Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
501
 

İnanarak yaşamanın basamakları-1 (Tevbe)

İnanarak yaşamanın basamakları-1  (Tevbe)
 

Niçin kaos içindeyim, psikolojik halim bedenimi de neden bunaltsın. Düşünce atmosferim artık özgürleşsin. Kendimi niçin kendi psikolojimde boğayım. Üzerimde bir ağırlık var gibi. Ben bundan kurtulmalıyım. Özgürleşmeli ve hafiflemeliyim.

O halde bir silkelenmeliyim.

Bütün insanların da, bulutlu düşünceler içinde yol kaybetme zamanı yok. Herşeyi yeni baştan tanıyıp sevebilmek lazım. Kaç zaman yaşayacağız , bize yansıyan poliçemi var. Hayır, bize yansıyan, çevremize olan sevgimiz olacaktır.

Hiç bir insan tevbeden muaf değildir. İnsan nefsiyle beraber olduğuna göre! Ancak melekler yaptıklarından sorumlu değildir. İrade isteği ile davranış sergilemediklerine göre, davranışlarını özgür kararla ortaya koymadıklarından, bizim gibi tevbeyede ihtiyaçları yok. Ama bizim irade olarak isimlendirdiğimiz özgür davranışlarımız elbette bir sorumluluk getirecektir.

İrade hürriyetinin sonucu, tat alma arzumuz, bizi hakkımız olmayan hazları gasbetme yanlışlığına sürüklemektedir. Oysa irademizi kullanırken, başkalarını, her türlü varlığı rahatsız etmekten vazgeçme ve geriye doğru olanlardan, yaradana sığınma, pişmanlık duyma, tevbe ile somutlaşır. Tevbe aklanmanın ilk adımı ve beyaz sayfa açmanın amentüsüdür.

"Ey mü'minler, kusurlarınızdan Allah'a tevbe edinizki, felah bulasınız." Nur suresi, ayet:31

Hadiste " İnsanlardan günah işlememiş kimse yoktur.Fakat günah işleyenlerin hayırlısı da tevbe edenlerdir." "Günahtan tevbe eden kimse günah işlememiş gibidir."

Tevbe, anormalliklerimizden normal toplumsal yaşamda yaratılış gayemize yaklaşana kadar, her zaman farzdır. Tevbe pişmanlık duygusunu manevileştirerek Allah'a söz vererek aynı hataya yeniden dönüşü kapatmak. Yaratılış hedefine yönelmeyi prensip edinip delaletden kurtulmaktır.

"Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, yollarını sebest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhanet eder." tevbe suresi ayet: 5

"Güçsüzlere, hastalara ve sarf edecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir." Tevbe s. ayet:91

"Allah'ın kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul eden ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlarmı." Tevbe s. ayet: 104

"Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilinki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız." Tevbe s. ayet:3 "Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder." Tevbe s. ayet:5

"Ey Muhammed! Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven , O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup, fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasaklarını koruyan müminlerede müjdele." Tevbe s. ayet:112

"Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allahındır, dirilten ve öldüren O'dur, Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur." Resullüllah buyurdu ki: "Tevbe eden kimse Allah'ın sevgilisidir ve günahtan tevbe eden kimse günah işlememiş gibidir."

Bu tevbe ile imanın hedefteki odağına yöneliyoruz. Beşeri varlıklardan kimseye evvallah etmiyorsun. Bunu sadece kendinle başbaşa iken yapıyorsun, O'nun önünde.

Bu akış gösteriyor ki zihnimizi arındırmak, aydınlığın kapısıdır. Bundan sonra yürünecek yolda yeni bir beyaz sayfa açılmıştır. İşte bundan sonra başkasından kağıt aşırmamak, önümüzdekini tozdan kirden korumak ahlakımızın saflaşıp arılaşmasına bağlıdır. Bu egomuzdan koruyacağımız yeni kimliğimiz .

"Tevbe edip doğru yolu bulanlar, Allah'ın sevgili kulu olurlar." (Hadis-Mevlana şerhi)





Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanlar bilip de bilmezden gelerek sürdürürler yaşamları. Hani bir söz vardır: "Ol mahiler ki derya içredur, deryayı bilmezler" işte tıpkı öyle. Belki işlerine gelmez, belki de tövbenin derinliğine indiklerinde yeniden günah işleyecekleri için yaptıkları tövbenin boşa gideceğini düşünürler. Güvençsizlik ne acıdır. Kimi adeta sakız çiğner gibi "tövbe tövbe "der. Ama yürekten yakarıştan ne de uzaktır bu yineleme. Tövbenin gerçek bilincine vararak af dileyen ve aynı hatayı işlememeye özen gösterenlere ne mutlu. Saygılarımla

Çiğdem ALTINÖZ 
 05.08.2007 14:51
Cevap :
Yorumunuzdaki katkılarla zenginleşen konunun önemi kavranması,tüm dileğimiz.Çok teşekkür ederim.sevgi ve selam.  05.08.2007 14:58
 

İnsanın tevbe etmesi yaptığı bir davranışın yanlış olduğunu idrak edip pişmanlık duymasının adıdır. Bunun içinde doğru bilgileri araması bulması gerekir. Yoksa hergün bilmem kaç defa estağfirullah demek değildir. Duyulan pişmanlıktan sonra hala yanlışta ısrar etmek kişinin kendisini kandırmasıdır. Hasta olan birinin, bile bile doktora gitmeyip, ilaç kullanmayıp inatla hasta eden etmenlerle bir aradada bulunmaya devam etmesi demek gibidir. İnşallah bu gibilerden olmayız. Herşey gönlünüzce olsun.

akar 
 05.08.2007 0:51
Cevap :
Teşekkür ederim. İnsanlar bir tanışsa, konuyu genişletebilirler. İş yabancılığı gidermede diye düşünüyorum. Yanlış yerde olduğunun farkına varmadan zor.  05.08.2007 8:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 933
Toplam mesaj
: 229
Ort. okunma sayısı
: 1770
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster