Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2824
 

İlkokuma yazma öğretim faaliyetleri ve uygulamanın değerlendirilmesi

İlkokuma yazma öğretim faaliyetleri ve uygulamanın değerlendirilmesi
 

İlkokuma yazma faaliyetleri öğrencinin eğitim hayatının en önemli basamaklarından birisidir. Bu basamak eğitim öğretim sürecinin temelini oluşturmaktadır. Bu temel ne kadar sağlam ve doğru atılırsa sonraki adımlar, basamaklar o kadar nitelikli olacaktır. Eğitim öğretim faaliyetinin bu sürecinde en önemli unsur öğretmendir. Eğitim öğretim faaliyetlerinde öğretmenin etkisi çocuğun yaşıyla ters orantılıdır. Küçük yaşlarda öğretmenin etkisi büyük iken yaş büyüdükçe öğrencilerin öğrenme sorumluluklarındaki payı da büyümekte, buna karşın öğretmenin etkisi azalmaktadır.

Okullardaki eğitim öğretim faaliyetleri eğitim öğretimin en can alıcı süreci olmasına rağmen eğitim sistemimizde bu sürece gerektiği gibi önem verilmemektedir. Eğitim öğretim faaliyetleri sınıflarda öğretmen ile öğrenci etkileşiminden oluşmaktadır. Bu etkileşim eğitim öğretim faaliyetinin asıl unsurudur. Eğitim sistemimizde sınıf içi faaliyetler sadece öğretmenlerin kendi kişisel inisiyatiflerine, kişisel becerilerine, anlayışlarına bırakılmıştır. Okullar, okul yöneticileri tarafından yönetilirken Milli Eğitim Bakanlığı daha çok istatistiki verilere konu olabilecek sayısal göstergelere odaklanmaktadır. Yasal anlamda bir sorun olmadığı, eksiklik olmadığı sürece okulların yönetimine neredeyse karışılmamakta, müdahale edilmemektedir. Eğitim denetmenleri okul denetimlerini yaparken yönetim, eğitim ve öğretim sürecine yönelik bir takım gözlemlerde bulunmaktadır. Ancak bu gözlemler eğitimin üst birimleri tarafından gerektiği gibi dikkate alınmamaktadır. Bu ihmal denetim faaliyetlerinin de verimsizleşmesine yol açan temel nedenlerden birisidir.

Eğitimin üst birimlerinin okullardaki öğrenme öğretme sürecine gösterdikleri kayıtsızlıktan ilkokuma yazma öğretim faaliyetleri de olumsuz etkilenmektedir. Okullardaki öğrenme öğretme sürecinin en önemli basamağı olan ilkokuma yazma öğretiminde önemli yanlışlıkların var olduğu görülmektedir. İlkokuma yazma öğretimi sürecinde öğrenci kalem tutmayı, defter-kitap kullanmayı öğrenmekte, görsel materyalleri anlamlandırmayı, okuma yazmaya yönelik temel davranışları kazanmaktadır. Öğretmenlerin bu süreçte yapacakları hatalar temelin de kusurlu olmasına dolayısıyla uzun ve yorucu eğitim sürecine de yanlış başlanmasına yol açmaktadır.

İlkokuma yazma sürecinin yönetimine yönelik Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu tarafından hazırlanmış olan Türkçe Programı ve öğretmen kılavuz kitabı bulunmaktadır. Öğrenciler için hazırlanmış İlkokuma Yazma Öğreniyorum Kitapları yanında özel yayınevleri tarafından hazırlanan okuma yazma öğretim materyalleri de öğretmenler tarafından yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

İlkokuma yazma öğretim sürecinde ses temelli cümle yöntemi kullanılmakta, öğrencilere eğik bitişik el yazısı kullanılması programların hedefi olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla öğretmenlerin ses temelli cümle yöntemini kullanarak öğrencilere eğik bitişik el yazısı kullanmayı öğretmeleri istenmektedir. Uygulamada önce öğrencilerin sesleri hissetmelerini öğrendikten sonra görsel materyallerle ilişkilendirilerek seslere ait harflerin tanınmasına geçilmektedir. Seslere ait harfler Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanmış kılavuz kitaplarda farklı gruplara ayrılmıştır. Her grup ses, sırayla hissettirildikten sonra yazılmasına geçilmekte, seslerden anlamlı heceler ve kelimeler oluşturulması sonrası cümlelere ve metinlere geçilmesi istenmektedir.

İlkokuma yazma öğretim sürecinde yapılan en önemli hataların başında seslerin yazımı aşamasında öğrencilerin gelişim sürecine uygun davranılmaması hususu gelmektedir. Gelişim psikologlarına göre çocuklardaki gelişim süreci içten dışa, büyük kaslardan küçük kaslara doğru bir sıra takip ederek işlemektedir. Buna göre çocuklarda önce büyük kasların kullanımı becerisi gelişirken zamanla küçük kasların kullanımı becerisi kazanılmaktadır. İlkokuma yazma öğretim faaliyetlerindeki uygulamalara bakıldığında sınıflarda hemen her öğretmen tarafından güzel yazı defteri diye nitelenen üç çizgili defterlerin kullanıldığı görülmektedir. Bu üç satırdan oluşan çizgili defterlerin en ortasındaki araya gelecek şekilde “e” sesinden başlayarak öğrenciler yazmaya zorlanmaktadır.  Öğrenci ilk andan itibaren üç satırın en ortasındaki küçük aralığa gelecek şekilde sesleri yazmaya çalışırken doğal olarak zorlanmaktadır. Üç satırlı çizgilerin en ortasına yazma çalışması öğrencinin en küçük kaslarını kullanmasını gerektirmektedir. Oysa çocuğun gelişim sürecine göre öğrencinin öncelikle büyük kaslarını kullanmayı öğrenmesi gerekmektedir. Büyük kasları kullanma becerisini kazandıracak çalışmaların öncelikle çizgisiz kağıtlarda(tercihen A4 boyutundaki kağıtlar) sınırsız bir alanda ve büyük boyutlarda olacak şekilde başlatılması gerekmektedir. Öğrenci sınırsız bir alanda sesi temsil eden harfi büyük boyutlarda yapmayı öğrenmelidir. Her harfin kendine özgü bir karakteri vardır. Bu karakterin başlangıç ve bitiş yönü, çizim şekli öğrenci tarafından sınırsız bir alanda ve büyük boyutlarda defalarca çizilerek tekrar edilmelidir. Öğrencinin el kasları harfin yapılış yönüne göre motor bir beceri olarak kavranıncaya kadar yapılacak tekrarlarla gelişir. Bu tekrarların sayısı öğrencinin gelişim durumuna, beceri düzeyine göre farklı olabilir. Çalışmaları sıkıcılıktan kurtarmak için farklı renklerde kalemler kullanma, farklı renkte kağıtlar kullanma uygulamaları yapılabilir.

İkinci aşamada A4 boyutundaki kağıtları çizgili olarak kullanmak gerekir. Defterlerdeki üç çizgili şekillerin benzeri olarak oluşturulan çizgili kağıtlarda bu kez üç satırın tümünü kapsayacak büyüklükte harflerin yazılmasına/çizimine geçilmelidir. Öğrenci sınırsız alanda yapmayı öğrendiği harfleri sınırlı bir alanda yani çizgili kağıtlarda ancak yine küçük boyutlarda değil büyük boyutlarda yapma çalışmalarına devam etmelidir. Tek tek yapılan harfler sonrası önce ikili birleştirmelere geçilmeli, bu çalışmalarda başarı gösteren öğrencilere üçlü ve dörtlü birleştirmeler yaptırılmalıdır. Kitaplarda gösterilen örneklerde satırın başından sonuna kadar harflerin birleştirilerek yazılmasına yönelik örneklerin olduğu görülmektedir. Bu örnekler de öğrencinin gelişimine uygun olmayan örnekler arasındadır. Zira daha ilk sesten itibaren öğrenciden uzun bir satır boyunca elini kaldırmadan aynı sese ait harfi yazmasını istemek öğrencide olumsuz davranışların pekişmesine neden olmaktadır. Öğrenciler ilk sesten itibaren uzun bir satır boyunca aynı sesi elini kaldırmadan yazamadıkları, yazamayacakları için elleri yorulmakta, ellerini kaldırmakta, el yazısının temel karakteri olan elini kaldırmadan yazma becerisini edinememektedir. Bu nedenle öğrencilere seslere ilişkin harfler yazdırılırken en fazla 4-5 tane harfi birleştirerek yazacak şekilde çalışmalar yaptırılmalı, yazma bittikten sonra elini kaldırmaları istenmeli, aralara parmağını koyma veya çizgi çizmeleri istenmelidir. Böylece çocuk zamanla kelimeler arasında makul bir boşluk bırakma alışkanlığının temel adımlarını da atmaya alışmış olacaktır.

Çizgili kağıtlarda büyük boyutlarda yapılan birerli, ikişerli, üçerli ve beşerli birleştirmeler sonrası harflerin boyutları adım adım küçültülerek gidilmelidir. Bu çalışmaların bitmesi sonrası deftere geçilmelidir. Defterde yapılacak çalışmalarda da ilk başlangıçta hemen en ortadaki satıra yazma çalışması ile başlanmamalıdır. Tıpkı çizgili kağıtlardaki gibi harflerin önce üç satırın tümünü kapsayacak büyüklükte yazılması ile başlanmalıdır. Birerli, ikişerli ve en sonunda beşerli birleştirme sıralaması defterlerde de takip edilmelidir. Üç çizginin tümünü kapsayan çalışmalar önce iki çizgiye düşürüldükten sonra en sonunda tek satıra yazmaya dönüşmelidir. Bu sıralamalı çalışmalar öğrencilerin küçük kaslarının zamanla mükemmel bir şekilde gelişmesini sağlayacaktır.

Tek bir sese ait harfin öğretimi tamamlandıktan sonra seslerin birleştirilmesine yönelik çalışmalar yine aynı anlayışla kolaydan zora, basitten karmaşığa, büyükten küçüğe, sınırsızdan sınırlıya doğru olacak şekilde yürütülmelidir.

Çizgisiz kağıtlarda başlayıp çizgili kağıtlara oradan da deftere geçme süreci temel alışkanlıklar kazanılıncaya kadar devam etmelidir. Öğrencilerin küçük kaslarını kullanma becerileri geliştikçe çizgisiz kağıtlara yazma çalışmalarına ihtiyaç kalmayacaktır. Öğrenci kağıtlarla çalışırken kağıdı temiz, düzenli kullanma alışkanlığı konusunda da yönlendirilmelidir. Kağıtları temiz ve düzenli kullanmayı öğrenen öğrenci defter ve kitaplarını da temiz ve düzenli kullanmayı öğrenecektir.

Öğrenci ilk okuma yazma sürecinde harfleri doğru yazmayı öğrendikten sonra birleştirmeleri de doğru yapabileceği için mükemmel el yazısı yazma becerisi kazanabilecektir. Zira öğrencilerin çirkin yazı yazmalarının en temel nedeni harfleri tek tek doğru yazmayı öğrenememeleri yanında birleştirmeleri de doğru yapamamalarıdır. Bu beceri eksikliği ise tamamen öğretmenlerin yanlış yöntemler kullanmasından kaynaklanmaktadır. Bu yanlış yöntem de gelişim sürecinin dikkate alınmamasının bir sonucudur.

İlkokul birinci sınıflarda öğrencilerin okuma yazma bilmemeleri öğretmenleri zorlayan bir başka yöndür. Bu da doğal bir süreçtir. Ancak bu doğal süreç öğretmenler tarafından rasyonel bir şekilde yönetilememektedir. Birçok sınıfta öğrencilerin ellerindeki kitapların tek tek öğretmenler tarafından açıldığı, çantalarından çıkarıldığı, gösterildiği görülmektedir. Bazı öğretmenler de özellikle kitapları kaplatmayıp öğrencilere kırmızı kitap, turuncu kitap diye söylenerek istenen kitapların hazırlanmasının sağlanmaya çalışıldığı görülür. Bu uygulama öğretmenlerin çoğunun bu konularda pratik yöntemler geliştirememesinden kaynaklanmaktadır. Birçok öğretmen kitap kaplama alışkanlığı üzerinde durmama nedeni olarak renkleri karışmasın, kitaplar kolay tanınsın gerekçesini ileri sürmektedir. Öğrenciler okuma yazma bilmeseler bile varlıkları tanıyabilmektedir. Öğretmen her derse ait kitapla ilişkili olarak o dersin özelliğine uygun bir varlığın resmini belirleyebilir. Belirlenen varlığın resmi büyük boyutlarda kitapların üzerine yapıştırılabilir. İstenen kitaplar söylenirken kitabın üzerindeki varlıkla birlikte kitabın adı da birlikte söylenebilir. Öğrencilerin tümü kendi başlarına adı söylenen varlığın resmi bulunan kitapları çıkarabilirler. Bu sırada çocuğun zihninde varlığın adı ile kitabın adı birlikte söylendiği için birleşecek ve bir süre sonra varlık adı söylenmeksizin kitabın adı söylendiğinde dahi istenen imaj oluşacaktır. Bu uygulama ilk günden çocuklarda kitapları, defterleri doğru bir şekilde tanıma alışkanlığını kazandıracaktır.

İlkokuma yazma sürecinde Okuma Yazma Öğreniyorum Kitaplarının etkin kullanımı da önemli bir yer tutmaktadır. Okullarda öğretmenlerin çoğu bakanlık tarafından dağıtılan bu kitapları çok basit diyerek kullanmayıp bu kitaplar yerine velileri maddi külfete sokan ilave kaynaklar kullanmaktadır. Oysa Okuma Yazma Öğreniyorum kitapları öğrencilerin okuma yazma becerilerini edinmede yeterli birer kaynaktır. Öğretmenlerin bu kaynakları kullanarak öğrencilerde okuma ve yazma becerilerini edindirmeleri mümkündür. Öğretmen okuma yazma öğreniyorum kitabında yer alan ses, hece, kelime, cümle ve metinlerin her biri üzerinde okuma çalışmaları yapması gerekmektedir. Örnek okumalar, vurgulamaya, tonlamaya dikkat ederek okuma çalışmaları öğretmen tarafından yapıldığı takdirde öğrenci ilk öğrendiği sesten son öğrendiği sese kadar sürekli okuma çalışması yapabileceği, örneklerini gördüğü, tanıdığı bütün bir araca sahip olacaktır. Özellikle fasikül şeklinde hazırlanmış okuma yazma materyallerinde her sese ait bir fasikül hazırlandığı için öğrencinin tüm fasikülleri koruması, taşıması, düzenli tutabilmesi zor olduğundan çok da yararlı araçlar değildir. Bu tür araçlar mümkün olduğu kadar az kullanılmalıdır. İlkokuma yazma sürecinde kullanılacak okuma kartonları, cümle kartonları, kelime kartları/listeleri, metin defterleri gibi öğrencinin bizzat oluşturulmasına katkı sağladığı araç gereçler geliştirilip kullanılmalıdır.

Seslerin öğretilmesi sürecinde en önemli hatalardan birisi de öğrencilerin öğrendiği seslere ait harflerin küçük kartonlara yazılıp asılması uygulamasıdır. Öğretmenler her hangi bir resim, şekil olmaksızın sadece sese ait harfin yazıldığı kartonları sınıfa asarak çocukların harfleri öğrenmesini sağlamaya çalışmaktadır. Öğrenci açısından sadece harfin yazıldığı bir kartona bakıp hatırlama çalışması oldukça soyut kalmaktadır. Bu da yine gelişim sürecine uymayan bir başka uygulamadır. Öğretmen sesleri temsil eden harfleri tahtaya asarken mutlaka somut varlıkların resimlerinin de karton üzerinde bulunmasına dikkat etmelidir. Bu durum harfleri daha doğru bir şekilde hatırlamayı kolaylaştıracaktır.  

Yazma çalışmalarında öğrencilerle dikte çalışmalarına özel bir önem verilmelidir. Ancak bu süreçte de kolaydan zora ilkesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Öğretmenler özellikle iyi durumdaki öğrencileri dikkate alarak tüm öğrencilere cümleler söyleyip yazdırma, dikte çalışmaları yapmaya çalışmakta, bu çalışmaları yapamayan öğrencileri başarısız diyerek olumsuz kimlik algısının gelişmesine neden olmaktadırlar. Bu nedenle öğretmenlerin dikte çalışmalarına öncelikle ve uzun bir süre kelime söyleme, yazma çalışmaları yaparak başlaması gerekir.

Özellikle bireysel ayrılıkları dikkate alan çalışmaları yapma konusunda öğretmenlerin özel bir şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Birleştirilmiş sınıflı okullarda eğitim becerisi ne yazık ki bu tür okullarda çalışacak öğretmenlere dahi öğretmenlik öncesi eğitim döneminde üniversitelerde öğretilememektedir. Aslında eğitim faaliyetlerinin her kademesinde, her derste birleştirilmiş sınıflı eğitim uygulamalarına benzer uygulamaların başarıyla uygulanabilmesi gerekmektedir. Hangi sınıf veya ders olursa olsun öğrenciler arası bireysel ayrılıklar her zaman olacaktır. Öğretmenlerin, bireysel ayrılıkları dikkate alarak farklı seviyelerdeki öğrencilere yönelik çalışmaları sınıflarda başarıyla uygulayamadıkları sürece eğitimde nitelikten söz edebilmek mümkün olmayacaktır. Bireysel ayrılıklara yönelik uygulamalar en başarılı şekilde Birleştirilmiş Sınıflı Öğretmenlik uygulanmasında edinilebilir. Oysa üniversitelerin öğretmen yetiştiren bölümlerinde öğretmenlik yapan öğretim üyelerinin çoğunda uygulama tecrübesi eksikliği had safhada olduğu için öğretmen adaylarına bu konular yeterince öğretilememektedir. Teorik bilgi yükleme çalışmaları ile öğretmenlik becerilerinin etkin bir şekilde kazandırılabilmesi mümkün değildir. Dolayısı ile öğretmenlik becerisini yeterince edinmemiş öğretmenlerin uygulama tecrübesi kazanıncaya kadar uzun bir zamanın geçmesi gerekmektedir. Bu geçen zamanda kaybedilen nesiller ülkemiz adına büyük kayıptır.

İlkokuma yazma öğretim becerisine yönelik çalışmalar da ne yazık ki benzer şekilde öğretmenlik öncesinde öğretilememekte, ancak öğretmenlik mesleğine girdikten sonra yapılan deneme yanılmalarla süreç öğrenilmeye çalışılmaktadır. İlkokuma yazma öğretim sürecinde karşılaşılan sorunların temelinde bu eksiklikler yatmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ile üniversite arasında koordinasyon yokluğu bu eksiklerin devamına neden olmaktadır. Bu konularda süreç içinde yaşanan sorunların üniversite ve bakanlık tarafından yakından takip edilmesi, giderilmesine yönelik düzenleme çalışmalarının acilen yapılması gerekmektedir. O güne kadar eğitim öğretim sürecindeki hatalı üretim devam edecektir. Hatalı üretim yapan bir sistemden nitelikli ürün beklemek ise tamamen şansa kalan bir durumdur.

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz için…

Ali Hikmet DEMİR

ahdemir35@gmail.com

Necati D bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1115
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster