Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '09

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
19184
 

İşçi alacakları konusunda pratik bilgiler.

İşçi alacakları konusunda pratik bilgiler.
 

Uygulamada 4857 sayılı İş Kanuna göre çalışan kesim, kendilerinin ne gibi haklara sahip olduğunu bilmedikleri gibi bu haklardan nasıl yararlanacağını bilememektedirler. İşverenin, işçi karşısında hem maddi ve hem de manevi olarak üstün bir güce sahip olması nedeniyle İş Kanunlarımız devamlı olarak işçi lehine hükümler düzenlenmiştir. Diğer gelişmiş ülkelerde de aynı durum söz konusudur.

Uygulamada ise yaşanan sorunlar hep maddi problemdir. İşten çıkarılan işçinin, dava açmak için avukata vekalet verecek parası dahi yoktur. Bu nedenle işverenin, yapmış olduğu düşük miktarlı ödeme teklifini işçi kabul etmek zorunda kalmaktadır veya işverenin, işçiye imza atılmadığı takdirde alacaklarını ödemeyeceği baskısı ile bir takım belgeleri imzalatarak borçtan kurtulma planları hep işveren lehine işlemektedir.

İşçi kesimin, işveren karşısında ezilmemesi ve haklarını sonuna kadar almasını sağlamak için işçinin, tüm haklarını bilmesi gerekmektedir. Ayrıca işverenin nasıl avukatı veya işi bilen personeli var ise işçinin de aynı şekilde arkasında bir avukatı veya onun devamlı yanında olan, haklarını sonuna kadar savunan sivil toplum kuruluşları olmalıdır. Sendikalar, bu amaçla kurulmuş olsa da işlevini yerine getirememektedir. İşte İş Kazası ve İş Mağdurları Derneği bu amaçla kurulmuş olup işçileri, yasal hakları konusunda bilinçlendirip, işçilerin yasal haklarını sonuna kadar savunmasını sağlamayı ana ilke edinmiş bir sivil tolum kuruluşudur.

İşçi alacaklarından olan kıdem ve ihbar tazminatı alacağının yani işçinin bu alacakları hak etmediğinin ispatı İŞVERENE aittir. Uygulamada ise işverenin sık olarak başvurduğu hatta tehdit olarak kullandığı işçinin, 2 gün üst üste işe gelmemesi tutanağı ile iş akdinin feshi durumudur. Bu durum işçi aleyhine sık rastlandığı için Yargıtay kararlarında devamlı olarak İŞÇİ LEHİNE YORUM ilkesini benimsemiştir. Yani Mahkemenin, işverenin veya vekillerinin tutmuş olduğu devamsızlık tutanağına bağlı kalmayacağı diğer delillerin araştırması gerektiği ve ŞÜPHE HALİNDE İŞÇİ LEHİNE KARAR verileceği belirtilmiştir. Bu durumda sözlü olarak işten atılan işçi ne yapması gerekmektedir. Öncelikle işçi, zaman geçirmeden işverene noter kanalı ile ihtar çekmelidir. Sonra Bölge Çalışma Müdürlüğü İş Müfettişlerine başvuruda bulunmalıdır. Noterce yapılan ihtara ve Müfettişlere yapılan şikayete rağmen işveren, borcunu ödemezse işçi vakit geçirmeksizin İş Mahkemelerinde dava açmalıdır. (Kıdem ve ihbar tazminatlarında 10 yıl, diğer alacaklarda 5 yıl zamanaşımı süresi vardır.) İş Müfettişlerinin, işlerinin yoğun olması nedeniyle raporlarını 6 ay ile 1 yıl gibi uzun sürelerde tamamlaması söz konusudur. İşçi bu süreyi beklemeden dava açmalıdır. Çünkü işveren, rapora rağmen alacağı ödememektedir. İş Müfettişi de raporunda, işçiye alacağını almak için işverene dava aç der. Bu süre içinde işçi, işverene dava açsa açılan davanın sonuna yaklaşılmış olunacağından beklemeden dava yoluna gidilmesi pratikte daha çok yarar sağlamaktadır. İşçinin, İş Müfettişine vermiş olduğu dilekçenin evrak kayda girmesi işverenin devamsızlık tutanağını bertaraf etmesini sağlayan davayı kendi lehine çeviren bir durumdur. İşten kendi arzusu ile çıkan işçiler dahi bu yolu tercih ederek işverenden, etik olmayan haksız paralar almaktadırlar. İşçi, işten ayrıldığında işverenin önüne getireceği İSTİFA ve İBRANAME belgelerini de imzalamamış olmaları gerekmektedir.

İşçi alacaklarından kıdem ve ihbar tazminatı , maaş alacağı ve yıllık ücretli izin alacağını işçiye ödendiğini YAZILI OLARAK İŞVERENİN İSPATLAMASI gerekmektedir. Sözlü ispat kesinlikle kabul edilemez. Yani işçi, davada sadece benim bu alacaklarımı (kıdem, ihbar, maaş ve izin ücreti) ödenmedi desin bu durumun ispatı işçiye değil işverene aittir. İşçinin, fazla mesai alacağı, resmi ve dini tatil ücreti alacağının olduğunun ispatı İŞÇİYE düşmektedir. İşçi, bu alacakları olduğunu TANIKLA ispatlayabilir. Eğer alacağını tanıkla ispatlayan işçi karşısında işveren, BU ALACAĞINI ÖDEDİĞİNİ YAZILI OLARAK İSPATLAMALIDIR. Bu durum işçinin, ücret bordrolarında fazla mesai ve bayram ve resmi tatil ücreti belirtilmediği durumlarda geçerlidir.

İşçi alacağının hesaplanmasında önemli rol oynayan işçi ücretinin belirlenmesi konusunda da Yargıtayın işçilerin lehine kökleşmiş içtihatları da vardır. Yargıtay, bir işyerinde uzun süre çalışan işçinin, maaş bordrolarını imzalamış olsa dahi meslek kuruluşlarından emsal ücret araştırması yapılıp tanık beyanları da değerlendirilip buna göre ücretin belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak işçi lehine bir karara imzasını atmıştır. (gerçekte 1.000 tl maaş alan fakat sgk ya asgari ücret gözüken işçiler için bu yol tercih edilmektedir. Tazminatları gerçek alınan ücret üzerinden hesaplanmalıdır.)

Görüldüğü gibi tüm İş Kanunlarımız ve Yargıtayın kökleşmiş içtihatları her zaman işçi lehinedir. Önemli olan işçilerin, haklarını ve bu haklarını alması için neler yapması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. Bu amaçla kurulmuş olan Derneğimize yapacağınız maddi ve manevi her yardımda çalışanların bilgilenmesini sağlayarak işçilerin haklarını kolayca ve sonuna kadar almasını sağlayacaktır. İnsanların paraya değil, emeğe ve alın terine daha duyarlı olması gerektiği düşüncesindeyim.

İş Kazası ve İş Mağdurları Derneği

http://www.ismagdurlari.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben 4 yıl 2 aydır bir mali müşavirlik bürosunda sigortalı olarak çalışmaktayım. Aralık 2010 tarihinde askere gideceğimden dolayı işten ayrılacağım. Şimdiye kadar yıllık izinlerimi mali müşavirlik bürosu olup işler yoğun olduğundan dolayı 1 hafta kullandım ve buna gocunmadım. Sonuçta iş akışı için olması gerektiği gibi çalışıp gerektiğinde mesaiyede kaldım. Ve bunada gocunmadım. Ama şimdi iş yerimden ayrılırken şimdiye kadar uzak durulan resmi işlemleri yapıp, bana asgari ücret üzerinden kıdemimi vermek istiyorlar. Ben 2010 yılında hiçbir bordroya imza atmadım ama doğrusunu sölemek gerekirse maaşımı almadım veya bordroların imzalanmamasını kullanmak istemiyorum. Bana etik gelmiyor. Hocam sizce hakkım olanı almak için işverene karşı ne yapabilirim? Yardımcı olursanız sevinirim.

murat polat 
 24.08.2010 18:27
Cevap :
Türkiye de dava açmadan hak alınmaz. Kendiliğinden hak verilmez. mutlaka dava açın ve fazla mesai alırsınız yıllık izin alırsınız ve gerçek ücret üzerinden tazminatınız hesaplanır . ayrıca şu etik gelmiyor saçmalığını bırak adamlar vergi kaçırıyor ve senin emekli olduğundaki parayı azaltıyor omu etik yoksa bunlar mı. silkin ve kendine yoksa üzerinden senin çok geçinirler .  03.09.2010 20:03
 

slm ben 5 senedir çalıştığım işyerinden çıkarıldım hiç bir hakkımıda alamdım şimdi izlemem gereken yol nedir şua na kadar tek yaptığım şey noterden ihtarname çekmiş olmam ancak işyerimde bana 2.3 gün iiznsiz üst üste işe gelmedi diye çekmesi bundan sonra ne yaabilirm cvp için tşkler

mustafa dönmnez 
 11.05.2010 12:56
Cevap :
acil olarak iş davası açmanız gereklidir. İstanbulda iseniz yardımcı olabiliriz. davayı sakın avukatın dışında arzuhalcile yazdımayın eksik oluyor daha sonra dava yı genişletme yasağı oluyor değiştirme şansı kalmıyor bilginize numaranı bu maile gönder irtibata geçeriz suatyurdseven@istanbulbarosu.org.tr  11.05.2010 17:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 59
Ort. okunma sayısı
: 5728
Kayıt tarihi
: 05.07.09
 
 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. İş Kazası ve İş Mağdurları Derneği Yönetim Kurulu B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster