Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '15

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
402
 

İslam, Faiz ve Bankalar

Yazan Uçar Demirkan

İslamda faiz(riba)haramdır. Faizden kazanılmış paraları yiyenlere çok büyük cezalar, Nisa suresi ve Rum Suresinde Bakara Suresi ve Ali İmran suresinde yer  almaktadır.

Bakara Suresi 275 inci ayete göre riba(faiz)yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa öyle kalkarlar. Ali İmran suresi 130 uncu ayette “Ey iman edenler. Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin” denilmektedir.

Bu ayetlere bakarak bazı yorumcular faizin zerresi bile haramdır derken bazı yorumcular ise “kat kat arttırılmış faizin “haram olduğunu düşünmektedir.

İslamın ilk çıktığı yıllarda ve yerlerde faizsiz borç almak olanaklıydı. Ancak, İslam genişleyip nüfus kalabalıklaştıkça faizsiz para bulmak zorlaşmıştır.

Bu dönemde Yahudi bankerler ve sarraflar Osmanlı Devleti’nde banka görevi görmüşler ve faizle borç para vererek bu sorunu çözmüşlerdir.

Ayetlerde faiz yemek haramdır, faizle para almak ve faiz ödemek haramdır denilmediğinden bu düzen işlemiştir.

Osmanlı Devleti’nin son döneminde faizle para toplayıp faizle borç para verecek Zıraat Bankası ve Emniyet Sandığı kurulmuştur.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra çağdaş uygarlık düzeyine yükselmek için bankacılık düzeninin olmasının gerektiği anlaşıldığından, İş Bankası kurulmuş ve 1950 li yıllara dek Zıraat Bankası, Emniyet Sandıkları ve İş Bankası ile gelinmiştir.

Bu dönemde Yahudilerin yerini zenginleyen köy ağaları almış ve tefecilike faizle para vermişlerdir.

1950 li yıllardan itibaren Türk ekonomik yaşamı monetize olmuştur. Yani, malın malla değişimi sisteminden malın parayla değişimi sistemine geçilmiştir.

1990 lı yıllardan itibaren ise bankacılık sistem ine “İslami katılım bankacılığı” girmiştir. Halen Türkiye’de bu iki tür bankacılık faaliyettedir.

Peynirci A yı düşünelim. Bu adam, ürettiği peynirlerin maliyetine en az yüzde 3 refah payı, en az yüzde 2 sermaye risk payı ekleyecek ve peynirlerini satacaktır. Böyle yapmazsa üretimini ve yaşamını sürdüremez.

Enflasyonun sıfır düzeyinde olduğunu düşündüğümüz bir ekonomide İslami kalkınma bankaları da tıpkı bu peynirci gibi düşüneceklerdir. Faizsiz topladıkları paraları, kredi isteyenlere verirken yüzde 3 refah payı, yüzde iki sermaye risk payı ve enaz yüzde 1 kuruluş işletme giderleri karşılığı olmak üzere kredi açtığı kişiden bu parayı yüzde 6 fazlasıyla geri almak isteyecektir.

Aldığı bu kar payının yüzde 3 ünü parasını yatıranlara kar payı olarak geri verecektir.

İslami olmayan bir banka da, enflasyonun sıfır olduğu bir ekonomide İslami katılım bankası gibi davranacaktır. Yüzde 3 ile topladığı paraları üzerine yüzde iki refah payı ve yüzde 1 de işletme gideri ekleyerek kredi isteyenlere verecektir.

İki bankacılık sistemi arasında bir ayrım bulunmamaktadır.

Ancak, enflasyonun sıfırın üzerinde yüzde 1, 2, 5 gibi bir düzeyde ortaya çıkması durumunda durum değişecektir. Gerek katılım bankası ve gerekse liberal sistemin faizci bankası aynı davranmak zorunda kalacaktır.

Eğer enflasyonu faize ya da kar payına eklemezlerse, o durumda zarar edecekler ve batacaklardır.

Çünkü, enflasyon nedeniyle bankaların maliyetleri artacaktır. Bu artışlar karşılanmazsa bankalar zarar edeceklerdir.

Bu nedenle, İslami bankaların da uymak zorunda kalacakları faiz kuramına göre, faizin-ya da İslami bankada katılım payının-hesabı şöyle olacaktır.

Enflasyon oranı+yüzde 3 refah payı+yüzde 2 sermaye risk payı=en az faiz ya da katılım payı oranı olacaktır.

Şimdi, ülkemizdeki duruma bakalım. Enflasyon oranı Şubat ayında yüzde 7,85 olarak açıklandı. Buna göre bankalara ya da katılım bankalarına para yatıranların yıl itibariyle en az 7,85 enflasyon+yüzde 3 refah payı+yüzde 2 sermaye risk payı=yüzde 12,85 faiz geliri ya da katılım payı elde etmeleri gerekmektedir.

Oysa, günümüzde en yüksek vadeli mevduat faizi yüzde 10,50 hoş geldin faizi olup gerçek vadeli mevduat faizi yüzde 9,50 lerdedir. Bu durumda, parasını liberal bankaya yatıran bir kişi zaten faiz elde etmemektedir. Aksine, negatif bir faiz söz konusudur.

Diğer yandan, ülkemizde Zıraat, Vakıflar ve Halk Bankası gibi devlet bankalarının “İslami katılım bankacılığı” na dönüştürülmesi çabaları vardır. Bir ülkedeki tüm bankaları islami katılım bankalarına dönüştürdüğümüzü varsayalım.  

Ancak, yerkürenin nüfusu 7 milyar olup bunun 1,5 milyarı Müslüman ülkelerdir. Bu ülkelerin tamamının İslami katılım bankacılığına döndüğünü varsaysak bile, geriye liberal banka sistemi ile çalışan 5,5 milyar nüfuslu diğer devletler kalmaktadır.

Nitekim, Erbakan Hoca “İslami Ortak Pazar kurarız” diyerek bu sorunu aşacağını düşünmüştür ama, bu gerçekleşmemiştir.

Katılım bankacılığına geçen İslam ülkelerinin yurtiçi bankalarının yurtdışı şubelerinde” faizli bankacılık” yapılmaktadır. Ya da İran gibi ülkelerde ithalat ve ihracat işleri bankalar devre dışı bırakılıp “altın” ile yürütülmeğe çalışılmaktadır. Ama,bu da olmamaktadır. İran Rusya ile olan ticaretini Ruble ile yapmak zorunda kalmıştır. İran’da “kapalı ekonomi” uygulanmaktadır.

Paradan gelir elde etmek, paranın üç işlevinden birinin “para biriktirmek” olmasından kaynaklanmaktadır. Rus Devriminden sonra, faiz gelirini ortadan kaldırmak için Rusya’da her bir ayda kullanılan ve ay sonunda tedavülden kaldırılan paralar kullanılmak istenmiştir. Ancak, bugünün gelişmiş ekonomi ve hızlı yaşam sisteminde bu da olanaklı olmamıştır.

Sonuç olarak, yerküre ekonomisinin yarsından çoğu liberal ekonomi bankacılığı ile işlerken, İslami katılım bankacılığına geçmek olanaklı görünmemektedir. Diğer yandan, İslami katılım bankaları da uluslararası piyasada oluşan faize karşılık gelen miktarda “katılım payı” dağıtmak zorundadırlar. Bu yapılmazsa, yurtiçi tasaruflar yurt dışı bankacılık sistemine kaçmakta ve o ülkede ekonomik gelişme olmamaktadır.

Diğer yandan, faizlerin hesaplanmasında bir ülkedeki enflasyon oranının göz önünde tutulması gerekmektedir. Enflasyon oranı kadar faiz verildiğinde gerçek anlamda bir faiz söz konusu olmamaktadır. Hele, enflasyon oranının altında faiz verildiğinde ise faiz söz konusu olmamakta, ülkemizde bugün olduğu gibi negatif faiz söz konusu olmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 454
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster