Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '10

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
918
 

İş yaşamında Kadın olmanın zorluğu...

İş yaşamında Kadın olmanın zorluğu...
 

Kadın olmanın zorluğu her daim kendisini gösteriyor.

Bir yanda ev işleri, öbür yanda çocuk bakımı, daha da önemlisi üretime katkı yaparak aile bütçesine destek vermek…

Bunları bir arada yapan kadınlarımız, ezilmişliğin, ikinci sınıf insan olarak görülmenin sıkıntılarını yaşarken, AB uyum yasaları çerçevesinde çıkartılan yasalar ve yönetmelikler bile bu ezilmişliğin önüne geçemiyor!

Tekstil sektörünün de “Ağır ve tehlikeli işler” kapsamında sayılmasını ön gören tebliğin yayınlanması ile aldı bir tartışma gidiyor! Bu konuya ilişkin olarak herkes ağzına geleni söylüyor. Oysa bu yönetmelik, 1973 yılından beri uygulamada. Tabi uygulanmıyor. 25 Kasım 2009 tarihinde yayınlanan tebliğde sözü edilen kadın işçilere özel gün izni hemen işverenleri ayağa kaldırdı!

Basına yansıdığı kadarı ile bazı yayın organları, 16 Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan “Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği”nin 6’ıncı maddesi konusunda, “Tekstil sektörünü, kadının özel günü sancısı sardı”, “Kadın işçinin 5 günlük özel gün izni” gibi başlıklarla gündeme getirildi.

Söz konusu 6. maddede ne vardı? “Kadınlar ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz. Bu günlerin sayısı 5 gün olarak hesaplanır. Daha fazlası için hekim raporuna göre hareket edilir. Ay halinin başlangıcı işçinin ihbar tarihidir.” ifadeleri yer alıyor:

Bu yönetmelik 09.04.1973 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğü girmişti. Ağır ve Tehlikeli İşler Tüzüğü’nün dördüncü maddesi olarak o tarihten bu yana kadınlara tanınan bir hak olarak var olmaya devam ediyor. Yani yeni bir düzenleme değil.

25 Kasım 2009 tarihinde yayınlanan tebliğle sadece bu uygulamanın sınırları genişletilmiş, tekstil dâhil neredeyse tüm sektörlerdeki kadın işçileri kapsayacak hale getirilmiştir. Çağdaş bir karara niye karşı çıkarlar anlamak mümkün değil!

Ülkemizde aşağı yukarı 4 milyon civarında kadın çalışıyor. Kadınlarımızın dün var olan haklarının, bugün veriliyormuş şeklinde basına yansıtılması, iktidarın seçime yönelik bir hamlesi olarak görülebilir mi?

Bu konuda özellikle işveren kesiminden değişik sesler gelmeye devam ediyor. Çoğunlukla kadınlara verilecek olan 5 günlük izni bahane göstererek “Tekstil sektörü ağır ve tehlikeli işler kapsamından çıkarılmalıdır” şeklinde yorumlar yaparken kimileri Tekstilin ağır ve tehlikeli işler kapsamında olması gerektiğini savunuyor. % 60 kadın çalışanı olan Tekstil sektörünün yalnızca kadınların özel izni dolayısıyla tehlikeli işler kapsamından çıkarılması talepleri ise, gerçekte değinilmesi ve irdelenmesi gereken konunun üstünü örtüyor ve istismara çok açık olarak önümüzde duruyor.

Çıkarılan kargaşanın ne işçiye ne de işverene bir katkı sağlamayacağı ortadadır. Konunun, bazı basın ve yayın organları tarafından amaç ve hedeflerinden saptırılması gündemi değiştirmekte, işçi ile işvereni karşı karşıya getirmektedir.

Tabi bu arada işverenlerde birilerine yağ çekerken, böyle bir hak nedeniyle çalıştırdıkları kadınları işten çıkartmakla tehdit etmeleri, ülkemizin nereye geldiğini açıkça gösteriyor.

Hele “Ben işçilerimin aybaşını mı takip edeceğim, bu yönetmelik yürürlükten kaldırılmazsa, çalıştırdığım tüm kadınların işine son vereceğim gibi son derece sığ demeçlerle, kadınlarımızı aşağılayıcı tutum içine girenleri buradan kınıyorum.

Kim bu işverenler diye sormaya da gerek yok. Herkes kendisini biliyor! Böylesine ağır işlerde çalıştırılan kadınlarımızın eline genelde asgari ücret geçiyor. Bu parayı bile çok gören zihniyet, kadınlarımızın evinde oturup, ev işi yapmasını ve çocuk doğurmasını istiyor.

Bu tip işverenlere(!) sadece şunu söylemek istiyorum. Seni baban mı doğurdu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

27 yıllık bir çalışma hayatının sonunda emekli olmuş bir kadın olarak gösterdiğiniz duyarlılığa teşekkür ediyorum. Şimdi düşünüyorum da çalıştığım yıllarda kanunen hakkım olan "süt izni" dahi verilmemişti bana...Ve hatta doğum yaptığım için ikramiyem bile kesilmişti! Ve de bütün bunlar Türkiyenin en büyük holdinglerinden birine bağlı bir iş yerinde gerçekleşmişti. Neyse, bu konuya değindiğiniz için tekrar teşekkürler,selamlar.

Melek Koç 
 13.01.2010 19:59
Cevap :
Merhaba Melek Hanım, yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  14.01.2010 13:06
 

Nedeyim bu ülkede kadın olmak zor iş. Valla bazen çok görmüyorum iş verenlerin demeçlerini aslında kızıyorum ama evde bile kocalarımız yemek yapacan, benmi bakacam çocuğa derken onların atarım işten olsun bitsin demesini çok görmüyorum. İkinci sınıf insan muamelesi sadece bu konuda yapılmıyor ne yazıkki. Evlerde ailelerde de biz ikinci sınıf insanız. Üzülüyorum bu durumlara hemde çok :(

Başak Özdemir 
 13.01.2010 15:10
Cevap :
Merhaba, sayfama hoş geldiniz. Yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  14.01.2010 13:07
 

yaygara yapıyor. Çok güzel bir cümle kurmuşsunuz: "Hükümet yaklaşan seçimler dolayısıyla mı bu konuyu gündeme taşıyor?" Elbette. Kadına çok değer verir bunlar. O kadar çok değer verirler ki; çalışmasın evde otursun diyecek kadar. Zaten var olan yönetmelik ise; uygulamada biraz zor gibi. Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 13.01.2010 11:25
Cevap :
Merhaba Emine Hanım. Yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  13.01.2010 11:56
 

İnsan haklarını düşünen kim. Menfaat almış yürümüş. Devletin en başından en küçük bireylerine kadar..Gemisini kurtaran kaptan misali...Saygılar,selamlar..

fugen 
 12.01.2010 22:35
Cevap :
Yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  13.01.2010 9:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 2956
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster