Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '14

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
99
 

İnterneti engelleyecek olan sizlerin yanlış tavırları olacaktır

Öğrenmeden, bilmeden fikir yürütmek, araştırmadan soruşturmadan kendi çıkarlarına sandığı mes’eleler üzerinde, hemen önerilerde bulunmak, nedense sadece bu millete özgü, garip bir hastalıktır?!. Yarım bilerek iş yapmak da, ihtiyacı yarım görerek karşılamak da, yine bu milletin garip adetleri zümresindendir. Oysa herhangi bir insanın, herhangi bir işi, eline alması halinde, o işi  mükemmelen bitirdikten sonra, gerekli kişilere ya da cemiyete sunması gereği vardır. Keza, yaşanılan bu asra göre, bir işi bitirmek de, sanıldığı gibi kolay bir mes’ele değildir. O gün için, mükemmel bir şekilde bitmiş olan bir işin bile, bünyesi itibariyle, günümüzde en az On sene sonrasına kadar ek, parça, yama, uzantı ve ilâveye müsait olmasının da, mutlak gereği vardır. Ortaya çıkartılan her ne türden bir ürün olursa olsun; ister bir kanun, ister bir uzay aracı, ister bir yazılımın, bu dediğim vasıflarla mücehhez olması, artık vazgeçilemez bir esastır. Ve bu tedbir, içinde bulunduğumuz milenyumun, ana şartıdır. Acizane kendi hayatımdan bir örnek verecek olursam: Yıllar önce standart elektrik donanımı ile satın alıp, çağın müstakbel şartlarına göre düzenlediğim ve evofis olarak kullandığım fakirhanemi, Yarım asır sonra geçenlerde terk ederken, kullanılan tüm kablo uzunluğu, yaklaşık 32 km. kadardı. Halen 8 km. kullanıma müsait yedek alan daha vardı. Buna mukabil, ortada görünür kablo, boru vbg. Bir şey de yoktu. Katı satın alan mimar, bu sistemi hiç anlamadığı için, tabiî hemen yok etti!.. Etmese şaşardım. Çünkü bu nev’i işler, maalesef bu ülkede herkesin aklına bol gelecek işler zümresindendir. Bu milletin bir zümresine köprü, kanal, alan, reaktör hiç lâzım olmadığı gibi.

Anlayanlar anlamayanlar ve provokasyon yapmayı kendine mutlak iş edinmiş olanlar, günlerdir yine kıyamet koparıyor. “-İnternet yasaklanıyor.” diye. Ana fikir olarak İnternet yasaklanmıyor. İnternette süregelen hayâsızlık, edepsizlik, ahlâksızlık, insan hak ve hukukuna tecavüz, haklı olarak, önlenmek isteniyor. Bu mes’ele üzerinde, maalesef  mağdur olanların, fazla haklı olmaları da hepimizin malumudur. Hiçbir kimse bir başka kimseye, internet kanalı üzerinden hakaret etmek, Onun özel hayatını herkese ilân etmek ya da seviştiği kadının sevişme sahnesini internetten yayınlamak, siyasetten çekilmesini istediği liderlere düzmece video kasetler yapmak, bu yolla insanları uluorta rezil etmek hakkına haiz değildir. Olamaz da. Bu çok ciddi bir hayâsızlık, edepsizlik, arsızlık ve ahlâksızlıktır. Ve mutlak surette de, bu durumun önlenmesi ve tabiî bunu yapanların cezalandırılması da şarttır. Bu rezilliğin diğer bir uzantısı da, sosyâl kanallarda bu tür edepsizliklerin intişâr etme durumunun, yeni yetişen nesillerin, akıl ve ahlâklarını rencide ediyor mahiyette olmasıdır. Bu edepsiz kişilerin, ayrıca bu sebeple de ceza almaları mutlaka esas olmalıdır.

Bugün içinde bulunduğumuz durum nedir? Bugün internette binlerce site, zaten engellenmiş bir durumdadır. Bunların içinde Playboy gibi Dünya çapında izlenen siteler de vardır. Bu tür nispeten nezih ve artistik çıplaklık sergileyen siteleri engellemek, maalesef kadın varlığı adına mide bulandırıcı sitelerin internete sızmalarına sebep teşkil etmektedir. Şayet çocuk, aile, iş vbg. internet filtreleri var ise; çıplaklığı ya da pornografiyi, nispeten nezahet çerçevesi içinde sunan siteler, açık olmalıdır ki; o konuda da ergenliğe varmakta olanlar ya da ergenler, çığırından çıkmasınlar. Kullanamadıkları enerjileri yüzünden, ortalığı yakıp yıkmasınlar. Ona buna saldırmasınlar. Her gördükleri kadına meta muamelesi yapmasınlar. Ve hatta toplu taşıma vasıtalarında, kızlarımızı eşlerimizi rahatsız etmesinler. Bu arada bütün Dünya ve Türkiye’de engellenmiş olan çocuk pornosu siteleri için, zaten söylenecek tek kelime bile yoktur. Bu engelleme tabiî ve tamamı ile doğrudur.

Bugün itirazlara söz konusu olan engelleme, yukarıda anlattığımız olaylara karşı internete konulsun isteniyorsa da; haklı ama doğru yoldan mı isteniyordur? Evet haklı sebeplerle, ama doğru, akılcı, asra ve ihtiyaca uygun şekilde istenmiyordur. Yüzlerce yeni problem çıkartabilecek, garip bir nizamda istenmektedir. Bunun da iki önemli sebebi vardır. İlk sebebi: Halkının ahlâk mevhumunu kayıp ettiği toplumlarda, hukuk da adalet mevhumunu kayıp eder. İkinci sebep ise, daha teknik bir sebeptir.Ağacı olmayan dal, sadece odun olmaya yarar. Yani düdük gibi köksüz bedensiz kanun olmaz. Tüm gereksinimi ile temelli ve bedenli kanun olur. Ve ciddimahiyette her mes’eleye çare bulur.ŞimdiBu yanlış yollara, aklımız erdiği nispette, kısmen bir göz atalım. Şu an ahlâka mugayir bir yayın yapılması durumunda, ilgili site tamamen engellenmektedir. Oysa bu kanun ile site engellenmiyor, sitenin baş vurduğu URL dosyası erişilir olmaya engellenmektedir. Engellenen bu nevi’ dosyalar, süratle arttığından/artacağından, muhtemelen internet ağırlaşmaya başlayacaktır. Bu engellemeyi işin başındaki TİB Gen.Müdürü, diğer yetkililer kanalı ile ilk Dört saat içinde geçici olarak yapacaktır. Yani, böyle bir iş tek başına yapılamayacağı için, istekler başka ve bazı ara “Karar Alıcılar’a” devir edilecektir. Bu aradaki “Karar Alıcı” kişilerin, nitelik ve niceliklerinin ne seviyede olacağı (?!) gerçekten düşündürücüdür. Asıl engelleme kararını, 24 saat zarfında, mahkemeler alacaktır. Türkiye’deki adalet rehaveti içinde, 24 saat zarfında, mahkemeler bu kararı acaba nasıl alacaktır!..” Nedense sadece bu konu yüzünden, içimden gülmek geliyorsa, bana kimse kızmamalıdır. Bu sebeple: Bu madde ve bu konunun ana bedeni ve kökleri için ihtisas mahkemeleri oluşturmak, esas olmalıdır. Ve direkt olarak da başvuru, mahallen o mahkemeye yapılmalıdır. Engellemenin bugünkü hâline göre: Bir itiraz sahibi, mahkemeye gitmeden önce, ilgili ilk makama TİB’e başvurdu ama aynı gün içinde, başka başka konularda, TİB’e İkiYüz engelleme isteğinde bulunuldu ise; TİB hangi imkânlarla ve hangi 4 saat içinde, bu istekleri yerine getirilebilecektir? De; konu sonraki 24 saat için mahkemelere havale edilebilecektir!?. Kaldı ki; itiraz edecek kişi, ilgili Gen.Müdüre/Müdürlüğe nerede ve nasıl müracaat edecektir? Muarız Edirne’de, servis sağlayıcı Van’da, Gen.Müdür Ankara’da URL sayfası AB’de olunca, bu işler nasıl bir işlevsellik içinde yapılabilecektir? Muarız Edirne’den kalkıp, Ankara’ya mı gelecektir? Yoksa vakî itirazını, kendi IP ya da vatandaşlık numarasına göre: bulunduğu yerden e-mail ile yapıp, itirazı kabul görmesi halinde, kendi şehrindeki mahkemeye mi baş vuracaktır? Bu işlerin tümü en kolay yoldan yapıldı diyelim. Servis sağlayıcılar, bu alabildiğine lâçka ortamda, yağmur gibi yalan haberlerin yağdığı sosyal sitelerde, günde yirmişer itiraz ile karşılaşacak olurlar ise, kendi esas iş düzenleri ile ne şekilde ve nasıl uğraşabileceklerdir? Aksi hâlde bu kanun dolayısı ile kanunî mükellefiyetleri, kendilerini ticareten batıracak bir durum arz eder hâle gelmeyecek midir? Bu konuda daha yazılabilecek, onlarca mahsur bulmak mümkündür. Ancak, bütün bunlar esasen lâf-ı güzaftır.

Zîra dün TürksatA uydusunu atan Türk devleti olarak, işin aslına geldiğimiz zaman: Kimsenin görmediği, görmek de istemediği büyük resim, çok daha başka çok daha ciddi bir durum arz etmektedir. Aşağıda saydıklarıma, bu ülke şartları sebebi ile düşünce melekesini çoktan kayıp eden çoğu insan, çoğu medya mensubu, belkide her zaman olduğu üzre: “-Ne alâkası var?” diyecektir. Ancak, bu mes’elenin esas şimdi değineceğim hukukî düzenleme ile çok fazla ilgisi ve alâkası vardır. Hatta internet sadece bu ana mes’elenin, çok ufak bir bölümü şeklinde kalmaktadır. Ve aşağıda arz ettiğim çerçevedeki enternasyonal çözüm, zaten bütün meseleleri, bir çırpıda neticeye kavuşturabilecek bir niteliktedir.. Zaten medenî ülkelerde bu işler de aşağıda yazdığım hususlar dikkate alınarak yapılmaktadır. Soğan cücüğü gibi kanun çıkartmakla, bu işlerin bu çağda olmayacağı da artık bilinmelidir.

Türkiye’nin esasen mes’elesi, bilişim ve iletişim kanununa mutlak ihtiyacının olmasıdır.Bankacılık, borsa bilgileri, sivil ve askeri havacılık, nakliyat, arşivcilik, müzecilik, uzay teknolojileri, sismoloji, seyir meteoroloji hidrografi ve oşinografi, üniversiteler, e-devlet, devlet arşivleri, şehir trafiği, mobese takipleri, medya yayınları, kişilik hakları, en önemlisi de şahsi bilgilerin saklanması ile bilgi akış trafiğinin 6 ay ile 24 ay arasında depolanması gibi, daha birçok hususta, bilişim ve iletişim konusunda, hiçbir hukukî dayanağımızın olmaması, AB kapısında bekleyen Türkiye için, çok abes ve anlaşılamaz bir gerçeğe işaret etmektedir. Bütün bu çok önemli mes’eleler arasında internet, sadece kocaman bir pastanın, üstündeki süs kreması olmaktan ileri gitmemektedir.. Ve herkes koral hâlde, sadece o kremayı görmekteyse, böyle bir akıl da, On para etmemektedir. Vatandaş olma bilinci ve aklı, esas mes’eleyi görmeyi gerektirmektedir. Çünkü vatandaş olmak bağcıyı dövmekten değil; üzümü yemek prensibinden geçmektedir. Keza Benim bildiğim ve izlediğim AKP, bu zamana kadar, mutlaka bu konuda bir araştırma, düzenleme yapmış, yaptırmıştır. Hatta kanun dahî hazırlatmıştır. Ancak, Osmanlı’dan kalan kanunları bile değiştirmemekte sürekli ayak sürüyen, sonunda iş adamlarının baskısı ile hizaya gelip, ancak ticaret kanunu gibi, çok önemli bir kanuna nasılsa “-Evet” diyen, CHP’ye mukabil, iktidarın, bu işi de meclise getirmemesi, çok doğaldır. Komisyonlarda CHP mantıksızlığı ile uğraşmak, insanlarda takat bırakmamaktadır. Bu sebeple, kanunun tümü ile değil de; tek maddesi, hatta tek fıkrası ile uğraşmak, esas nefesi daha başka sahalara saklamak seçeneği, herhalde AKP’nin tercihi olmaktadır. Kanun yapıcı benim ne dediğimi anladığı zaman, İnşâallah Türkiye, çok fazla bir şey kayıp etmemiş olur.

Haydar Volkan

Kozyatağı: 15.Şubat.2014

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 148
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 487
Kayıt tarihi
: 04.02.09
 
 

Haydar Volkan: 21.05.944 Rebabi bestekar Sabahaddin Volkan ve Piyanist Mukadder Volkanın oğlu olar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster