Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '11

 
Kategori
Tiyatro
 

İstanbul Yeni Tiyatro’da son perde!

İstanbul Yeni Tiyatro’da son perde!
 

Son Perde


İstanbul Yeni Tiyatro, Bal Sineği’nin ardından 2. yılında; Cyrano De Bergerac, Sırça Kümes, Kral Oidipus, Ağzı Çiçekli Adam, Karman Yüce, Gölge şiiri ve Venedik Taciri adlı oyunlardan oluşan kolajı ile “Son Perde” başlığı adı altında perdelerini açtı. Emre Satı’nın ışıklandırdığı, Batuhan Pamukçu’nun yazdığı ve yönettiği oyunda, aynı zamanda izleyicinin karşısına tek kişilik performansıyla çıkıyor. 

Bir tiyatro oyuncusunun kulisini izleyiciyle buluşturan Batuhan Pamukçu, izleyici madalyonun diğer tarafıyla yüzleştiriyor. Sahnedekilerin çizgi kahramanlar olmadığını ve hepsinin yaşama zorunluluğunu (ayakta kalma) trajik bir öyküleme ile sahneliyor. Ciddi bir dramaturgi sürecinden geçildiğini mantık ve kurgu hatalarının oyun boyunca görülmediğinden anlayabiliyoruz. 

 

Devlet Tiyatrolarının kapatılacağı iddiasının ağızlara “sakız” edildiği şu günlerde özel tiyatroların bir bir perde açması, seyircinin de desteğiyle Türk tiyatrosu adına umut verici, mücadelenin de devam ettiğini gösteren bir gelişme. 

 

İnsanlık Anıtı için bir araya gelen sanatçılardan Bedri Baykam’ın Akatlar Kültür Merkezi çıkışında güpegündüz sokak ortasında bıçaklanması, iskeleye hapsedilen heykelin ekranlara yansıması, hali hazırda emek sinemasının akıbeti ve Devlet Tiyatrolarındaki yaşanan sancılı süreç son perdeye geldiğimizi gösteriyor. 

 

Tiyatro oyuncusuna gelen bir telefonla başlıyor oyun. Oyuncunun oyunculuğu dışındaki yaşamı alınmış sahneye. Yani özel hayatı… Faturaları, kirası, çevrenin bakış açısı, aile ilişkileri, sanatçı açılımı… Kısacası tiyatro oyuncusunun, tiyatro dışındaki tüm yaşamı irdelenirken diğer taraftan seçkin oyunlardan alıntılanan tiratlar sayesinde tam bir teknik oyunculuk sergileniyor. 

 

Oyunda önemli mesajlarda veriliyor. Kendi benliğiyle sahneye çıkan oyuncu, yaşama tutunabilmek için oynamak zorunda olmadığını ama oynamak istediğini diğer taraftan oyunculuğun maddi ve manevi açıdan getirdiği zorlukları anlatıyor. Bize kendisini anlatan oyuncu, oyunculuğunu kanıtlamak için de seçkin tiratlarla izleyiciyi inandırmaya çalışıyor. Her tirat arasında gelen bir telefon ya da çalan kapı sesleriyle gerçek yaşama dönülüyor. Oyun içinde oyun oynayan oyuncunun samimi hikâyesini dinlerken bir anda tirat oynamaya başlayan biri olup izleyiciden uzaklaşıyor 

 

Şimdi bir düşünün; rol oynamak için sahneye çıkan bir oyuncu yok. Kendi kimliğiyle sahnede duran birini görüyorsunuz. Ve normal olarak bu adamdan bir şeyler bekliyorsunuz. Telefon sonrası adamın acılarına tanık olmaya başlıyorsunuz. Yaşamıyla ilgili olayları izliyorsunuz. 

 

Sonra birden yaşamak için oyunculuk yaptığını görüyoruz. Ve bu kendi kimliğiyle sahneye çıkan adamı yalın, duru ifadeleriyle kanıksamışken bir anda sahne üzerinde yüzüne yaptığı masklarla tipten tipe girdiğini izlemeye koyuluyorsunuz. Yani bir yandan kendi kimliğiyle sahneye çıkıp yalın ve duru oyunculuğuyla bizden biri olurken diğer taraftan keskin ve abartılı ifadelerle oynadığı karakterleri de ete kemiğe bürümeye çalışıyor. 

 

İşin zor kısmı sanırım burası. Hem duru ve yalın bir oyunculukla bizden biri olacaksınız, hem de aksine tiplere bürünmek için abartılı ve keskin ifadelerle gerçek yaşamdan uzaklaşacaksınız. Bu noktada şüphesiz etkin ve dengeli bir tekniğe ihtiyacınız var. Yaşamın gerçekliği ne kadar sade ve aynı zamanda karışıksa diğer taraftan sahne üzerinde gördüğümüz tipler de bir o kadar abartılı ve keskin olmalı. 

 

Batuhan Pamukçu’nun kıl payı kurduğu bu iki denge arasında başarılı bir sunum gerçekleştirdiğini görüyoruz. Oyunun yönetmeni ve oyuncusu Batuhan Pamukçu, alt metni yazarken tiyatro yaşamındaki birikimlerini de metne katmayı başarıyor. Bir oyuncunun anatomisini inceleyerek tüm yönleriyle izleyiciye aktarmayı başarıyor. 

 

Emre Satı’nın ışıkları, oyuncunun tiplere büründüğü kısımlarda etkisini belirgin olarak gösteriyor. Oyuncunun kullandığı alanı kendi yaşamında eve, tiplere bürünürken de sahneye çevirerek oyuna büyük ölçüde katkı sağlıyor. 

 

7 farklı oyun, 7 farklı inceleme, 7 farklı tip, tiyatral birikimle yazılmış alt metin ve sahneye koyma becerisi… Oyunu sahnelerken epik bir yapıyla izleyici önünde karaktere bürünen, oynadığı her karakterin hakkını veren, kendi yaşamına döndüğü zaman kurduğu samimi dili ve beklenmedik bir sonla izleyici şaşırtan bu ilginç oyunu kaçırmamanız dileğiyle… 

 

 
Toplam blog
: 73
: 10115
Kayıt tarihi
: 24.02.07
 
 

Tiyatro eğitimi için 3 bölgede yaklaşık 35'e yakın şehirde bulundum. 1999 yılından itibaren Tiyatro ..