Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '11

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
732
 

İstanbul'u seyretmek, 24 saat 360 derece gezmek

İstanbul'u seyretmek, 24 saat 360 derece gezmek
 

Beynimle çektiğim ilk ve henüz son fotoğraf, çekerken boğaza atlayasım gelmişti...


Son günlerde Sn. Atanur YILDIZ, Sn.Ayşegül HAYVAR, Sn.Yılmaz ÇETİNGÖZ ve Sn. Ata Kemal ŞAHİN'in İstanbul yazılarını okurken benim beynimde saklı duran 'İstanbul'u yazmanın' kısa bir kısmı için İstanbul'a dokunur gibi tuşlara dokunmadan edemedim.

İstanbul için yazılacak sonsuz gözlem var, ben sadece güneşin doğundan batışına geçen bir güne dair kısa bir yazı yazacağım...

Piyerloti; Avrupa'nın Asya'ya en hakim-yakın tepesinde kahve yudumlayarak güneşin bir başka kıtanın derinliğinden doğuşunu (kopup gelişini) izlemenin heyecanını anlatmak mümkün mü? Siz Avrupa'da keyfince kahve yudumlarken alev alev parıldayan güneş bütün heybetiyle koca asyanın arkalarından çıkıp sanki sadece sizin için gelmekte, yaklaştıkça ısındırır İstanbul'a...

Topkapı Saray burnu, Kadıköy'de yaşayanlara körler dedirtecek kadar....

Galata Kulesi eteğindeki terasta sırtınızı kuleye vererek kahvenizi yudumlayarak soldan sağa 270 derece yapmamışsanız, kulenin niye oraya yapıldığını, Hazerfenin niye oradan uçtuğunu henüz bilmiyorsunuz, oradan manzarayı duygularıyla seyreden her kişide uçma hissi çoşar ama akıl engeller, sadece Hazerfen'i engeleyememiş uçacağından değil manzaraya kapılmış...

Kanlıca; yüksekliğinden güneşin ister doğuşunu isterse batışını ama özelllikle güneşin öğlenden sonra kayışını kahvenizi yudumlayarak izlememişseniz İstanbul'un kuzeyinden güneyine kapılmanın ne demek olduğunu henüz bilmiyorsunuz...

Salacak; Avrupa'ya en yakın esrarengiz manzaraya (kızkulesine) hakim sahilde akşam kahvesi yudumlayarak güneşi Avrupa'ya yolculamamışsanız beyninizdeki manzara deposunun önemli bir bölümü boş demektir.  

Özetle; Güneşi Piyerloti'de doğurup, Sarayburnu'nda yakınlaşıp, Galata'da zirveye çıkışını izleyip, Kanlıca'da batıya göçüşüne şahit olup, Salacak'tan batırmaktır; İstanbul'un en gizemli 24 saati... 

Ve bu yazımı İstanbul'a dair en enteresan anımı yazarak bitireyim; bir akşam üzeri Sirkeci'deki kafeteryada ayaküstü yeme bölümünde oyalanırken görme engelli sevimli keyifli bir vatandaş beyaz değeniyle yoklayarak yanıma oturdu, cepten Konya'daki arkadaşını arayıp İstanbul anılarını "sen İstanbulu gezmemişsen henüz çok şeyin eksik demez mi" hayret ettim.

Kendisine madem Konya'dan geldin misafirsin deyip ikramda bulunarak ahbaplığa başladık ve kusura bakma yanılmıyorsam görme engellisin diye başlayınca bana yoksa sende mi demez mi, hayır dedim benim görme engelim yok ama sen Konya'daki arkadaşına görme engeline rağmen İstanbul'u anlatmaya başlayınca acaba dedim yanılıyor muyum deyince, ben İstanbulun sadece güzelliklerini hissettim, gözlerim açık olsaydı pisliklerini de görüp manzaram bulanırdı diyerek görme engelinin süzgeçi olduğunu vurgulayınca birlikte kahkahalara başladık.

Görme engelli Beşiktaş'tan Sikeci'ye aheste aheste yüryüşünde geçtiği yerleri ballandıra ballandıra anlatırken izleyicilerimiz giderek artmaktaydı...          

Ömür biter ama İstanbul; gez gez, konuş konuş, yaz yaz bitmez...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İstanbul'a hiç söylediğiniz açıdan bakmamıştım. Üstelik, son 20 yılımı bu cennet coğrafyada geçirdiğim halde... İlk fırsatta söylediklerinizi deniycem; sevgili Kadri bey. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 26.01.2012 23:51
Cevap :
Güneşi piyerlotide doğuracaksın, doğudan batıya geçişini sarayburnundan galatadan, kanlıcadan izleyeceksin ve sonuçta salacaktan batıracaksın. Henüz bunu yapmadıysan istanbulun eksik, keyifler diliyorum. Sevgiler...  27.01.2012 11:56
 

Kadri bey, ne kadar da güzel anlatmışsınız İstanbul'u, hayran kaldım inanın.Kasım ayında bir Galata Kule keyfi de ben yaptım.Manzara eşsizdi.Uçmayı aklımdan geçirmedim çünkü ben zaten uçuyordum.Görme engelli vatandaşımızın bakamadığı hayata bakış açısına da şapka çıkartmak lazım.Dünyanın pisliklerini görmediği için şanslı.Ama bu kadar duyarlı bir yürek eminim hissediyordur, görmese de...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 20.12.2011 9:10
Cevap :
Teşekkürler, öyle bir günü yaşamanız dileğiyle... selamlar...  20.12.2011 14:01
 

Ben Yahya Kemal'in değil Kemalettin Tuğcu'nun İstanbul'unda yaşadım.Bu nedenle o dediğiniz yerlerden güneşi uğurlamayı bilmem.İstanbul'un arka sokaklarında irehmetli Orhan Kemal ile beraber dolaştık.Hazret çamuru pek severdi.Lastik çizmelerini giyip Kısıklı'daki hanımın çiftliğine giderdi.Benim hayallerim gerçekleşsin diye hanımın çiftliğini oraya getirmiştik.Sirkeci'de hamalın terini sildim.Mercan'da kuru suratlı bir emice ile kuru yedim.Sarı rengi sevmediğim için Sarıyer'e hiç gitmedim.Mürüvet Kekilli "İstanbul sokakları" nı okurken ben Sarayburnu'nda ağlıyordum.Evlenmek için sokaklarda bir kız aradım.Hiç sağlamı kalmamıştı.Yahya Kemal'in Kanlıcasında yoğurt yemek için hazırlandım.Yol param kalmamış oturup yoğurdu evimde yedim.Sizler Piyer Loti'de güneşi karşılayadurun ben İstanbul'un çamurlu sokaklarını sevdim.

Kerim Korkut 
 20.12.2011 5:24
Cevap :
onlarıda yaşadık yakında onu da yazarım; "İst dipsiz kuyu ben içinde boş bakraç" misali selamlar...  21.12.2011 19:44
 

Tam 58 yıldır İstanbul'dayım ama tam manasıyla İstanbul'u yaşadığımı söyleyemem. Ha bugün, ha yarın giderim derken seneler geldi geçti. Esasında planlı hareket etmek lazımmış.Her ay bir veya iki günü İstanbul'a ayırıp,gezip görmek lazımmış. Yazdıklarınız bana bunları düşündürdü.Zaten Blog yazmanın amacı düşündürmek değil mi? Teşekkürler.

yılmaz çetingöz 
 16.12.2011 0:23
Cevap :
Teşekkrüler, selamlar...  16.12.2011 19:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 603
Toplam yorum
: 2048
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1140
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster