Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
298
 

İstiklal caddesi

İstiklal caddesi
 

alıntı


İş için karşı yakaya geçtim gene bugün. Ve her geçişimde olduğu gibi şeytan dürtüp Beyoğlu'na, İstiklal Caddesi'ne attı beni.

Atmaz olaydı.

Kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım.

Taksim tarafından yürüyüşe başladığım ilk anda daha, Afacan Lokantası'nın yerinde yeller estiğini görmemle canım sıkıldı. Hemen oğlumun ilk yaşları aklıma geldi. Birlikte buraya gelip yediğimiz nefis yemekler, kahkahalı sohbetlerimiz... Ne güzel bir esnaf lokantasıydı, Olmazsa olmaz uğrak yerlerimizdendi. Başka yerde bulamazdık oranın keyifli ortamını.

Tarih oldu burası ve bizdeki anıları da.

 

Aynı binadaki Rebul mağazası da gitmiş, kim bilir nereye? Bilgilendirme yazısı falan aradım, yok.

Bulundukları bina yenileniyor, sebep o. Mutlaka Demirören gibi bir alışveriş merkezi yapılacaktır eminim. Caddenin dokusuna uyup uymadığını düşünen yok, para getirsin yeter.

Aynı akibete İnci Pastanesi de uğramıştı, Mis Sokak'ta faaliyet gösteriyor şimdi, Ne kadar insan gidiyor bilmiyorum, ben gitmedim daha mesela. Bir sebebi şeker yüksekliği ise diğer sebebi de üşengeçlik. Caddenin üstündeki konum gibi olmuyor.

Galatasaray'a varana kadar sağa sola bakındım, Artık bana yabancı bir sürü dükkan; çoğu giysi ve yiyecek satıyor. Kitapçılar ne kadar azalmış. Yapı Kredi Yayınları'na girdim, dayanamayıp gene bir kitap aldım. Bir an önce bir kafeye oturup kitabıma başlangıç yapma heyecanıyla çıktım ve kocaman bir Zara tabelasıyla göz göze geldim. Bilmediğim değişim değildi, Sanırım bir iki yıl oldu, ama alışamadım ki bir türlü. Burası Yapı Kredi'nin sanat galerisiydi. Ne sergiler gezdim orada, ne eserler gördüm tanıdım, tek başıma, arkadaşlarımla yahut oğlumla.

 

Odakule'ye yaklaştığımda Dilek Pastanesi'ne gitmeye karar verdim, nefis kahvesini özlemiştim. Fakat bakındım, durdum, yanlış yerde miyim diye sordum kendime bulamadım. Karşımda alüminyum perdelerle çevrili bir yer vardı, mutlaka burası olmalıydı. Orasıymış, tadilattaymış aylardır ama bir arpa boyu yol gidilememiş. Öyle söyledi ayakkabı mağazasındaki satıcı genç. Perdenin altındaki açıklıktan görünen manzara tamamen yıkıldığını anlatıyor. Kocaman bir temel çukuru var arkada. Benim anladığım burası artık Dilek Pastanesi değil başka bir şey olacak. Bilgilendirme yazısı orada da yok çünkü.

Anılarımdan bir demet daha tarih oldu ve içimde isyan duygusu kabarmaya başladı. İsyanla birlikte öfke.

 

Burası artık benim İstiklal Cadde'm değildi.

Buraya gelmemin bir anlamı da olmayacaktı artık.

Her şeyin paraya endeksli hale geldiği bu dünyada insanlar da artık para etmeyen bir şeye bakmaya bile tenezzül etmiyorlardı. Sanat galerisi neydi ki, hayal ürünleri bir sürü para etmeyen eserleri kim niye görmek istesin?

Görsel dünyaya alışmış, okumaya üşenen insanlar niye kitap alıp okusundu ki? Kitapçılar da bir bir kapanacaktı elbet.

Ayakta kalmaya çalışan bir ikisine de benim gibi saftorozlar girip idealist dinozorların kitaplarını alırdı, o kadar.

Tünel'e vardığımda oturdum bir yere, kahvemi söyledim, Bir iki sayfa okudum. İyi geldi.

Ama hayal kırıklığımın yarattığı kocaman boşluk ve öfke büyüyor içimde.

Ben bu dünyanın insanı değilim. Olamadım, olamayacağım.

 
Nev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir örneğini de İstiklal cad. özelinde sergilediğiniz gibi: Her şey yeniden Orta-Doğulu, arabesk, dinci, gözünü para hırsı büyümüş, zeka-estetik ve ruh olarak vasat altı insanların taleplerine göre yeniden şekilleniyor, tarihsel ve özgün mekanlar da bundan payını hızla alıyor. Çünkü çok ürüyor ve göç ediyorlar. Tüketim ekonomisi de onları "her an her şeye kestirme yoldan sahip olma" konusunda sürekli kışkırtıyor! Bu durum bazı hal ve zamanlarda tıpkı bir medeniyetin Vandalların istilasına uğraması gibi tezahür edebiliyor. Teşekkür ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 01.11.2014 11:46
Cevap :
Ersin bey, Teşekkür edeiyor, selam ve sevgilerimi gönderiyorum.  03.11.2014 11:13
 

tünel'e de açılırsa isminin burger king caddesi olarak değiştirilmesi gerekir. yanlış saymıyorsam halihazırda 4 adet bulunmakta. sonuncusu istanbul kitapçısı'nın yerine açılmış.

die stimme des mondes 
 30.09.2014 21:05
Cevap :
Maalesef. O İstanbul Kitapçısı ki, ne anılarım var orada. Şimdi Tünel'de açılıyor. Bir de Kadıköy İskelesi'nde var. Ama işte dediğim gibi, kim bakar kitapçıya, sanat galerisine.   30.09.2014 22:20
 

Her geçen gün yaşadığımız yerlere yabancı olmak çok kötü bi duygu. Uzak ve çirkin bir ülke gibi...

Nev 
 26.09.2014 18:29
 

Nurten Hn. Ankara'dan İstiklal Caddesi müdavimiyim iş gezileri vesilesiyle. Bir hayal kırıcı haber de ben vereyim 3 hafta önceki gidişimden. Kelepir Sahaf-Kitapçı da yerini otel inşaatına bırakacakmış. Son günlerini sürüyordu. Herhalde şimdilerde çoktan mekanı terk eylemiştir. Robinson Kitapevi ise çok önceleri kapanmıştı. Bunu adlandırmak kolay değil. Değişim demek çok yüzeysel kalır. Bize iyi görünmediği kesin. Sıradanlığa, sermayenin gücüne, banâlliğe teslimiyet sizin de belirttiğiniz gibi. Söze gelince muhafazakar toplumuz. Gerçekte olan ise, post-modern yaşamın ve hızlı iletişim çağının şaşkınlığı. Her gidişimde bu ve benzeri kafa karışıklığı ile döndüğüm halde bunu yazmaya yetecek kadar duygu kabarması yaşamayışıma da kızarak, anlamlı yazınızla son günlerde okumaya başladığım Tezer Özlü'nün "bilinçsiz sınıf atlamak" saptamasını bağdaştırdım. Üzerinde çok kafa yorulması gereken. Selam ve saygılarımla.

Hakan Kildokum 
 26.09.2014 11:08
Cevap :
Merhaba Hakan bey, Öncelikle teşekkür ediyorum beğeniniz için. Tezer Özlü deyince ise akan sular durur. Ben de şu sırada ablası Sezer Duru'nun hazırladığı 'Tezer Özlü'ye Armağan' kitabını okuyorum. Çok yerinde bir tabir, 'Bilinçsiz sınıf atlamak.' İşte tam bu noktadayız. Ne hukuk ne tarih bilincimiz var. Hem bir zamanlar Çetin altan'ın çok sık dile getirdiği gibi Mesleksiz Yığınlar Topluluğuyuz hem de tamamen bilinçten yoksunuz. Ama, sokakta çöpleri toplayıp satarak geçinen insanımızın bile cebinde iki tane son model cep telefonu olabiliyor. Üretmeden tüketim! Aşkı sevgiyi bile emek vermeden yaşayıp çabucak tüketiyoruz. Salamlar  26.09.2014 14:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 314
Toplam yorum
: 619
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1071
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster