Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
641
 

Kadının tutkusu [2]

Kadının tutkusu [2]
 

Her ne kadar pırıltılı ampullerle yanıp sönen “modern çağın kadınları” lafını kullansak da, bir kadın bir çok yönden “tutuklu” doğuyor... Özgürlükleri sınırlı. Geçmişte bu bizim toplumuzda çok daha fazlaydı. Ne yazık ki hâlâ töre cinayetlerine rastlayabiliyoruz...

Aile içindeki “baba” figürü, bir çok kadının da “yanlış erkeği seçmesinde” birinci nedeni oluşturuyor. Çünkü alkolik, dayakçı bir babanın, kızının üstünde bıraktığı etki, yıllarca silinmeyecek türden oluyor genellikle... Şefkatli, eşini ve çocuklarını seven bir ailede büyüyen kız çocukları ise, hayata dair zedelenmeyen güvenleri ve çok daha rahat ortaya çıkarabildikleri kişilikleriyle, cesur oluyorlar...

Bir çok kadın mutsuz ev ortamından kaçıp özgürlüğü evlilikte ararken, bağımsızlığını ilan etmiş olan bazı kadınların da, en büyük hayallerini, beyaz atlı prensiyle evlenip çocuk doğurmak oluşturuyor... Yavaş yavaş “çocuk da yaparım kariyer de” durumuna geçilse de, ikisinde de tam bir başarıya ulaşmak çok zor gözüküyor. Üstelik “doğru evlilik ve güzel çocuk” gibi bir mucizeyi gerçekleştiren kadın, ailesiyle kuvvet bulsa da bu da ona yetmiyor!... Çünkü, modern kadın için iş çoğu zaman ön plana geçiyor, geçirttiriliyor...

Gelelim arkadaşlığa... İyi de kadının kendine ve ailesine zor ayırdığı bu küçük zaman dilimlerinde, arkadaşlarına ihtiyacı yok mu? Elbette var ve bir kadın için arkadaşları çok önemli...

Yalnız burada küçük bir sorun var, o da şu: Kadınlar, olabilecek en iyi dostlara sahip olmak istiyor. Anlayışlı, dürüst, sadık, ağzı sıkı, her an yanlarında olan... Eh, bu kadar beklentinin sonunda kadınların arkadan vurulmaları kaçınılmaz oluyor... Bir kadının bilinçaltında yatan “öteki kadın” korkusu da buna eklenirse, her kadın mutlaka bir arkadaşı tarafından hayal kırıklığına uğratılmış ve o arkadaşını bunca zamandır nasıl olup da tanıyamadığını kendisine sormuş oluyor...

İş hayatına ve bin bir zorluğuna rağmen rekabet etmek için ellerinden geleni yapan pek çok kadına değinecek olursak, onlara daha doğar doğmaz biçilen hemşerilik, hosteslik, modacı, garson, temizlikçi, hizmetçi gibi pek çok “branşı” atlatmak zorundalar!...

Mesleği ne olursa olsun, çoğu zaman kadınlar kariyerlerinde olabilecek en üst seviyeye gelmeyi, çabalarının takdir görmesini isterler. Ancak genellikle üstleri “erkek” olduğu için bu takdirler nedense bir türlü gelmez... Geldiğinde de kadın “acaba bana asılıyor mu?” sorusunu kendisine sormadan edemez... Zira sadece Amerika’da geçen yıl 40 bin çalışan kadın, işyeri tacizinden dolayı dava açmış durumda... Pek çok kadın da ya bu tacizleri görmezden geliyor ve dava açmıyor. Bazılarıysa buna boyun eğiyor...

İşyerinde aynı işleri yapmasına rağmen genellikle eşit ücret alamayan kadınlar için bu durum ikinci bir yıkıma dönüşüyor... Kimi kadınların bu eşitlik ve takdir beklentisi gerçekleşiyor, kimisi de o kadar uğraşmasına rağmen asla kendisini görmek istediği pozisyonda göremiyor. Böylece olunca da büyük bir yıkım içine giren kadınlar uzun süre kendine gelemiyor...

Ve en sonunda gelelim aşka...

Aşk, bir kadının hayat karşısında yenilme ihtimalinin en yüksek olduğu alanlardan biri bu çağda... Çünkü beklentilerin gerçekleşmesi sadece kendine değil karşısındakine de bağlı.

Bir kadın aşk olmadan çoğu zaman eksik olduğunu, yarım kaldığını hisseder... Kadınlar aşk hayatında sevgi, şefkat, saygı, mutlu bir cinsel yaşam ve daimi heyecan bekler. Ancak hepsinin gerçekleşmesi ihtimali o kadar düşüktür ki, aşkta beklentilerinin karşılığını asla tam olarak alamazlar!...

Kısaca her zaman dediğim gibi, kadınlar “daha çok ister”...

...Ve çoğu zaman çok daha azıyla geçinirler...

Ama unutmayalım ki, bir kadını güzelleştiren ve ışıldamasını sağlayan nefis bir bedene sahip olması ya da makyajı değil, aşkı ve hayalleridir!...

Kadınlar hayalleri olmazsa, savunmasız ve küçük bir yavru kediye dönerler...

İşte bunu biz erkeklerden çok daha iyi bildikleri içindir ki, bir kadın her şeyi ister...

Daha azını, daha rahat kabullenebilmek ve hayallerini daima büyük tutabilmek için!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3671
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster