Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
124
 

İyi(lik) Güzel(lik)

Sitemizin blogger doktoru, saygıdeğer fisun gökduman kökcü, benim Acı-Tatlı Anılar’ıma yorumda bulunmuş:

Ne güzel, biz de çocuktuk eskiden. İçimizdeki çocuk, biz büyüdükçe küçüldü. Büyümek, hiç güzel değilmiş meğer... Yüreğinize sağlık değerli yazarım. Saygılar, selamlar..” demiş.

Baktım yanıtım uzayacak, kısaca: “Yorumunuz için teşekkür ederim. Yeni bir blog fikri verdi. Ona da ayrıca teşekkür ederim. Umarım haftaya bugün tamamlarım. Saygılar benden efendim. :)” dedim.

İş bu blog, o nedenle dünyaya geldi.

 

Farkındayım... Başlıktaki kavramlar, yalın hâlleriyle, anlam olarak birbirilerine çok yakınlar ancak aynı değiller. Her güzel, “iyi” ol(a)mıyor, her iyi, “güzel” ol(a)mıyor. Ama ~lik eki biraz daha yakınlaştırıyor sanki. Ya da bana öyle geliyor.

Bir de “Büyümek, hiç güzel değilmiş meğer...” cümlesine takıldım. Haklı olmasına haklı da... Tek taraftan bakınca öyle gözüküyor.

Bence, her yaşın ayrı bir güzelliği var...

Çocukluğumda televizyon yoktu, bilgisayar + internet yoktu. Nasıl derler... “Buralar hep dutlukdu...” :D

Örneğin, o güzelim blogları/nızı, şiirleri/nizi, yorumları/nızı okumak şöyle dursun, var olabileceğini aklımın ucundan bile geçiremezdim. Daha nice güzelliğe ulaşabilmek için büyümem gerekti. Ama öyle bir süreç ki bu; güzelliklerin, iyiliklerin yanında çirkinliklerin, kötülüklerin de olduğu, bazen birbirleriyle, bazen de kendi aralarında kıyasıya çarpıştıkları bir süreç... Kısaca “hayat” demişler buna...

***

Aslında, bu kavramları, şu uçsuz bucaksız evrenimizin, milyarlarca güneşinden birinin çevresinde yine milyarlarca yıldır kendi hâlinde, garip garip dönen dünyacığımızda, çağlar boyunca, büyük büyük düşünürler, bilginler, yazarlar filan sorgulamışlar, tartışmışlar, haklarında kitaplar yazmışlar. (Hatta ben garip bloggerinizin de yıllar yıllar önce İyilik Üzerine [1] yazdığı bir makalemsi yazısı vardır sitemizde.)

Alman düşünür, Gottfried Wilhelm Leibniz (1646-1717) ... olabildiğince iyimserdir (optimist). Sanki Nietzsche’nin kötümserliğini (pesimist) yüz elli yıl öncesinden sezmiş de onu şimdiden karşılamak istermiş gibidir. Şöyle der: Dünyamız, mümkün olan dünyaların en yetkinidir. Bu yetkin dünyada her şey en iyidir. [mütedeyyinlerimizin “her işte bir hayır vardır,” demesini andırıyor.  BA]

Fransız düşünür, François Marie Voltaire (1694-1778), Candide adını taşıyan çok hoş kitabında, ona, mümkün olan âlemlerin bu en mükemmelinde sana bir temiz sopa çekersem bu da mı en iyidir? sorusunu soracaktır, ama bu soruya daha bir hayli yıl vardır (Leibniz öldüğü yıl, Voltaire yirmi iki yaşındaydı). [2]

***

Sonraları, güzellikle çirkinlik, iyilikle kötülük bir arada durduğunda hangilerinin daha uzun boylu olduğunu anlamak için İngiliz düşünürü John Stuart Mill (1806-1873) çıkar.

“Felsefenin doğuşundan beri,” diyor J. S. Mill, “düşünürler en üstün iyinin (summum bonum) ne olduğunu aramışlardır.”

Ancak, onun yararcılık öğretisi, toplumsallaşma çabalarına rağmen tipik bir bireycilik öğretisidir. Bütün değerleri bireyin memnuniyetine indirger. Bireysel mutlulukla toplumsal mutluluğu uyumlu kılabilmek için, metafizik bir anlayışla, eğitim ve öğretimden medet umar. En üstün iyiyi, mutluluğu, erdemi ve ahlâkı bireysel yararla aynılaştırır. [3]

 

Yüzlerce hatta binlerce yıl tartışılmış bir konu bu. Daha da süreceği anlaşılıyor tartışmaların. [Şu sıra Covid-19, gündemi değiştirdi de sakiniz biraz ;) ]

 

[1]: http://blog.milliyet.com.tr/iyilik-uzerine/Blog/?BlogNo=283971

[2]: Orhan Hançerlioğlu - Düşünce Tarihi

[3]: Agy

 

Nizamettin BİBER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanal klavyeyle yazı yazmak oldukça zor olmalı.Sırf bu yüzden bile,hatasız yazı yazdığınız için sizi tekrar tekrar kutlarım değerli yazarım.Saygı ve selamlar...

fisun gökduman kökcü 
 08.05.2020 10:52
Cevap :
Teşekkürler... Dediğim gibi, sanal klavyenin normal klavyede olmayan özellikleri de var. Çoğu zaman, -deyim yerindeyse- "leb demeden leblebiyi anlıyor." Geçinip gidiyoruz işte... Saygılar benden...   08.05.2020 21:28
 

Kitaplar vasıtasıyla çocukluğun günahsız dünyasından,erginliğin günahkâr dünyasına geçmek,hiç güzel değildi.Yazınızda da anlattığınız gibi,güzel olan her zaman iyi değildi.Nice dışı şahane güzellikte insanlar vardı ama içleri pek fena idi.Nice kimsenin dönüp bakmadığı insanlar,içlerinde inanılmaz cevherler taşıyorlardı.Bu bir şoktu benim için.Çünkü henüz çocuktum ve düz mantıkla bakıyordum her şeye.Soyut kavramları algılama yetilerim henüz gelişmemişti.İşte kitaplarla beraber ben büyüdüm,ama çocukluğum küçüldü.Empati yapmayı öğrendim sonra ve herkesin derdi,benim de derdim oldu.Bu durum,bana hekimliği getirdi.Ve sonra?Sonrası hep böyle geçti işte.Bazen içimdeki çocuk dışarı çıkar,muzip bir-iki yazı yazarım.Sonra yine kaçar gider,ruhumun derinliklerinde bir yerlere saklanır,ara ki bulasın :)Oyyy.çok uzun oldu değil mi?Umarım anlatabilmişimdir derdimi.İçimi dökmemi sağladığınız için çok teşekkür ederim değerli yazarım.Bu güzel yazı için de...Saygılar ve selamlar efendim...

fisun gökduman kökcü 
 25.04.2020 14:21
Cevap :
Yorumlarınız için çok çok teşekkürler. Renk kattı. Eksik olmayın... Kitaplar... Başlangıçtaki kitap seçiminiz güzel olmamış, bence... Murtaza, 6 yaşında bir çocuğa göre değil ki...   26.04.2020 7:59
 

Korona olmasaydı bu günlerde,kaç kadına tecavüz edilecek,bunlardan kaçı öldürülecekti acaba?Ya da kaç çocuk,haince tecavüzlere maruz kalacaktı?Ya da kaç kız çocuğu,babası yaşında biriyle evlendirilecekti?Ya da dünyada kaç çocuk,savaşlar yüzünden ölecekti?Temiz su ve yiyecek bulamayan kaç çocuk,halâ ölüyor?Kaç hayvan nesli,insan evladının hırsları nedeniyle yok olup gidiyor?İşte ben,küçükken bunları bilmiyordum,çocuktum,düşünemiyordum.Ne zaman ki babam bana kütüphanesini açtı,olanlar oldu,ben büyümeye başladım.Altı yaşında okumayı söktükten sonra,babam benim hızıma hikâye kitabı yetiştiremeyince,kütüphaneden bir kitap uzattı ve"al bunu oku" dedi.O kitap,Orhan Kemal'in eseri Murtaza idi.Sonra da gerisi olanca ağırlığıyla geldi.Ben büyüklerin dünyasına çok hızlı bir giriş yaptım.Sanırım çocuk ruhum bunu kaldırmakta zorlandı,Büyümek,sancılı bir süreç oldu benim için.İyiyi,kötüyü,güzeli,çirkini,çok erken yaşta öğrendim.İçimdeki çocuk,örselendi.Bu yüzden büyümek güzel değildi.>>>

fisun gökduman kökcü 
 25.04.2020 14:16
Cevap :
Korona, gündemi değiştirdi... O anlattığınız çirkinlikler yine oluyor bence. Fakat biz duymuyoruz. Varsa yoksa Korona... :(  26.04.2020 8:04
 

Yazılarınızı okumak,benim için büyük bir zevk değerli yazarım.İnce ince araştırılmış olması bir yana,imlâ kurallarının da mükemmel uygulandığı yazılar bunlar.Benim için çok önemlidir bu,zira,konunun anlamını bu kurallar belirler.Bu yüzden yazılarınızı okurken,beynimde düzeltme gereği duymadan,su içer gibi okuyorum.Bazen konuların felsefi derinliği boyumu çok aşıyor,yorum yapmaktan imtina ediyorum.Bazen kendimi alamayıp,yorum yazıyorum naçizane.Bunlardan birinin,bu yazının fikir annesi olması,beni çok onurlandırdı,teşekkür ederim...Sizi "büyümek hiç güzel değilmiş meğer"cümlem düşündürmüş.Kısa bir yorumda,ben de duygularımı tam aktaramamışım galiba:)Açıklayayım:Her yaşın ayrı bir güzelliği vardır elbette,katılıyorum.Kazanımlarımız açısından bakarsak,en iyi gün,bu günümüz gibi.Her şeyimiz var gibi görünüyor ama maddi olarak bu böyle.Ama ya maneviyat?Benim bloglarıma bir göz atarsanız,özellikle şiirlerim,çığlık niteliğindedir.>>>

fisun gökduman kökcü 
 25.04.2020 14:12
Cevap :
Teveccühünüz... Sanal dünyada benim için de önemli konudur bu... Okuyucuya saygı kriterimdir. İmlâ hataları yüzünden kaç yazıyı okumadan bırakmışımdır, saymadım. Bloglarınızın tümünü değil ama çoğunu okudum. Devam... Yıllardır (9 yıl oluyor Ekim ayında) sanal klavye kullanıyorum. Yani fareye yazdırıyorum yazıları. :) Her ne kadar, şu cep telefonlarındaki (bilgi-işlem dünyasındaki en sevdiğim ikinci özellik) auto-complete özelliği varsa da fareyle yazmak bazen işkenceye dönüşüyor. O yüzden yine bilgi-işlem dünyasındaki en sevdiğim birinci özellik olan copy-paste özelliğini bloglarımda sıkça kullanıyorum. Tabii genellikle, daha önce yazmış olduğum, kendi el emeğim olan yazı ve/veya iletilerim oluşturuyor kaynağı.   26.04.2020 8:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 105
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 485
Kayıt tarihi
: 01.01.11
 
 

Milliyet Bloga taşınmam kolay olmadı.. Varlığını aşağı yukarı başlangıcından beri bildiğim bu dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster