Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1716
 

İnandığım masallar (Toplumsal rüya, esasen gerçek olan ne ki?)

Hepimiz: Hoşgeldiniz. Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Anne-Baba: Yeni doğan bebeğimiz için geldik. Onun da genel anlaşmaya dahil olmasını, herkesin gördüğü toplumsal rüyayı onun da görebilmesini, bizler gibi mutlu!, ruhsal açıdan sağlıklı! bir birey olmasını istiyoruz.

Hepimiz: Harikasınız. Böyle bilinçli anne, babalarla karşılaşınca inanın çok mutlu oluyoruz. Demek yeni bir üyemiz daha oluyor. Yalnız sizde çok iyi biliyorsunuz ki bu rüya milyonlarca bireysel rüyanın birleşiminden oluşan kollektif bir rüya. Tüm toplumsal kuralları, inançları, yasaları, dini içinde barındırıyor. Bunun için de eğer yüzdeyüz başarı istiyorsanız kesinlikle hep birlikte, koordineli bir şekilde çalışmamız şart.

Anne-Baba: Biz anne ve babası olarak elimizden gelen herşeyi yapmaya hazırız. Yanlız aklımıza takılan bazı sorular var. Öncelikle bunları aydınlatabilmemiz için bize biraz yardımcı olursanız çok seviniriz.? Bu bizim ilk çocuğumuz. Bu konuda çok fazla tecrübeli değiliz. Uygulanan yöntem hakkında biraz bilgi verebilir misiniz Acaba nasıl bir eğitim modelini uyguluyorsunuz?

Hepimiz: İki aşamalı bir yöntem bu. Birinci aşama ehlileştirme süreci.İkincisi yani sonuç aşaması ise genel anlaşmaya katılarak baş eğme. Ehlileştirme sürecine onların normal eğilimlerini ortadan kaldırarak başlıyoruz. Bireysel özgürlük gibi yanlış bir düşünceyi tamamen devre dışı bıraktırıyoruz. Sonra nasıl yaşamaları gerektiğini, nasıl bir rüya görmelerini; toplumsal rüyadan onların içsel rüyalarına aktarımlar yapmak suretiyle onlara öğretiyoruz. Beyinlerin de bizlerle yüzdeyüz uyumlu bir inanç sistemi yaratıyoruz. Ve sonunda da bu inanç sistemi sayesinden genel anlaşmaya katılarak tamamen baş eğmelerini sağlıyoruz.

Anne-Baba: Peki başarılı olmalarını nasıl sağlıyorsunuz? Bunun için ne tip yaptırımlarınız var?

Hepimiz: İyi ve kötüye dayalı ceza-ödül sistemimizle. İstenildiği gibi davrandığı zaman onlara iyi kız, iyi erkek diyoruz. İstediklerimizi yapmadıkları zaman kötü kız, kötü çocuk oluyorlar. Eğitimin sonunda tamamen ehlileştiklerinde artık hepsi kendi kendilerini iyi ve kötü olarak değerlendirip cezalandırıp ödüllendirmeye başlıyorlar. Yani kendi ehlileştiricileri artık kendileri oluyorlar. Onlara öğrettiğimiz inanç sistemi zihinlerini yönetmeye başlıyor. İnanç sistemlerinde varolan herşeyi artık hiç sorgulamadan kendi gerçekleri olarak kabul ediyorlar.

Anne-Baba: Bu aldıkları eğitim onların kişilikleri üzerine olumsuz bir etki yaratabiliyor mu? Dediğimiz gibi o bizim ilk çocuğumuz. Onun için her şeyin en iyisini, en güzelini istiyoruz.

Hepimiz: Bu konuda yüreğinizi kesinlikle ferah tutun. Olumsuz bir durum söz konusu bile olamaz. Eğitimin sonunda kendileri ve dünyayla ilgili öğrendikleri herşeyi, zihinlerindeki tüm kavramları, kendi kişilikleri olarak görmeye başlıyorlar. Onları “ben” sanıyorlar. Hepimiz gibi onlarda mutlu ve sağlıklı bireyler olarak toplumsal rüyamıza katılıyorlar.

Anne-Baba: İnanın bizi çok rahatlattınız. Sizi gerçekten tebrik ediyoruz. Kendi içinde mükemmel, kusursuz işleyen bir sistem yaratmışsınız. Kayıt için nereye başvurmamız gerekiyor?

25 Kasım 2007
Haşim Arıkan
http://hasimce.blogspot.com/

Esin kaynağı: Don Miguel Ruiz – Dört Anlaşma

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çemberin dışından bakabilmek gerekli hayata, insanlardan beklentilerini en aza indirmek, maddi beklentilerini ve bağımlılıklarını en aza indirmek, mutluluğu,doğruyu,yanlışı başkalarının onayında değil kendimizde bulmak... Kollektif bilinçten kurtulmaya başlamanın bir kaç yolu diye düşünmekteyim . Gerisi zaten gelecektir. İllaki maddi ya da fiziksel güçle olacak bir şey de değildir bu tabiki. Daha çok bilinçlenme, kendini bilme ve bulma durumudur. Ne bilinçsiz kişiliklerin ne de korkak yüreklerin işidir toplumu karşısına almak. Paylaşımlarınıza teşekkürler Tüm yazdıklarınıza aynen katılıyorum benim de biraz tuzum olsun dedim Sevgiler

cennetışığı 
 22.08.2008 13:21
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum katkınız için. Sevgi ve saygılarımla:))  22.08.2008 15:40
 

ve sonucunda bizler türüyoruz.. Haşim iyi bir bakış acın var. Bakmıyor görüyorsun... Eline aklına sağlık...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.11.2007 18:12
Cevap :
Oooook kimler gelmiş kimler gelmiş. Sen beni okurmuydun yahu:PP Serap hanım sizinden benden hiç farkınız yok. Sizde bakmış ve benim bakmayıp gördüğümü görmüşsünüz:)) Canım biraz takılmak istedi sana kımadın değil mi? Yorum için çok teşekkürler arkadaşım:)) Sevgilerimle:))  30.11.2007 18:56
 

Kaşelenmiş sevişlerden Ayrılıklarımız Karanlıklarımız Sabrımızın tükeneceği Puf isyanımızın söneceği yok Kaşelenmiş beyinlerle İrsaliyeli hayatlara yolanmışız Biz ki vay halimize yanmışız Biz ki beynimizi kaşeleyen dünlere kanmışız(Kaşelenmiş beyinler-Şehirlere düşrü gökyüzüm kitabımdan) Kaleminize sağlık.. Sevgi ve saygılarımla..

Arzu KARADAĞ 
 29.11.2007 10:56
Cevap :
Çok teşekkürler bu çok güzel şiirinizle bloguma yapmış olduğunuz katkıdan dolayı. Gerçekten çok güzeldi yüreğinize sağlık:)) İlk fırsatta kitabınızı araştırıp okuyacağım. Sevgilerimle  30.11.2007 19:00
 

Tek tornada imal edilmişçesine piyasaya sürüldüğü bir sistem. "Normal" ve "Anormal" ya da "Doğru" ve "Yanlış" hep çoğunlukça kabul gören kavramlar. Eğer sen de bu düzenin içinde rahatça akıp gitmek istiyorsan, kurallarına uyacaksın... Uyacaksın ki, dışlanmayacaksın. Çok güzel bir yazıydı Haşim Bey... Aslında yaşadıklarımız kaleme döküldüğünde ne kadar itici oluyor değil mi? Sevgilerimle...

Yeşim Özdemir 
 27.11.2007 23:04
Cevap :
Gerçekten hiç iç acıcı değil tablo Yeşim. Bile bile koşulsuz itaat. En kolay seçim değil mi. Çok teşekkürler:)) Sevgilerimle  28.11.2007 13:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 1899
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1082
Kayıt tarihi
: 05.02.07
 
 

Kimliksiz bir yazanım aslında... Bazen benim, bazen senim, bazen de herhangi biriyim. Belki d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster