Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '13

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
209
 

İstanbul mu dediniz?

İstanbul mu dediniz?
 

İstanbul'un ünlü ziyaret yerlerinden Eyüp Sultan Camii 1458


Osmanlı Devletimizin son başkenti İstanbul Türkiye Cumhuriyetinin göz bebeği olması yanında en çok gelir getiren kentidir. Çünkü iç ve dış ticaret yanında sanayi, ulaşım, denizcilik, eğitim, kültür sanat, moda ve turizm açılarından çok önemlidir İstanbul. Bu yüzden bütün iktidarlar için uygarlığın bütün gereklerinin yerine getirilmesi demek olan ‘kentleşme’ olgusu İstanbul için ayrı bir değer taşır. O uygarlık bilinci ile çarpıklıklara yer verilmemesi gereken kentleşme süreci içerisinde ‘temizlik’ olgusu da çözülmesi gereken başlı başına bir olaydır.

Peki, aşağıda yazılanlar İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) ya da Eyüp Belediye'sinin uzaktan ya da yakından nesi oluyor dersiniz? Bu konu kısaca sorunlar A’dan Z’ye birbirini etkiler, diyerek İstanbul’u da içeren karşılaştırmalı bir yazının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedim.

'Dost acı söyler' yaklaşımındaki gazeteci bir görgü tanığından acı ve çok anlayana çok yerinde uyarılar bunlar.

Buyurun birlikte okuyalım...

İstanbul’un önlenemeyen çöp sorunu ile zaman israfı nasıl önlenecek?

'Eyüp Sultan Camii, İstanbul’un gözbebeği. Manevî havasına bürünüyor akın akın insanlar. Özellikle Arap ülkelerinden Müslümanların da ziyaretgâhı. Ama Türkçe dışında başka bir dilde bilgilendirme levhası mevcut değil. Mezarlığın ortasından tepedeki Pierre Loti’ye çıkan bir yol var. Eyüp Mezarlığı’nda kamuoyuna mal olmuş onlarca mühim şahsiyet yatıyor.

Sadece tepeden eşsiz İstanbul manzarasını seyretmek için değil, kabir ziyaretleri için de kullanılan bir yol burası. Fakat yerlere atılmış çöpler, hele hele demir parmaklıklara geçirilmiş büyük naylondan çöp poşetleri dikkatinizi çekiyor. Yani binlerce insanın geçtiği mezarlıktaki bu yolun temizliği için hiçbir konsept yok mudur?

Yer yer göze çarpan çöpler ve çöp toplama yöntemi reva mıdır bu mübarek camiye ve orada yatanlara, anlamak mümkün değil. Caminin arkasından tepeye teleferikle çıkalım dedik, tam 50 dakika bekledik. Bu da ayrı bir muamma…' (Bu tespitler sanal ortamda yayında bulunan bir yerel gazetede 04 Eylül 2013 Çarşamba günü yayınlanan karşılaştırmalı bir yorumlamadan alıntıdır)


Belediyeler teknolojiyi gerektiği gibi kullanamıyor

İstanbul’daki bu çok çarpıcı durum çoğu kentimizde ya da yenice kentleşmeye başlayan bazı yerlerde y o k mu dersiniz? Gözlemlerime göre belediye başkanları da bağımlı oldukları çoğu iktidarlar gibi bir yerleri yaparken bir yerleri yıkıyor, unutuyor, aceleye getiriyor. Böylece çarpık kentleşme ile çarpık bir çevre görüntüsü ortaya çıkmıyor mu? Bu gibi durumları Düziçi’nden Ankara’ya, Aluçra’dan İstanbul’a kadar görmüyor muyuz? Özellikle polisiye tedbirler konusunda teknik takipten ortam dinlemesine, uydu fotoğrafçılığından çabuk denetime kadar uzanan teknolojik gelişmelerin kentlerin çöp birikintileri, kaçak yapılaşma, kaldırım işgali, merdiven altı üretim, izinsiz ağaç kesimi, evlerde büyük baş hayvan besleme gibi konularda da kullanılması en büyük dileğimdir. Ne yazık ki AKP iktidarı sigara içilmesi ile yeni bir buluşmuş gibi ‘obezite’ diye adlandırdığı şişmanlık konularına verdiği önem kadar bu konularda da duyarlı olacaktır.

Çarpık Kentleşme konularında kendilerine yöneltilen eleştirilere kulak vermek yerine ‘bildiğini okuyan’ ya da ‘kaz gelecek yerden tavuk esirgememe’ cingözlüğüne düşerek ‘o y avcılığı’ peşinde nice olumsuzluklara göz yuman Belediye Başkanları umarım 30 Mart 2013 Pazar günü yeniden seçilemeyeceklerdir. Bu da seçmenlerin onları seçerken göz önünde bulundurdukları ölçülere bağlı olsa da umarım o seçmenler artık kentleşme sorunlarının gerektiği gibi çözülüp çözülmediği anlayışına bağlı olarak oy kullanacaklardır diye düşünüyorum.

Çağdaş bir yapılanma, uygar bir çevre bilinci ve karşılıklı etkileşim yolunda ilerleyebilmek için iyi günler, iyi bayramlar erenler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Yazar arkadaşım! Canınıza sağlık güzel bir paylaşım.Ah güzel İstanbul, ah.İstanbul ne yazık ki İstanbul olmaktan çıktı. Selam ve saygılar, sağlık ve mutluluklar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 16.10.2013 17:36
Cevap :
Milyonlarca İstanbullu ile nice göçmen İstanbullu gibi siz de çok haklısınız Nahide Hanım. İlk olarak 1968 yazında gördüğüm İstanbul, düşlerimin ve nice Gurbet Kuşları'nın darmadağın olduğu o İstanbul yıldan yıla kişileri sömüren bir ömür törpüsü oldu çıktı. Bu durumu geçen yıla kadar az çok izledim. Kimilerinin dile getirdiği gibi artık' İstanbul'un taşı toprağı altın' olmasa gerek. Çünkü o çevre yeteri kadar kentleşti, gecekondulaştı, sömürüldü, talan edildi bence. Bu yanlış gidişe bir de çevre sorunları ile iştihası h i ç tükenmeyen İktidar ile Sermayenin açlığı ekleninde altta kalanların canlarının çıktığını ancak bilenler bilir. Ne yazık ki 'çatışmacı toplum' tasarıları üzerinde çalışanlar için İstanbul sürekli olarak işgal edilmesi gereken bir kent. Bu yüzden her türlü çarpıklıklık ve suçluluk var İstanbul'da. Bunlar arasında öne çıkan belediyecilik de kimi göz boyamacılık da artık dibe vurdu desem yeridir.Sorunların içerisinde bir de 'arsa karaborsacıları' var ise gerisi boş!   16.10.2013 19:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 985
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster