Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '18

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
105
 

İnsanla Yönetmek, İnsanca Yönetmek 5

İnsanla Yönetmek, İnsanca Yönetmek 5
 

Konumuz; Yönetim, Yönetici ve İnsan Kaynakları Yönetimi.
Yönetimin ne olduğu üzerine ortak bir bakış açısı ve anlayışa ihtiyacımız var:
Yönetim, “Sanatların en eskisi, bilimlerin en yenisi” olarak değerlendirilebilir.

Gözlem ve tecrübeye dayanarak rahatlıkla söylenebilir ki özellikle sanayide bugüne kadar yönetimin sanat yönü ağır basmıştır. Artık yönetime bir bilim olarak bakma zamanı gelmiştir. Belki de Türkçe’deki kavramsallaştırmadan ya da yabancı literatürden çevirilerde kullanılan terimlerden dolayı; işler, süreçler, projeler, genel anlamda imalatın her safhası ile ilgili de yönetim kavramı kullanılmaktadır. Bu kullanım yanlış değildir. Ancak bu kullanım yanıltıcıdır. Çünkü yönetim esasen insan ile ilgili ve ilişkilidir. Yöneticinin asli görevi de insana odaklanmaktır.

Yönetimin insan ile ilgili bir bilim olduğu gerçeğini kabul ederek, bilim ile ilgili temel unsurlar üzerinden değerlendirme yapıldığındaysa yönetim; nitel esaslı bir bilim olarak ele alınmalıdır. Bir başka ifade ile yönetim; sayma ve ölçme yerine değerlendirme, veri yerine kavram, betimleme ve kestirme yerine yorum, istatistik yerine kuram, yöntem eleştirisi yerine yorum eleştirisi esasları kullanılan bir bilimdir. İnsanın yaptığı iş, yürüttüğü süreç, gerçekleştirdiği projeler elbette verilerle, sayılarla, ölçümlerle değerlendirilmelidir ancak yukarıdaki yaklaşım ve tanımlama temeli ile gerçek anlamdaki yönetim bilimi için tanımlama bu şekilde olmalıdır. Çünkü yönetimde asli ve temel unsur insandır. İnsan ölçülemez, sayılamaz, verilerle ifade edilemez. İnsan kavramlarla, yorumlarla, kuramlarla değerlendirilebilir. Yöneticinin de bunu yapabilecek yetkinlikte olması gerekir.

Yönetimin bir bilim değil de bir sanat olarak değerlendirildiği noktada kısaca İK ile ifade edilen İnsan Kaynakları yönetimi de bir fonksiyona veya bir departmana indirgenmektedir. Genelde, ilgili sektörün teknik konularında uzmanlık düzeyinde birikimi olan ve belirli bir iş tecrübesine ulaşmış kişiler yönetici olarak atanmaktadır. Bu yanlış bir yaklaşım değildir fakat eksik bir yaklaşımdır. Eksiklik yönetici olarak atanan kişinin o tarihten itibaren asli görevinin ve temel uğraş alanının insan olduğunun göz ardı edilmesidir. Yönetimin iş, süreç, proje, vb yönetmek olarak algılandığı bir noktada da İK denince bir fonksiyon ve bölümün anlaşılması doğaldır. Genel anlamda bu bakış açısının da değişme zamanı gelmiştir. İnsan kaynakları yönetimi her yöneticinin temel ilgi ve uğraş alanıdır. Yöneticilere farklı alanlarda destek vermesi beklenen pek çok bölüm vardır. Bunlardan biri de İnsan Kaynakları bölümüdür. Bu yönüyle İnsan Kaynakları bölümü teknik konularda, uygulamada, yeknesaklıkta, politika belirlemede, prosedür oluşturmada, sistematik altyapıda gerekli desteği elbette ki vermelidir, verecektir. Ancak insan ile ilgili her konunun yöneticilerden önce ve onlardan çok İnsan Kaynakları Bölümüne havale edilmesi, değiştirilmesi gereken bir alışkanlıktır.

Yenilenen nesiller, değişen piyasa koşulları, gelişen sosyo-ekonomik alanlar her zaman var oldu. Bugün de bu temel noktalardaki değişimler geçerlidir. Toplumun temel taşı ve en küçük birimi olan ailelerde dahi, çocuklarla ebeveynler arasındaki kuşak çatışmasının her zaman olageldiği değerlendirildiğinde, şirketlerde zaman içerisinde yaşanan çatışmalar doğal karşılanmalıdır. Bu gerçekliğin farkında olmak, doğal karşılamak ve kabullenmek doğru olan tutumdur. Yanlış olansa bu durum karşısında pasif bir duruş sergilemek, gerekli önlemleri almamak ve bu konuyu bir yakınma konusu haline getirmektir. Yeni çağı yönetecek organizasyonları oluşturabilmek için çatışma noktalarının farkında olmak, bunları doğal karşılamak ve bunları aşabilmek için gerekli adımları atmak gerekmektedir. Bunun yolu ise;
·      öz-farkındalığını sağlamış,
·      iletişim yetkinliklerini geliştirmiş,
·      öğrenmeyi seven,
·      kurum içi girişimcilik ruhuna sahip

bireylerden oluşan ekipler kurabilmek; bu ekiplerin sürekli gelişimini sağlamak ve bu ekipleri yeni çağın gerektirdiği şekilde yönetebilmekten geçmektedir.

Son söz: İnsanla Yönetim ve İnsanca Yönetim; önce niyet sonra emek, zaman ve irade ister.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 91
Kayıt tarihi
: 16.03.17
 
 

Endüstri Mühendisi (ODTÜ'1997) Ekonomist (Uludağ Üniversitesi'2004) ACTP Sertifikalı Koç (Adler A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster