Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '09

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1145
 

İsviçre'de Minare Yasağı

İsviçre'de Minare Yasağı
 

İsviçre'yi sarsan tartışma


İsviçre halkı minare yasağına “evet” dedi.

İsviçre toprakları içinde minare inşa edilemiyecek.

Bu karar aslında “Gerçek İslam”ın yenilgisi ve “Politik İslam” ın kazancıdır!

Ama ne kazanç?

Aslında “İslam”a kayıp getiren bir kazanç!

Aslında bir caminin tamamlayıcı görüntüsü olan ve inananları namaza davet etmek üzere müezzinin seslenişi için düşünülmüş olan minare, Avrupa’da yaşayan halklar tarafından başka bir şey olarak algılandığı için reddedilmiştir.

Kimin becerisidir bunun böyle algılanması?

Elbe

tte ki başta tüm dünyayı korkutan saldırıların, 11 Eylül’de ABD’de olanların, intihar bombacılarının, Hollanda'da İslam adına işlenen cinayetin, Afganistan, Irak gibi islam ülkelerinde gerçekleştirilen çatışmaların İslam üzerine düşürmüş olduğu gölgenin rolüdür bu.

Ama başka faktörler de rol oynamıştır şüphesiz ki.

İsviçre’de Bu konuyu referanduma getiren sağ görüşlü parti SVP, referandum için hazırlanan propaganda broşürlerinde, Sayın Erdoğan’ın bir şiirden alarak okuduğu sözlerini kullandı:

“Camiler kışlamız, müminler askerimiz, minareler süngü

müzdür!"

Bu broşürler, oy kullanma hakkı olan bütün seçmenlerin evlerine girdi, seçmenler bunları okudular ve elbette olumsuz etkilendiler. İsviçre hükümeti ve Parlamentosu olumsuz kararın ülkenin hoşgörü geleneğine, anayasasına ve din özgürlüğüne aykırı olacağını bildirmesine rağmen, seçmen bu kararı aldı. Hem de yüzde - şu andaki verilere göre- 59 çoklukla.

İsviçre hükümeti, minare yapımına evet demesi için halkı teşvik ederken, yapılacak minarelerden ezan okunmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğini de açıklamıştı. SVP ise, bu kararın bir müddet sonra tutulamıyacağını, İsviçre’de mevcut islam cemaatinin bir müddet sonra din özgürlüğüne aykırı olduğundan dolayı ezan okunması konusunda bastıracağını ve neticede ezan okunmasına da evet demek zorunda kalınacağını savundu. Tabii bu sözler de seçmende etki yarattı.

Hatta daha ileri gidilerek, bir zaman sonra “şeriat” hükümlerinin getirilmesinin de isteneceği belirtildi.

Halk, islamiyetin hep daha fazlasını isteyeceğini düşündü.

SVP, minarenin İslamın hakimiyet iddiasını simgelediği tezinden yola çıktı.

Bütün bunlar seçmenin olumsuz yolda karar vermesine yol açtı.

İsviçre’de islam dinine mensup olarak çoğunluk Kosovalılar, Bosnalılar ve Türkler yaşıyor ama müslüman Afrika ülkelerinden gelenler de var. İslam denince tek akla gelen şey Türkler değil, bunu belirtmekte yarar var.

İslamiyetin politikleştirilmesinin sonuçları, gerçek islamiyetin zararına olmaktadır. İsviçre’de alınan bu sonuçlar, bunun bir delilidir.

Avrupa halkları, tüm dünyadaki gidişatın neticesinde İslamiyeti bir tehdit olarak algılamaya başladılar.

Din ve politikayı birbirine karıştıranlar, dini politikaya alet etmeye kalkanlar, şapkalarını önlerine alarak düşünmelidirler herhalde.

Hoşgörü ve merhameti öğreten, yardımı ve insan sevgisini öğütleyen bir dini bir tehdit haline getirmek de bir marifet olmalı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Demokrasinin aslinda cogunlugun azinliga tahakkümü oldugunun kaniti bu referandum. Insanlarin cagdaslik adina ardina sigindigi hangi kavrami elinize alirsaniz alin, dokundugunuz yerden parcalaniyor. Aslinda eksik olan güven efendim. Eger güven verilemediyse kimsenin kimseyi sorgulamaya hakki oldugunu sanmiyorum. Eger müslümanlar tarafindan neden bizim hakkimiz da böyle düsünüyorlarin sorusunu ilk önce kendimize sormadigimiz, kendi özelestirimizi yapmadigimiz sürece onlarin aldigi karara sadece öfkeleniriz. Suclu aramaya cikmadan önce söyle biraz kendimizi sorgulasak artik diyorum. Cagdasligin merkezinde siritiyoruz gibime geliyor. Hem giyimimizle hemde mantalitemizle. Saygilarimla.

Utku Aksu 
 05.12.2009 17:44
Cevap :
Sevgili Utku bey, mesele zaten burada. Eskiden bu ülkelerde bu kadar çok müslüman yoktu. Şimdi ise durum başka. Gelenek ve görenekleri, yaşam tarzları buradakilerden tamamen farklı insanların sayısı arttıkça, bu çatışmaların olacağı belliydi. Müslümanların özeleştiri yapması ve aşırılıkları ve bunların yol açtığı korkuları masaya yatırmaları için vakit geldi de geçiyor. Yoksa olumsuzluklar artacaktır. Selam ve sevgilerimle.  06.12.2009 16:03
 

Dini siyasete alet edenler için bu referanhdum bir tokat gibi. Camileri kışla, minareyi süngü, müminleri asker yapanların süngüleri ellerinden alındı mı? Selamlar...

Mesut KARİP 
 05.12.2009 13:24
Cevap :
Gerçekten öyle Mesut bey. Dünyamız o hale geldi ki, öylesine küçüldü ki, insanlar artık öyle karışık ve içiçe yaşıyor ki, bir noktada yapılan bir hareket, başka bir ülkedekileri hiç düşünülmediği bir şekilde etkileyiveriyor. Ucuz ve kolay siyasi zafer peşinde koşarken, tokatlar başka ellerden geliyor. Sınırlar çok geçirgen oldu. Selamlarımla  06.12.2009 15:59
 

Almanya alış-veriş merkezlerinin altına mescitler yapmıştı. Nedeni demokrasi değildi. Sayısı gittikce artan müslümanların politikayla değil ibadetleri ile uğraşacaklarını düşünmeleri idi, ama bildiğimiz gibi geri tepti. C.Kaplan'cılar gibi aşırı dindar gruplar başlarına bela oldu. Allah Allah sesleri, cihad özlemleri, cayır cayır yakmalar vb.. haklı olarak herkesi ürkütüyor. Demokrasi var diye, kimse kendi mezarını kazmaz. Nasıl ki; müslüman mahallesinde salyangoz satamazsın diyorsak, islam adına yapılan vahşilikların bedelini de işte böyle öderiz.

Saime Eren 
 04.12.2009 20:15
Cevap :
Tamamen haklısın. Yalnız hayretle gördüğüm birşey var, Türkiye'de çok az insan işi bu tarafından alıyor. En mantıklı sandığım yazarlar, gazeteciler bile bir milliyetçilik nöbetine tutulmuş gibi karşı saldırıya geçiyorlar. Bugüne kadar dinci tutumları eleştirenler bile din müdafii kesildiler. İsviçre'nin ne orta çağlığı kaldı, ne insan hakları ihlali. Yahu bu işler neden bu hale geldi, nerede yanlış yapıldı, neyi düzeltmeye çalışmalıyız diyen hemen hemen yok. Bu olay aslında bir ikazdır, bir alarm zilidir. İslam adına yapılanları denetlemek, düzenlemek için vaktin geçmekte olduğunun siren sesidir. Ama kim duyuyor? Karşı suçlamalardan başka birşey yok. İleriyi gören, -hoş artık ileriyi görmeye de gerek yok, konflikt tam karşımızda- çare düşünen din adamları nerede? Tekrar sevgilerimle.  06.12.2009 15:54
 

olayı her zamanki gibi objektif olarak ortaya koymuşsun. Bizler müslüman bir ülkede yaşamamıza rağmen, bu nasıl inanç ve hoşgörü diye çoğu zaman şaşkınlıklar yaşıyoruz. Ülkemde "Camiler kışlamız, müminler askerlerimiz, minarelerimiz süngümüzdür!" diyenlere karşı -yalan yok-; 'kafanıza yıkılsın o camiler" dediğimi bilirim. Kısacası dinler insanlık için birleştirici değil, ayrıştırıcı kanısındayım.

Saime Eren 
 04.12.2009 19:57
Cevap :
Saime'ciğim, geç cevap için özür dilerim, yorumlar nedense çok geç ulaştı. Dinlerin ayrıştırıcılık faktörü, içlerindeki bağnazlık derecesiyle doğru orantılı. Yani ne kadar bağnazlık varsa, dinlerin asıl amaçları olan insanlık, kardeşlik, sevgi vs. aşılamaları olasılığı da o kadar ütopi. Herşeyde olduğu gibi burada da iş insanda başlayıp, insanda bitiyor. Nasıl yorumluyor, nasıl hayata geçiriyorsak, öyle sonuçları topluyoruz. Zaten dinden anlaşılan şey de farklı. Herşeyden önce insan olabilsek, başka işler de yoluna girecek herhalde. Bu her toplum için geçerli. Tabii ki toplumların birbirine etkisini de unutmamak gerek. Ayni kişilerin birbirine etkisi gibi. Biri bir şey yaparsa, diğerinden cevap ayni yönde geliyor. Bir an önce iyi şeyler yapılmaya başlanmazsa, herşey daha da kötü olabilir. Biraz yuvarlak bir anlatım oldu ama temelde doğru. Sevgilerimle.  06.12.2009 15:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 554
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1354
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster