Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '20

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
647
 

İman Nedir?

Kişide, mutlaka bulunması gerektiği halde kâğıt üzerinde kalan çok anlamsız bir iman anlayışımız var. İnsanların çoğu bir şekilde denendiğinde, bu kavram onlar için anlamını yitiriyor, hatta hiç hatırlanmıyor.

Gerçi herkesi bu sınıfa sokmamak lazım, az da olsa zirvede olanlar var. Tabi bu konudaki en önemli isim: Hz.Ebubekir!

Hadiste onun için “Bütün insanların imanını bir kefeye, Ebubekir’in imanını da diğer kefeye koysanız Ebubekir’ in imanı ağır basar” deniyor.

İlginçtir ki bizim toplumumuzda eğer imanlı bir insan iseniz kolay hedef haline gelirsiniz. Size saldıranlar küstahlaşır, kendilerini apaçık belli ederler.

Ne zaman ki inançlı insanları ne pahasına olursa olsun yok etmek için komplo kurmaktan çekinmeyen zihniyet silinir, işte o noktada toplumsal hareketlerde eşitlik sağlanır. 

Yazar Ahmed Hulusi şu sözlerle bu konuya vurgu yapar:

“Allah’ a ‘B’ sırrıyla iman ve bunun gereğini uygulayarak yaşamak; yemin ederim ki, insan için en önemli ve en öncelikli konudur.” 

Diğer yandan gündelik yaşamımızda mesela;

-Size ‘gerici’ diyorlar; duymazdan geliyorsunuz, aldırmıyorsunuz.

-Olduğunuz yerden farklı tarafa kovalanıyorsunuz. ‘Etraf ne der’ söylemini bırakıp umursamıyorsunuz.

-Bu kez eylemler fiziksel bir hal alıyor; trende, vapurda, yolda yürürken münferit saldırılar başlıyor. Bu tür olaylara şahit oluyorsunuz ama kaldığınız yerden devam ediyorsunuz yaşamaya. 

Dünyanın kuralı bu deyip üzerinde durmamak gerekiyor. ‘Büyük balık, küçük balığı yutar’ misali, bir zümre diğer zümreyi hep ezip geçmek isteyecektir.

Şu bir gerçek ki, imanlı insan, imansız olanın yaptığı basit hataları yapmamalı, kimseyi kınamamalı.

İman; okuma, okuduğunu doğru anlama, sonra da anladığını ve yorumladığını muhatabına en iyi şekilde aktarma yetisine gereksinim duyan bir özelliktir. Varoluşu çözmeye çalışmak ve en azından bütün kurguyu daha iyi bir şekilde özümseyebilenlere kendini teslim etme becerisidir.

İmanlı insanlar içinde şiddete başvuran kimseler ise dinin varoluş gayesini asla anlamamış, hayvani yapılardır. Bu hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Salih kimseler imana dayalı şekilde yaşarken, aksi bir hayatın sonunun hüsran olacağının bilinci içinde olurlar.

Esasen bütün dinler kimseye tepeden bakılmaması konusunda insanlara, toplumlara uyarılarda bulunur. 

Kuşkusuz bazı konularda objektif olmak yerine kendimizi kandırıp gerçeklerden kaçabiliriz. Ancak İman’ın bir noktada bizi doğru yönlendirdiğini kabul ettiğimizde, özetlemek gerekirse içinde bulunduğumuz şartları ve koşulları dikkate aldığımızda imanı bir delil olarak kabul etme olasılığı hiç de ezik bir hareket olarak kabul edilmez.

İşte bu önemli noktaya Resuller el koyarak ebedi saadetin ahiret yaşamında bulunduğunu, Dünya hayatının gelip geçici olarak sürdüğünü ve sınırlı bir yaşamın elinde esir olmamamız gerektiğini bizlere bildirir. Özetle, dünyevi değerlere itibar edilmemesi gerektiğini vurgular.

Ayrıca tüm nebiler de ‘Ümmi, Nebi, Resul'e imanla ve onu ümmetlerine haber verip tanıtmakla’ emrolunmuştu.

İman Resule, din Nebiye dayanır. Bu ayrıntıyı gözlerden kaçırmamak gerekiyor. 

Yaşadığımız süreçler içinde iman eksilir ya da artar. Bu hareketleri dikkate alan bilgi kitabı Kur’an-ı Kerim, sahabelere “Ey iman ehli, Allah’ a iman edin” diyerek daveti tekrarlama gereğini duymuştur.

Nitekim miraç hadisesinde birçok sahabe, (en çetrefilli olaylardan biri) imanını kaybetmiş ve gerisin geriye dönerek İslam’ ı terk etmek zorunda kalmışlardır.  

İman aklın kavrayamayacağı noktalarda devreye girerek insanı ayakta tutmasını, şuurunu korumasını bilir. ‘Amentüye’ inanan kurtuluşa ermiştir denebilir. Bu hususu böyle değerlendirmekte fayda vardır.

Değerli dostlarım!

İman, şuur bütünlüğünün bozulmasına asla izin vermez.

Resul-Müminler ve salih insanlar bu idrak üzerinde yaşamlarına devam ede gelmişlerdir.

İman konusunda size alışıla gelmişin dışında, analitik bir yaklaşım yapmaya çalıştım. En doğrusunu Allah ve Rasulü bilir deyip noktayı koyalım. 

Allah imandan ayırmasın!

 

Ahmed F. Yüksel

İstanbul/Bahçeşehir 10.01.2020

https://www.facebook.com/ahmedfyuksel

https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/

https://twitter.com/ahmedfyuksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İmanın toplumda bilinen şekliyle, hakiki imanın farkını farkettiren yazınız için tebrik ederim. İmanın, toplumsal, sosyolojik, psikolojik ve dinsel olarak çok yönlü manasını ve işlevini anlatmışsınız. ‘İman ettim’ demekle, iman etmiş olmuyor insan; ki neye iman ettiğini bilmeden körü körüne iman, insanı cehennemden kurtarmıyor. Bunun bedelini kişi kendine ters gelen en ufak olayda tepki vererek, yanarak ödüyor. Hakiki İman ise ‘Allah’a B-Sırrıyla iman’ olarak tarif edilmiştir; neye iman ettiğini bilen insan, cennet halini yaşar. İman, sınırlı bilgiyle çalışan akla galip gelerek, Hakikatine götürür İNSANI. Kolaylaştırılmış olsun. Saygılarımla

Türkan Gündüz 
 12.01.2020 1:47
 

Âmin

Volkan Tolga 
 11.01.2020 14:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 605
Toplam yorum
: 1929
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10312
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster