Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
564
 

Eğitimde yeni uygulamalar, belirsizlikler, boşluklar, beklentiler

Eğitimde yeni uygulamalar, belirsizlikler, boşluklar, beklentiler
 

bakanlık, meb, eğitim


4+4+4 Kademeli eğitim sisteminin 2012-2013 öğretim yılından itibaren kademeli olarak uygulanacağı kararı alındıktan sonra eğitim sistemimizde de düzenlemeler yapılmaya başladı. Eğitim sistemimizdeki uygulamalar hemen her dönemde farklı bir anlayışla uygulamaya geçiriliyor. Geçmişte(2004 yılı) uygulamaya konulan ilköğretim programları 1-5. Sınıflar için hemen, 6-8. Sınıflar için de kademeli olarak uygulanmaya başlamıştı. Bu durum yeniliklerin uygulanmasında bir sistemin, tek düze bir uygulamanın olmadığını göstermekte.

Kademeli eğitim sisteminin uygulamaya geçilmesine dair hazırlıkların yapıldığı dönemlerde birçok lehte ve aleyhte görüşler ileri sürüldü. Siyasi iktidarın kararlılığı sayesinde uygulama hayata geçti. Kademeli eğitim sisteminin uygulanmaya başlanması sonrası ilkokullarda 1. Sınıflar, ortaokullarda da 5. Sınıflar için yeni uygulamalar hayata geçti. Özellikle okulların açılması sonrası yeni uygulamalar konusunda hemen herkesin zihninde birçok sorular vardı. Uygulamaların hayata geçmesi ile birlikte bu soruların çoğuna ne yazık ki cevaplar yeterince verilemedi. Uygulamayı hayata geçirmekle görevli ana birim Milli Eğitim Bakanlığı olmasına rağmen bakanlık bu konularda doyurucu açıklamalar yapamadı. Siyasi tartışmaların getirdiği sorulara boğulan toplumsal ortam içinde özellikle 1. ve 5. sınıflardaki yeni uygulamalar konusunda ne yapılacağına dair sorular, sorunlar havada kaldı. Seçmeli derslerin nasıl seçileceği, uygulanacağı tartışmaları içinde 1.sınıflar için ilkokuma yazma süreci, rehberlik/sosyal etkinlik uygulamaları, 5.sınıflar için ders saatlerinin artırılması sonrası ortaya çıkan sorunlar, taşıma merkezlerindeki durumlar hep havada kaldı. Süreç içinde bu konularda mutlaka ciddi çalışmaların yapılması, rehberlik/sosyal etkinlik faaliyetlerine yönelik çıkarılan yazı başta olmak üzere haftalık ders çizelgelerine ilişkin uygulamaları içeren yazı ve diğer yazılar üzerinde mutlaka durulması gerekiyor.

Bu yazı çerçevesinde yeni uygulama ile birlikte 1.sınıflardaki değişiklikler arasında yer alan ilkokuma yazma süreci üzerinde durulmaya çalışılacaktır. İlkokuma yazma öğretimi, 1.sınıflardaki uygulamalar konusundaki sürecin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerektiği gibi yönetilebildiğini söylemek zor görünüyor. Milli Eğitim Bakanlığı içinde başta Temel Eğitim Genel Müdürlüğü olmak üzere Talim ve Terbiye Kurulu’nun 1.sınıflar için yapılan değişikliklerin hayata geçirilmesi konusunda, ilkokuma yazma öğretiminin uygulanması konusunda ne yapılacağına dair hemen hiçbir açıklama yapmadığı görülmektedir. Okulların açılması ile birlikte okula başlayan öğretmen ve öğrencilerin velileri başta olmak üzere eğitim sisteminin içinde yer alan yönetici ve deneticiler dahi neyin nasıl olacağını ne yazık ki bilmiyorlardı. 4+4+4 Kademeli eğitim sistemine ilişkin kanunda ilköğretime başlama yaşı 66 ay olarak gösterildiği, kabul edildiği halde nedenini hemen hiç kimsenin bilmediği bir uygulama olan 60 aylık çocukların 1.sınıfa başlatılması bir anda ortaya çıktı. Bu çocuklar 1.sınıfa nasıl başlar sorularının arasında uyum eğitimi programı açıklandı. On iki haftalık uyum eğitimi çalışmaları ile ilgili olarak çıkarılan kılavuz kitaplar önce elektronik ortamda yayınlandı. Daha sonra okullara gönderilen uyum eğitim kitaplarının nasıl kullanılacağına ilişkin de açık bir bilginin olmadığı görüldü. Hazırlanan kitapta iki-üç sayfalık bir açıklama yapılmıştı ancak bu açıklamaların çok yetersiz olduğu süreç içinde görüldü. 1.sınıflarda ne yapılacak soruları havada dolaşırken herkes kendine göre bir takım uygulamalar yaptı. Okula gelen öğrenciler arasında var olan yaş farkı yanında okul öncesine giden öğrencilerle gitmeyen öğrencilerin bir arada bulunması uyum eğitimi çalışmalarının yürütülmesinde var olan belirsizliği daha da büyüttü. Bu süreçte okulları, öğretmenleri, velileri bilgilendirecek bir makam, bir açıklama, bir bilgi kırıntısı bile ne yazık ki yoktu. Hala da yok. Hemen herkes kendine göre uygulamalar yaptı, açıklamalarda bulundu, tavsiyeler sundu.

1.sınıfa başlayan öğrenciler arasında 60 aylık çocuklar yanında 72 aylık hatta 80 aylık çocuklar bile bulunuyordu. Bu farklı yaş grupları arasında nasıl bir gruplandırma yapılacağı konusunda da yine net bir açıklama yapılamadı. Bazı okullar farklı yaş gruplarını bir sınıfta karışık olarak bir araya getirirken bazı okullar yaş gruplarını dikkate alan sınıflar oluşturdu. Bu sınıfların düzenlenmesi konusunda hiçbir açıklama yapılmadı.

Süreç içinde özellikle okul öncesi eğitim almış öğrencilerin uyum eğitimi çalışmalarını veya benzerlerini daha önceki öğretim yılı içinde yapmaları nedeniyle sıkıldıklarını söyleyerek okulların açıldığı ilk günden itibaren seslere başlayıp başlamamakta tereddüt geçirenler vardı. Bu tereddütleri giderici bir açıklama yapılamadı. Okul öncesi eğitim almamış öğrenciler için uyum eğitimi çalışmalarının yararlı olduğunu söyleyerek uygulamalara devam edenler yanında okul öncesi eğitim aldığı için uyum eğitimi çalışmalarını yapmak istemeyenlerin nasıl uzlaştırılacağını bilmeyenlere yönelik de yine hiçbir yol gösterici açıklama yapılmadı.

Bir önceki öğretim yılındaki verilere göre gönderilen ders kitaplarını önlerinde gören öğretmenler okulların açıldığı ilk günden itibaren nasıl bir planlama yapacaklarını, gönderilen kitapları nasıl ve ne zaman kullanacaklarını, gönderilen kitapları kullanıp kullanmayacakları konusunda hiçbir açıklama yapılmadığı için öğretmenler, idareciler, veliler yine ne yapacaklarını şaşırmış bir halde bocalayıp durdular.

Bu güne kadarki belirsizlikler öğretmen ve öğrenciler kadar yönetici ve deneticileri de bocalama içinde bıraktı. Milli Eğitim Bakanlığının, bakanlık içinde de Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın bu belirsizliği ortadan kaldırmak için çaba göstermesi gerekiyordu. Ama ne yazık ki olmadı.

Yeni programların uygulanmaya başlanması sonrası okuma yazma öğretim sistemi konusunda yeni yeni tartışma konuları zaten vardı. 4+4+4 Kademeli öğretim sistemi ile birlikte bu tartışmalar son bulmadığı gibi yeni tartışma konuları ortaya çıkmış oldu. Eğitim sistemimiz içinde 1.sınıflarda kullanılan okuma yazma yönteminin gerektiği gibi doğru bir şekilde uygulandığını söylemek zor görünüyordu. Yeni kanuni düzenleme yanında bakanlığın kendiliğinden ortaya koyduğu yeni ve ilave düzenlemelerle (60 aylık çocukların kaydı) birlikte ortaya çıkan belirsizlikler, bocalamalar 1.sınıflarda yürütülen okuma yazma öğretim sürecindeki sorunların çözümüne katkı sağlamadı.

1.sınıflarda uygulanan okuma yazma öğretim sürecinde karşılaşılan sorunların giderilmesi konusunda özellikle 1.sınıf okutacak öğretmenlerin çok iyi yönlendirilmesi, yetiştirilmesi gerekiyor. 1.sınıflarda özellikle el yazısı yazma konusunda önemli sorunların olduğu görülüyor. El yazısı öğretimi konusunda öğretmenlerin çoğunda bir ön yargının olduğu görülmektedir. Birçok öğretmen öğrencilerin el yazısı yazmakta zorlandıklarını düşünmekte, çirkin ve kargacık burgacık yazıların yazılmasının nedeninin de el yazısı yazmanın zorluğundan kaynaklandığını ileri sürmektedir. Bazı öğretmenler de basılan kitapların neden el yazısı ile çıkmadığı sorusunu sorup kitap, gazete ve dergilerin el yazısı ile çıkmasını beklemektedir. İlköğretim okullarının birinci kademesi ile ikinci kademesi diye isimlendirilen yeni deyişle ilkokul ve ortaokul kademelerinde öğretmenler arasında bu konularda hala bir birlik, bütünlük sağlanabilmiş değildir. İlkokul öğretmenleri çocuklara el yazısı öğretmeye çalışırken ortaokulda öğretmenler öğrencilerin el yazısı kullanmamalarını istemektedir. Tüm bu sorunlar, sorular, beklentiler bu konularda hala önemli bilgi eksikliğinin varlığını göstermektedir. Bu boşluğun ortadan kaldırılması da yine milli eğitim bakanlığına düşmektedir.

Yapılan değişikler konusunda Milli Eğitim Bakanlığının süreci gerektiği gibi yönetemediğini gösteren örneklerden hareketle bundan sonraki yeniliklerin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konusunda katılımcı bir anlayışa ihtiyaç duyulmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yabancı uzmanların önerileri doğrultusunda uygulamaya konulan yeniliklerden de ders alınması gerekiyor. Ülkemiz eğitim sisteminin geçirdiği tarihi sürece bakınca artık bilgi birikimi itibariyle, yetişmiş eleman ve işgücü itibariyle önemli bir düzeye gelindiği görülecektir. Böyle olduğu halde bu birikimin yeterince değerlendirilememesi ülkemiz adına üzücü bir durumdur. Eğitim sisteminin içinde yer alan öğretmen, yönetici ve denetici alt yapısına, üniversitelerimizin ve toplumun gelişim düzeyine bakıldığında eğitim sistemine yönelik düzenlemeler yapılırken artık öz kaynaklara yönelmenin zamanının geldiği görülecektir. Milli Eğitim Bakanlığı bu birikimin mutlaka farkına varmalıdır.

 

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz için…..

Ali Hikmet DEMİR

ahdemir35@gmail.com

 

Necati D bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son tümceniz çok ilgimi çekti (eleştirme amacıyla söylemiyorum). Meb ile eğitim arasında o kadar büyük uçurum var ki bu nedenle işi gücü eğitim olmayan bakanlığın hiç bir şeyin farkına varmak isteyeceğini sanmıyorum. Şimdilik yapıyorlar oluyor bakalım. Gerçekten eğitimle, eğitimciyle bu kadar kavga eden geçmişine bu kadar saldıran hatta nerdeyse deneyimleri katil göstermeye çalışan bakanlıktan bir şeyleri görmesi, farketmesi beklenebilir mi bilemiyorum.

Necati D 
 11.12.2012 21:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1121
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster