Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2410
 

Irak Blair'i götürdü, Libya da Sarkozy'yi götürecek!

Irak Blair'i götürdü, Libya da Sarkozy'yi götürecek!
 

Devir teslim töreni!


Hiç kimse hikaye anlatmasın; dürüstlükten, merhametten hele hele insanlıktan hiç bahsetmesin! 

Egoistlik, iki yüzlülük, sadistlik, zulüm, sahtekarlık dünyada kol geziyor... 

Hani demokrasi özgürlüktü, eşitlikti, adaletti, fazilet rejimiydi? 

Onlar sadece kendilerine demokratlar... 

Peşinen söyleyeyim; sözüm ona ülkelerini şeriatla yönettiklerini iddia edip Hz. Muhammed'e halifeliğe soyunanarak Hz. Muhammed'le zerre kadar bir benzerliği olmadan on yıllar boyunca ülkelerini katı bir taassup ve diktatörlükle yöneten, ülke zenginliklerini kendi doyumsuz zevk ve sefaları için harcayıp halklarına zulmeden Ortadoğu liderlerini savunacak değilim. Zaten önceki yazılarımda bu görüşlerimi ifade etmiştim. 

Ama daha bir kaç ay önce onlara övgüler düzüp, iltifatlar yapan, hatta ellerini öpen, onlara ödüller vermeye kalkan Batı liderlerinin bugün sergiledikleri iki yüzlülüğe de, sahtekarlığa da isyan etmemek mümkün değil. 

Libya lideri Kaddafi, isyan eden halkına karşı aşırı güç kullanıyormuş, katliam yapacakmış, insanlık suçu işleyecekmiş! 

60 yıldır İsrail'in Filistinlilere uyguladığı katliamın da ötesinde soykırımı, sokakta misket oynayan çocukların üzerine attığı misket bombalarını, Bosna katliamını, Afganistan ve Irak'da yaşananları görmediniz veya unuttunuz diyelim... 

Daha yeni yeni... Kaç ay oldu ki? Tunus'ta isyan eden halkı etkisiz hale getirmek için devrik lider Bin Ali'ye silahlı güç gönderme teklifinde bulunan Sarkozy değil miydi? 

Fransız askerleri Tunus'a gitmiş olsalardı, Kaddafi'nin bugün yaptığından farklı bir şey mi yapacaklardı? 

Hem zaten Cezayir'de yaptığı katliamla Fransız ordusu bu konuda sabıkalı değil miydi? 

Bundan da geçtik... Tamam haklısınız diyelim... Libya'da halk demokratik haklarını istiyor, bunun için onlara yardım adına isyan etmeyen Libyalılar üzerine, stokta kalmış eski bombalarınızı imha, yeni nesil bombalarınızı da denemek için, bomba yağdırıyor ve iyilik adına bir başka kıyım yapıyorsunuz... 

Peki Bahreyn'de, Suudi Arabistan'da neden aynısını yapmıyorsunuz da oraların Kaddafilerinin yanında yer alıyorsunuz! 

Siz dünyayı aptal, kendinizi de çok uyanık mı sanıyorsunuz? 

"Güçlüyüm o halde haklıyım" demek istiyorsunuz, değil mi? 

*** 

Doğu Bloku'nun dağılmasıyla Amerika fiilen dünyanın tek jandarması olmuştu.. 

Libya'ya bu kadar kısa zamanda müdahale edilmesiyle bu gerçek bir kez daha ortaya çıktı ve tesçillendi. 

Jandarma, inzibat görevini yaparken yanında hep bir "fino" bulunduruyor. 

Afganistan'da, Irak'ta Tony Blair vardı; komutlara nazlanmadan, itirazsız hemen cevap veriyor ve denileni yapıyordu. 

Bu onursuz görev Tony Blair'e o kadar pahalıya patladı ki; görev süresinin dolmasına daha üç yıl varken istifa etmek zorunda kaldı. Yapılan kamuoyu yoklamalarında güvenini hızla kaybettiği ortaya çıkmıştı. Ayrıca partisinin kayıtlı üye sayısı yarıya düşmüştü. 

Libya olayında Sarkozy, Blair'den boşalan bu göreve balıklama atladı... 

Komutu bile beklemeden, sahibine yaranmak için şirinlik üstüne şirinlik yapıyor! 

Birleşmiş Milletler kararı çıkar çıkmaz Sarkozy'nin Libya'yı bombardımana tutmasını Amerikalılar bile şaşkınlıkla izliyorlarmış ve "Sarkozy Show" diyorlarmış! 

İşin daha da "acı" tarafı; Sarkozy'nin bunu kaybolan popülaritesini yeniden kazanmak ve önümüzdeki yıl yapılacak seçimleri kazanmak için yapıyor olduğunun iddia edilmesidir. 

Eğer demokrasi seçim kazanmak, seçim kazanmak da oy kullanamayacak insanları (vatandaş olmayanları) katletmek demekse, kanlı koltuklara oturmaksa, ben böyle bir demokrasiyi kabul etmiyorum. 

Sarkozy bunu içine sindiriyorsa, kendisine mübarek olsun! Zaten kendisine de bu yakışır. 

Batı yakasında değişen bir şey yok; sömürge zihniyeti devam ediyor. Torunlar dedelerinin yolundan gidiyorlar! 

Demokrasiyi öteden beri savunan biri olarak ben artık vazgeçtim; Ortadoğu'ya da böyle bir demokrasi gelecekse gelmesin daha iyi. 

Irak'da sağa sola saldıran, kendi halkına kimyasal silah kullanan Hitler yarısı bir Saddam vardı. Ayrıca Irak'ta kimyasal silah bulunduğu iddia edilmekteydi. Bunun için Irak işgali başlangıçta Blair'in popülaritesini artırmıştı. Sonradan ortaya çıkan olaylarla kazın ayağının pek de öyle olmadığı anlaşılmış ve Blair tepe taklak olmuştu. 

Blair, sadece zamanından önce görevinden ayrılmak zorunda kalmadı, görevi bıraktıktan üç yıl sonra yani 2010 yılında Irak savaşı ile ilgili halkı yanlış bilgilendirdiği, bazı bilgileri halktan sakladığı iddialarıyla hakkında açılan ve halen devam etmekte olan bir soruşturmayla da karşı karşıya kaldı. 

Libya'da olaylar çok daha farklı. Kaddafi Saddam olmadığı gibi, Libya'da kimyasal silahdan da bahsedilmiyor. Libya işgüzarlığı Sarkozy'nin popülaritesini daha da düşürecektir diye düşünüyorum. 

Sarkozy, "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan" olacak gibi. 

Irak Blair'i yedi, Libya'da Sarkozy'yi yiyecek! 

Not: Bu yazımdan Libya'ya uluslararası bir müdahaleye karşı olduğum anlaşılmamalıdır. Daha geniş katılımlı ve daha yumuşak bir müdahale ve sadece adalet gayesiyle olmalıydı. 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3506
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster