Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
805
 

Kadının en büyük düşmanı

Kadının en büyük düşmanı, zannedildiği gibi erkekler değildir; kadınlardır. Kadın cinsinin kendi arasındaki kıskançlık, husumet onu asırlarca erkeklerden geride bırakmıştır. Zincirleri kıramayan kadın, birazcık cesareti olan ve elini taşın altına koymaya hazır olan bazı hemcinslerinin kafasına sopayı, erkeklerden önce vurmuştur.

Zincirleri kırabilen kadın ise erkekler gibi kendisinin de çalışmaya ve tek başına yaşamaya gücü olduğunu, aslolanın kaba kuvvet değil hayata karşı duruş olduğunu kavradığında zaten önüne bakmıştır. Kaba kuvvet ölçer diye bir alet olmadığına göre, aslında hangi eylemde ve olayda hangi cinsin ve tek tek hangi bireyin güçlü olduğunu bilmek ve bu konuda genel geçer bir kıstas koymak zaten gereksiz ve imkansızdır. Güç dediğimiz enerji ölçülse bile, bence manevi güç daha üstündür.

Bu yazıyı yazmaktaki amacım, ne kadını kötülemek; ne de satır aralarında kadınları yüceltmektir. Sadece objektif bir gözle, kadın cinsiyetinin neden "kadın" denilerek ayrı haklara, ayrı koşullara, ayrı durumlara tabi tutulmak zorunda bırakıldığını; bu sonucun oluşmasında erkek cinsiyeti yanında kadın cinsiyetinin de kusuru olup olmadığını anlamaya çalışıyorum.

Bizim toplumumuz gibi gelin, görümce, kaynana, elti  muhabbetlerinin olduğu bir toplum var mıdır acaba? Elti eltiye küstü diye bir dantel örneği bile vardır. Ancak "damatlar birbirine küstü" ya da "kayınçolar birbirine küstü" diye bir model yoktur.  Kaynanasına kızan gelin patlıcan oya takar, damat kızarsa evi yıkar. :))  

Ya da kadının bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi olarak görüldüğü bir toplum. Bir arkadaşım, annesiyle babasının bundan 35 sene önce  ilk evlendiklerinde, yaygın olmayan elektrik süpürgelerinin bozulduğunu; babasının halasına laf arasında tamirattan bahsettiğini, halasının da annesini göstererek "İşte süpürge ne tamiri " dediğini anlatmıştı. Bunun üzerine babasının halasına bağırdığını; uzun yıllar konuşmadığını anlatıyor. Demek ki erkekler her zaman kadınların önüne taş koyan bir unsur olarak görülseler de masayı asıl çürüten kurtların içeriden çalıştıklarını anlıyoruz. Bu örnekte kadın kendini koruyamamış; hemcinsi başına basmaya kalkmış; ancak erkek buna müsaade etmemiştir. Bu erkek tipi, adil ve saygın olan erkek tipidir.

Şahsi fikrim, bir kadın olarak erkeklerden hiçbir şey beklemiyorum. Erkekler genel olarak sahip oldukları kanıyı, birbirini destekler biçimde hep sürdürüyorlar; sıkıştıkları anlarda da bir erkeğin en azından yorumsuz kaldığını görüyoruz. Ancak erkek erkeği yerden yere vurmuyor. Burası kesin bir gerçek.

Ancak biz kadınların hem cinslerimizi kötülemek için hep bir sebebimiz vardır. Bir erkek, hem kadın hem erkek yetenekli ise erkeği daha önde tutar. Ancak bir kadın da bir erkek ve bir kadın eşit yetenekteyse bir erkeği önde tutar. Yetkisi olan bir kadın,  kadın daha yetenekliyse , erkeği gene daha önde tutabilir, terfide kadınların birbirinin yolu açtığı nadirdir. Elbette bu genel geçer bir kural değildir. Ancak içimizdeki kurtları görmeden, dışımızdaki yılanlarla savaşmak, sonsuza kadar savaşmaktır. Bağışıklık sistemi güçlendirilmiş bir vücut, hastalıklarda bana mısın demez. Ancak zayıf bir bünye, sinir harpleri arasında kanser bile olabilir.

Kadın, hem cinsinin aynı kazağı giymesinden tutun, milyonlarca nedene kızabilir.  Sonra onu kendisi de bir erkek olan kocasına kötülemekten çekinmez. Halbuki kendi bindiği dalı kesmiştir. Tabiat, kadınların bu tavırlarının karşılığında, onları fanusa kapatmıştır. Aralarından kaçabilenler kaçmıştır. Siyasi nedenler başta olmak üzere dini ve sosyolojik nedenlerle kaçmayı başarabilenler de kürkçü dükkanına dönüverecek gibidir. Bu sonuca da kalkınan kadının, kürkçü dükkanlarını kapatmada yeterince çaba göstereceğine; kendini kürkçü dükkanının yanından bile geçmeyecek kadar zeki olanların arasında görüp bu mevzuya el atmaması neden olacaktır.

Kadın, kadına kürkçü dükkanının adresini dahi bildirmemiştir. Bildirmemiştir ki kendisi uğramayan zekilerden olsun.

Cinsiyetimi çok seviyorum. Ancak, hatalarımızın tüm edenlerini ne kadere ne de başkalarına yüklemeliyiz.

İçimizdeki kurtlarla yüzleşmeliyiz. Birbirimize güvenmeliyiz.  Ne erkeklerden nefret etme lüksümüz var, ne kadınlardan.

İnsan, insandır bence.

"Kadın açılımı" yapmalı." Kadın açılımı yapmalı."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel yazı,elinize sağlık...Bakış açınızı çok değerli buluyorum.Umarım insan nesli bizim ülkemizde de cinsiyet farklılığının ayrı bir konu başlığı olduğunun farkına varır ve bir an önce insan olmak nedirin yanıtını bulur. Selamlar. Ercüment..

Beymihdar 
 24.03.2013 23:43
Cevap :
Çok teşekkür ederim yorumnuz için. Zaman ayırdınız. İnşallah fark eder. Ama bu nefis oldukça gerçekten zor. Sevgiler..  25.03.2013 7:59
 

Değerli Merve Hanım, ne kadar haklısınız. Kadının düşmanı kadın. Önce içimizdeki kurtlarla yüzleşmeliyiz. Sevgi ve selamlar...

rukiye orhan 
 17.03.2013 14:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5190
Kayıt tarihi
: 20.05.12
 
 

Hukukçu bir anne.  Hayatta her şeyin kontrol edilemeyeceğini zor da olsa öğrendim.  Hayat, kısa b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster