olmuş ama benim için aynı şey söylenemez.Zoraki dostum Lütfü bey abimiz geçen gün çok kızdırdı beni.Karşıya geçiyoruz,kolumdan çekerek acele eder.Yol arabaların,yeşil yanacak geçeceğiz."Onlar bizi beklesin" deyip beni caddeye sürüklemez mi.Az kalsın çiğneniyordum. Küre'nin ormanlarından gelmiş taksici " Noluyor lan..." diye fırladı. Lütfü bu sefer kıvırmaz mı "Abi laf anlatamadım" Adam bana yürüdü.Allahtan ayırdılar yoksa Küre'nin ormanlarına gidecektim.O anda lütfü'yü dövmek geldi içimden.Ufak tefekti dövebilirdim de.Ortam müsait değil yarın döveyim dedim.Yarına sinir mi kalır?İlk rastladığımda adamın boynuna sarıldım.Ya işte böyle ablacığım.Ilgaz'a Eraya annenize ve size sevgi ve selamlar...

Kerim Korkut 
 17.04.2011 8:35
Cevap :
Merhaba Kerim Bey... Ucuz atlatmışsınız, geçmiş olsun. Lütfü Bey de kıvrak bir arkadaşmış vesselam. Bugün arabalara çiğnetip suçu size yıkan, yarın ne işler açar başınıza bilinmez. Ama bugünün işini yarına bırakmasaydınız, dövseydiniz keşke. Böyle işler ertelenmeye gelmiyor, insanda ne sinir kalıyor ne de dövecek şevk. Yorumuzla ve hikayenizle sunduğunuz katkıya teşekkürler. Selamlar. Saygılar....  17.04.2011 20:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4001
Kayıt tarihi
: 06.10.10
 
 

1974 Tunceli doğumluyum. 1996 Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Folklorik müzik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster