Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '13

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1398
 

Joan Miró Ferra

Joan Miró Ferra
 

Miró "Kuzey-Güney"


Diyorum ya körler sağırlar birbirini ağırlamasın sanata ulaşılsın. Sadece sanat severler, sanatçılar, koleksiyonerler, eğitimciler, entelektüel geçinenler ya da hava atmak sananlar, sergi ziyaret etmesin. Hiç yoktan iyidir ancak herkes ulaşsın lüks olmasın. Sanatçıların maddi kaygıları olmaz manevi kaygıları olur. Dünyaca ünlü eserler ülkemize geliyor. Resimde, müzikte, tiyatroda ve daha birçok sanat dalında. En çok avm gezen millet olmayalım. İnsan bilmediğini merak etmez. Sanatı sevdirin. Nasıl diye sormayın. Bilgilendirin. Eğitin. Özendirin. Gezdirerek öğretin. Çok şanslıyız. Fark ettirin.  Sanat geleceğimizdir. Duyularımızı var edendir. Bilmesek bile hissettirendir. Evrenseldir dememişler boşuna her dile her dine her renge göredir. Renkten kastım kültür, dünya görüşü, yada gözünüzün rengi gibi.:) İfade dili ne olursa olsun tercümesi vardır. Düşünsenize binlerce yıl sonra dünya yok olur. Eser kalır. Bize bizi anlatır. Kültürü tanımlar. Mirastır. Hayal kurar mısınız ? Hayallerini, düşüncelerini, çocuk edasıyla naif duygularla yaptığı resimleri tuvale aktaran renklerin ustası Miró, çizgilerini berrak bir görüntüyle ifade eder. Basit gibi görünenlerin ne kadar anlam yüklü olduğunu çalışmalarında göreceksiniz. Bakmasını bilenlere… Miró 20 Kasım 2013- 19 Ocak 2014 arasında İstanbul’da. Ünlü  Mourlot ve Maeght koleksiyonlarından 60 eseriyle… MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde. Gidin.

Joan Miró Ferra, 20 Nisan 1983 yılında marangoz işleri ve kuyumculukla uğraşan zanaatçı bir ailenin çocuğu olarak Barselona’da dünyaya gelir. Küçük yaşlardan itibaren sanata ilgi duyan Miró ticaret okuluna giderken Lonja Güzel Sanatlar Akademisine gider. Ailesinin isteği üzerine 17 yaşında sanat eğitimini bırakır ve memur olarak çalışmaya başlar. Ancak bu ani karar Miró’nun sağlığını olumsuz etkiler ve büyüdüğü topraklara Montroig’deki çiftliklerinde yaşamaya başlar. Katalonya’lı ressam ilerleyen yıllarda tamamen Palma’ya yerleşir. 1912 yılında Francis Gall’nin  Barselonada’ki  sanat okuluna katılır ve hayatını tamamen resime  adamaya karar verir. Cezanne, Picasso, Vang Gogh ve Matisse gibi ustalardan etkilenmeye başlayan Miró’nun yaşamında Dalmau Sanat Galerisi’nin etkin bir rolü vardır. Dalmau Sanat Galerisi’nde 1918 yılında ilk kişisel sergisini açar. İlk dönem resimlerindeki fovizst etkilerin olduğu eserlerden biri 1917 tarihli “Kuzey-Güney” isimli tablosudur. Bir sonraki yıl tamamladığı “Eşekli Bostan “ ile fovizmin yanı sıra geometrik ve ayrıntıcı bir üsluba yöneldiğini gösterir. Fovizmde kullanılan saf ve parlak renkler, kübizmden alınan şekiller, Katalan’dan folklorik görüntüler ve Roma kiliselerindeki fresklerden esinlenmiştir. 1919’da Paris’e gider ve Picasso tarafından karşılanır. İki ressamın tanışıklığı annelerinin arkadaşlığına dayanır. Burada tanıştığı Max Jacob, Pierre Reverdy, ve Tristan Tzara ile Dada hareketine katıldı. Paris'teki ilk sergisi 1925'te Galeri Pierre'de büyük bir surrealist hareket olarak yankı buldu. Sanatçı 1920 yılının son yarısını Barselona’da geçirmiştir. Kübist ve fovist çizgilerin görüldüğü 1919 tarihli “Aynalı Nü” ve “Otoportre” dikkat çekicidir. 1921-22 tarihli Çiftlik resmi ise yazarın şiirsel realizm periyodunun büyük finalidir. Bu tablosunda ressam çocukluğu ile ilgili hatırladığı ve sevdiği birçok ayrıntıyı bir araya getirir. Miró ‘yu  sanatsal açıdan en çok besleyen edebiyat ve şiirdir. Usta ressam şiirleri resme döker ya da resimleri şiirleştirir. Şiir denemeleri de bulunan ressamın resimlerinde başvurduğu izleklere şiirlerinde de rastlanır. “ Kravatımda kırmızı noktalar / Gökyüzünü deliyordu / Ve Berlin Parkı’nın / Hayvanat bahçesindeki akvaryumu / Gezmek için Bitki Bahçesi’ne gidiyorlardı / Walterstrasse’den geçen / S.A. otobüsünde oturmuşken / Bir böcek kıçımı soktu / İmdat ziline bastım / Ve bir kurbağa –kız oğlan kız- el değmemiş bakire”. Şiirlerinin hepsini Fransızca yazan  Miró için bu dil zihinsel çalışmanın dili haline gelmiştir.  1936'da iç savaş sebebiyle İspanya'yı terk etmek zorunda kaldı, 1941'de geri döndü. Aynı yıl New York, The Museum of Modern Arts'da ilk büyük retrospektif sergisini açtı. Josep Lloerns y Artigas'la birlikte seramik çalışmalarına başladı ve baskı alanına da ilgi gösterdi. 1954'de Venedik Bienali'nde grafik dalında büyük ödül aldı. 1958'de Paris UNESCO Binası'ndaki eseri ile Uluslararası Guggenheim Ödülünü aldı. 1960‘da heykeltıraşlığa başladı. Miro'nun retrospektifleri, Paris, Musée National d’Art Moderne ve Grand Palais'de yer aldı. Gravür, litografi, suluboya, pastel ve bakır üzerine boyama gibi diğer birçok sanatsal formları çalışmalarında denemiştir.  1970’li yıllarla birlikte dünyanın hemen heryerinde Miró sergileri düzenlenir. 1975’de  Joan  Miró Müzesi ve Sanat Araştırmaları Merkezi açılır. Vakıfta Miró’nun arşivleri, defterleri, notları, 3500 kadar deseni ve kitaplığı bir araya getirilir. 1973 yılında 80 yaşına basan Miró çalışmalarıyla 20.yüzyıla damgasını vurmuştur. Fakat ün onu çileden çıkarır. 1969’da “Dışarıya çıkmak ve cehenneme kadar yolunuz var diye bağırmak istiyorum” der. Ününün karşılığında sahip olduğu servet ona göre aşağılayıcı bir şeydir. Birkaç yıl sonra torununa yani sanat tarihçisi Joan Punyet Miró’ya  bazı tuvalleri yaktığını söyler. “Onları sanatsal ve profesyonel sebeplerle yaktım. Ortaya çıkan malzeme çok güzeldi. Aynı zamanda tuvallerimin servet değerinde olduğunu söyleyen insanlar için yaktım. Üzgünüm ama İnsanlar tuvalleri değil, dolarları görüyor.”demiştir. Son yıllarını anavatanı Katalonya’da geçirir. Harvard ve Barselona Üniversitelerinden fahri doktor unvanı ve İspanya Güzel Sanatlar Altın Madalyası’nı alan Miró  için New York ve Barselona’da sayısız retrospektif sergi düzenlenmiştir. Küçük şeyler büyük büyük yer kaplar Miró tablolarında. Renkleri biyomorfik biçimleriyle uyum içerisinde bir araya getirir. Roman sanatının izindeki Miró  için küçük bir taş koskoca bir dağdan, küçük bir yusufçuktan , bir kartaldan çok daha önemli olabilir. 1923 Katalonya Peyzajı,  1925 Sigara içen adamın başı, 1926 Aya havlayan köpek, 1935 İp ve insanlar, 1936 Başkalaşan kişiler, 1937 İspanya’ya yardım, 1942 Kadın kuş ve yıldızlar, 1950 Kuş yakalayıcıları, 1958 Ayışığında sabah yağmuru, 1967 Tarakuşunun kanadı, 1975 Bayan  Chicago eserleri arasında…  Ressam 25 Aralık 1983 yılında 90 yaşında Palma de Mayorka’da hayatına veda etmiştir.

Kaynakça; Miró  / Büyük Ressamlar, Boyut Yayın Grubu - http://tr.wikipedia.org/wiki/Joan_Miro_Ferra

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kübizm ve gerçeküstücülük karışımı eserleri var. Sergideki eserlerin sahte olduğu iddiası olduğunu ve serginin geçici bir süre için kapatıldığını okudum, ama araştırma sonucunu bilmiyorum. Selamlar.

Güz Özlemi 
 27.12.2013 8:52
Cevap :
Selam, Sanırım doğru... Ayrıca gelen ünlü sergilerin bir çoğu kopya bunu bilmeyen yok milyon dolarlık tabloları riske atmazlar. Öyle yada böyle ister kopya olsun yada gerçek sayelerinde sanatla tanışmıyormuyuz. Hem her kopya orjinal sayılırmış.:)  30.12.2013 21:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 515
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Sanatla ilgileniyorum. Işık olan yerde zaten beyaz vardır. Karanlıkta kalanlar siyahtır. Renkler ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster