Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
649
 

İyelik ekleri ve utanma üstüne…

İyelik ekleri ve utanma üstüne…
 

Kalın klasörün içinde tarih sırasına göre dizilmiş gazete kupürleri arasından 29.08.2007 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Deniz Som’un köşesinden seslenen Prof Dr. Aydın Aybay’ın şu sözlerini buluyorum:

‘Demokratik ülkelerde seçimle işbaşına gelen devlet başkanı, başbakan ve bakanlar, o ülkedeki yurttaşların değil, devletin başkanı ya da bakanıdırlar. Onun içindir ki yurttaş cumhurbaşkanı, başbakan veya bakandan söz ederken ‘iyelik eki’ kullanmaz. Örneğin, cumhurbaşkanından söz ediyorsa ‘bay başkan’, başbakandan söz ediyorsa ‘bay başbakan’ der. İyelik eki kullanmak yurttaşın değil, tebaanın hitabında olur; ulu hakanımız, yüce kralımız, padişahımız, sultanımız gibi sözler tebaanın sözleridir. Demokrasilerde yurttaşın bu tür hitaplarda saygı ifadesi olarak sayın veya benzeri bir sıfat kullanması bile zorunlu değildir. Bizler de, demokratik bir ülkede yaşayan yurttaşlar olarak, örneğin cumhurbaşkanından söz ederken onu benimsediğimizi gösteren bir iyelik eki kullanmaya mecbur değiliz.’

Aybay’ın bu sözleri, o dönem Abdullah Gül için, ‘O benim cumhurbaşkanım olmayacak’ diyen Bekir Coşkun’a yapılan eleştirilere bir cevap niteliğindeydi.

Benim düşüncelerimse, Abdullah Gül ile sınırlı değildi. Daha seçildikleri ilk günden itibaren, ne Erdoğan benim başbakanım, ne Gül cumhurbaşkanım, ne de aynı zihniyetin bakanları benim bakanımdı.

Ben iyelik eklerimi daha en baştan esirgemiştim…

Ama, onlardan iyelik eki esirgemek, onların oturdukları makamlarda ortaya koydukları tavırlardan, eylemlerden bu ülkenin birer vatandaşı olarak “utanç” duymamıza engel olamıyor ne yazık ki…

Ben bu duyguyu ilk ne zaman hissettim bilmiyorum, o kadar çok tekrarlandı ki…

Başbakan danışmanı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı için ABD’de, ‘Bu adamı delikten süpürmeyin, onu kullanın’ dediğinde örneğin…

‘ABD ne istedi de yapmadık?’ diye soran AKP’lileri gördüğümde…

Kendi ülkesinde hukuk önüne çıkmaları söz konusu olduğunda, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden kınama bildirisi yayınlamasını istediklerinde…

Önlerine çıkan her engelde, ABD’ye, AB’ye şikayete koştuklarında…

Ve son olarak tarihin en pasif Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nde, ‘Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor’ dediğinde…

Fayda yok…

Bütün iyelik eklerimizi de esirgesek, düşünce olarak, hayata ve politikaya bakış olarak bu insanlarla en ufak ilgimiz olmadığını, onların tam tersi yönde durduğumuzu da söylesek…

Bu ülkenin vatandaşıyız,

Ve kendi ülkesini başka ülkelere şikayet etmekten utanmayan bu adamlar bizi utandırıyor…

Hem de çok utandırıyor…

Dedik ya,

Biz onlardan çok farklıyız…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocuk gibiler. Her canlarını sıkan olayda annelerin eteği gibi koşuyorlar her ne karın ağrısı ise o kişilere. Dimdik olacaksın. Kendi sorununu kendin çözeceksin. Tanrı sana omuzlarının üstündeki nesneyi süs diyemi verdi? çalıştır bakem değil mi ama ? sevgi ile kalın

Halide 
 07.06.2008 7:57
 

Gözü dayaktan morarmış kadınlarımızın hakim karşısında "Kocamdır hakim bey döver de sever de" sözü boşuna yaygınlaşmamış. Devlet bizim döver de sever de. Elalemin uluslararası mahkemesine ne. Selamlar.

Mehmet Oyan 
 30.05.2008 22:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1703
Kayıt tarihi
: 06.05.07
 
 

Zonguldak’ta doğdu. On altı yaşından beri çeşitli yerel, bölgesel ve ulusal gazete-dergilerde, ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster