Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
454
 

İlişkilerdeki işkence

Kapı aralıktır zaten .. Kapı size aralanmıştır.. Siz kapıdan ne kadar meraklı gözlerle girerseniz, kapıyı aralık bırakanda o kadar meraklıdır.. Bir o kadarda ürkektir her ikiside..

Gelen şunun için gelsin ..
Gördüğüm kişi benim için şu olsun..
Benim yaşamda her şeyim tam ancak, şu da olsa çok iyi olacak..
Bu dost olsa harika olur..
Bu sevgili olsa ne güzel olur..
Bu arkadaş olsa enfes bir şey olur..
Bununla o güzel zaman geçirilir..
Bununla en güzel düşünce paylaşımlarımı yaparım ben..
Amma eğlenceli..
Amma bonkör..
Amma çevresi geniş..
Amma salak, vur ensesine ulan bunun..
Ulan bundan bir halt olmaz..
Ulan dalgamı geçeyim..

Her ikisi de ürkektir başlangıçta.. Fakat kapı aralık bırakılmıştır ve kapıya biri gelmiştir açık kapıyı görünce.. Genelde yukarıdaki kodlamalarla karşılanır yeni insanlar.. Kısa zamanda nefrete dönüşür ilişkilerin büyük çoğunluğu.. Çünkü kafada yaratılan, düşlenen, kodlanan insan asla gelen insan değildir.. O gelen insan yavaş yavaş yaşanılıp, keşfedilip, öğrenilmek yerine kafanda yaratılan insanla karşılaştırılır.. Kıyaslanır ve nefret edilir..
İnsanlar belli yaştan sonra yeni olan hiçbir şey kazanamazlar.. Çünkü karşısındaki insanı yaşamak niyetinde değildirler.. Boşlukları doldurmak için malzeme olarak görürler..

Gerçek insanı tanımak, öğrenmek genç işidir.. Yanlış anlaşılmasın genç yaşla ilgili kavram değil.. İnsanın beyninin kalıplarla kodlanmadan önceki halidir.. Kodlanmamış kafa gelen insanı önce kafasında yaratıp, sonra yarattığı insana uymadı diye yerden yere vurmaz.. Gelen insanı yaşar ve onunla devam edecekse onu kafasında bir yere koyar.. O asla değişmez yada birlikte değişirler..

Gelen insanı baştan bir yere koymayın.. Ya kapılarınızı kapatın sımsıkı.. Ölün içerde havasızlıktan.. Ya gözünüz açık kapılarda olmasın.. Yada kafanızda yarattığınız insan olmaya zorlamayın kimseyi.. Yaşam öğretir onun kim olduğunu size..
Haaaaa sakın unutmayın, gelen insanda sizi kafasında bir yerlere koymuştur.. Bunu kırıp atmadan almayın kimseyi içeriye.. İlişkilerdeki işkence budur işte.. Hadi bu konuyu alışılmış ‘’beni kategorize etme’’ klasik söyleminin ötesine geçirelim biraz..

Her insan diğer insanlar ile iletişime/ilişkiye geçme ihtiyacı/zorunluluğu içindedir.. Ancak bireyler baştan neye ihtiyacı olduğunu bilirler.. Bu ihtiyaca göre kişi bulma derdine düşerler.. Karşılarına çıkan her kişiye bu ihtiyaçlarına uyan kişi olabilir mi gözüyle bakarlar.. Karşıdaki kişide aynı durumdadır.. Fakat iki tarafta istenilen kişiyi oynamaya başlar.. Ancak hiçbir oyun sonsuza kadar oynanmaz.. İşte kendini yaralı, aldatılmış sanan insanların hikayesi budur..

Baştan hiçbir ilişkinin adı yoktur.. Bir yoldur her ilişki, bir kitaptır her insan.. Baştan o yolun nereye gitmesi gerektiğine siz karar verirseniz, istediğiniz yere gitmediğinde hatayı karşıda aramayın.. Baştan okumadığınız kitaptaki hikayeleri siz tasarlarsanız, orada olmayınca o kitabı değersiz saymayın.. Karşınızdaki kişiyi baştan siz belirlemeyin, sizi belirlemek isteyenlere izin vermeyin.. Yola çıkınca tanıdıklarınız hoşunuza giderse devam edin.. Kitabı okurken zaten onu kafanızda olması gereken yere koyacaksınız..

Ismarlama ilişkiler/iletişimlerin sonu hüsrandır.. Çünkü baştan düşünülmüş, tasarlanmış insan yoktur evrende.. Zaten bunu istemek insanı aşağılamaktır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Baştan düşünülmüş,tasarlanmış insan yoktur evrende...

Kerim Korkut 
 09.10.2014 20:03
Cevap :
Merhaba Kerim bey... Eski yazılarıma gezinti yapmanız sevindirdi beni... Üstelik yazıların ruhuna tam iniş yapmışsınız... Sevgiler...  12.10.2014 12:31
 

Bir bardak çay gibi şekerli ve şekersiz içiyoruz yaşamlık anları... Uzun zamandır yazamıyorsam bir sebebi olmalı... Bazen çok sevmek, bazen sevememek..İstemek sonra vazgeçmek... beklemek ve geldiğini düşündüğünde çekip gitmek... en önemlisi istemek sonrasında vazgeçmek.. kararsızlıklarla dolu bir yaşam kurgusunun içerisine sıkışmış ve bundan bunalmış bir insan figürüyüm aslında.. Aslında bilsen nazımın abidin dinoya sorduğu mutluluğun resmini çizebilirmisin dizesinde yer alan bir renk cümbüşünü arzuluyorum zaman zaman.. bildiğim tek gerçek CAHİLLİK=MUTLULUK tanımı... Velhasıl sözün özü; kandi yarattığım mabette; "Yaralı ve yamalı bir afetten çıkmış ömrüm.. Nuhun gemisinde bir başıma yeni ve yoksun bir hayat yaratıyorum, hiçbirşey`den ibaret!.. Kendi masal kahramanlarımın tasvirinde yaşıyor yamalı kırık dökük ruhum...yorgunum...insanların görmesine alıştığım kahkaha tufanı mutluluk maskemle; bulamadım aradığım huzuru ... İyiyim ben...hep aynı şeyler işte.....

elif tunçer 
 10.06.2011 18:17
 

Galiba bu senin MB'daki ilk yazındı :) Biliyor musun, yazını okudum şimdi ve sonra da arkama yaslandım... Öylece susup kaldım.. Çok şey buldum kendimden.. Kendimce bir yorum yaptım içimden, yazdıkların konusunda, ama inan şu an hiçbirini kelimelere döküp sana aktaramıyorum.. Sadece tek diyebileceğim: çok ama çok doğru söylemişsin duygudaşım.. Bu yazını hep hatırlayacağım.. Ne zaman bu yazdıklarının tersini yapacak/ düşünecek olsam, hemen bu yazını anımsayacağım.. Sağ ol duygudaşım. Sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 02.03.2011 23:04
Cevap :
Senin gibi duyarlı ve dolu bir insanın bu sözleri beni duygulandırdı... Sen sağol...  03.03.2011 1:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 914
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster