Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
5707
 

Kaf dağının ardından

Kaf dağının ardından
 

Global komşuluk;Birinci Bölüm

Yaşantımın bir döneminde, Amerika mı? Rusya mı? gibisinden sorularla karşılaşırdım. Sanki sürgüne gidecekmişim gibi... Bir zamanlar, üzerinde kırmızı beyaz çizgili pantolonlu ve melon şapkalı bir adam ile, sevgiyle tokalaşan iki el olan kutular gelirdi okullarımıza. Süt tozu, peynir, yağ vb gibi. Amerikan yardımı…O zamanlar anlamazdım ki, benim yaylam, süt dolu ineklerim , koyunlarım, senin domuzcuklarından daha değerli . Ne iyi adam derdim şu Sam Amca…Sonra öğrendim ki, kendi içinde düzeni yok. Her gün bir ayrım, her gün bir protesto, Hiroşima ya kadar uzanan vahşetle yıkılıveriyor Sam Amcanın kulübesi, çocuksu düşlerde.Hayallerimi süsleyen Hollywood yıldızlarının döküldüğü gibi bir bir….Hangi savaşa baksam Amerika orada. Kapalı kapılar ardından, dünyaya hakim olma hırsı.

Önce Afrika’dan başlıyor halkalı köle ticareti. Köklerin köküne kibrit suyu çakıyor. Öyle ki kendi sülalesinden zenci çocuk doğuruyor.Ve ırk mı, soy mu kırmaya kalkıyor bilinmez.Derken, yurdumuzun her yanı Amerikan üssü oluyor. Olsun ne çıkar ki? Biz misafirperveriz. Hepimize yer var. Amerikan koleji, Amerikan hastanesi, Kennedy caddesi bile var ya..Üniversiteden sonra mutlaka Amerikada staj görmelisin ya..Sosyetik özentilerdeki gibi , ileri görüşlü kişilerin , hamileliklerinin son aylarını Çocukları A.B.D vatandaşı olsun diye, gurbette geçirenler var ya..Derken birkaç genç çıkıp “Yankee go home” diye bağırıyor diye haydi ipe….Bu sefer Amerika anti zanlığı başlıyor.Gençlerin elinde Tolstoy, Gorki vb ile Molotof kokteylleri görülüyor. Colanın içine limonlu votkalar karışıyor.Ne alakaysa İtalyanca kelimeler komünist şarkısı oluyor .Ciao Bella…Sahnelerde şarkıcılarımız Kalaşnikof diye bağrışıyor, Bu arada ben, Türkiye’m cennetim , benim eşsiz milletim diyerek Kıbrıs’a mücahit yolluyorum ..

Bizde derler ya hani….komşu komşunun külüne muhtaç.Katerina’nın torunlarını kan çekiyor.Ha bire bağırıyorlar üst kattan ‘Komşu komşu oğlun , kocan geldi mi? ’Bizler de misafir severiz ya, gel Nataşa ama beni atma ataşa ….
Geçmişe bakarak ileriye yönelik bir uzantıda yol alırken , Kaf Dağının ardını görmemek olur mu?Evet KAF-KAS-YA Yine kelimelerle oynama huyum tuttu .E gel şimdi şu Rus un ettiğine bak ….İçinde kendi halkı bulunan yerleri bombalıyor.Çünkü şarkıdaki gibi; Rus gelir aşka, Rus'un işi başka’ Kış geliyor, doğal gaz, petrol vb hatlar karmaşa…borsalar biraz şaşa, dolarlar çıksın yokuşa, e Türkiye zaten şaşa bu işlereAmerikan yardımı ters dönüyor.Bir sürü Mehmetçik neden olduğunu bilmeden kendini Japonya’da savaşırken buluyor. Koskoca Sam minicik bir adayı kuşatmak için Türk askerini yem yapıyor.Adı Barış gücü..Ezelden alışık maşa kullanmaya..

Bir yanımı sarmış müfreze kolu, bir yanımız bahar bahçe ..Biz mi? İçindeymişik, yeşilmişik sazmışık…Biz ne mezarlar kazmışık…
Tam bunları düşünürken, çok sevdiğim bir arkadaş "bak ne buldum" diye bana malzeme getirmez mi? Başımızın tacı olan kemancılarımıza bir bakalım kısaca, bir şarkı daha tutturdum. "Geçti yıllar bir su gibi, neredeydik , nerelere geldik?

ABDÜL-KERİM PAŞA (1807-1885), Polonya kökenli Türk generali, 1877'de Şumnu Kolordusu'nun komutanlığını yapmıştır (kolordu bünyesinde bir de Polonya birliği mevcuttu; 40'ı er ve astsubay, yaklaşık 20'si de subay olmak üzere Polonyalı askerlerin toplam sayısı 60'dı).

2. BARTMANSKI (1797-1880), Mısır Paşası Mehmet Ali'nin emrinde görev yapmış bir subay, topçu yarbaydır,

3. BEM Jozef (Murat Paşa) (1794-1850), Polonya, Macar ve Türk orduları generali, Macar Ayaklanması kahramanı. Macar Ayaklanması'nın bastırılmasından sonra Türkiye'ye göç eder ve İslam'a geçer. Bunu vatansever amaçlarla, Türk ordusunda Ruslara karşı savaşmayı sürdürmek amacıyla yapmıştır. Ne yazık ki misyonunu yerine getiremez, gerçekleştiremez. Türk devletinden 'ferik paşa' (tümgeneral) maaşı almaktadır ve güherçile üretiminde işe başlar.

4. BERWINSKI (1819-1879), Polonyalı göçmen, Sultan Kazakları 2. Alayı subaylarından. Alayın İngiliz komutasına bırakılmasından (Kasım 1855) sonra Sadık Paşa'nın Kazak Birliği'ne katılmıştır. Aynı zamanda şairdir
5. BIELINSKI (Rüstem Bey), Seweryn'ın oğlu, Türkiye'nin Washington büyükelçisi.

6. BIELINSKI Seweryn (Nihat Paşa) (1815-1895), tümgeneral, Abdülkerim Paşa ordusunun kurmay başkanı,

7. BISKUPSKI Adolf, yarbay, Macar Ayaklanması'nın ardından General J. Bem ile birlikte Şumnu'da bulunmuştur, Polonez köy’e yerleşir ve böylece Polonez köy tarihinde tanınmış bir soyun başlangıcını yapar.

8. BOGUSLAWSKI , Sadık Paşa'nın Sultan Kazakları Alayı'nın bir neferi, askerlik görevini bitirdikten sonra İstanbul'da bir bakkal dükkanı açar.

9. BOJANOWSKI Roman, Sultan Kazakları 2. Alayı'nda subay. Alayın İngiliz komutasına bırakılmasından (Kasım 1855) sonra Sadık Paşa'nın Kazak Birliği'ne geçmiştir.
10.BONKOVSKI; saray eczacısı, padişahlık kimyacısıdır; İstanbul'un bir tıp okulunda kimya hocalığı yapmıştır.

11. BONKOVSKI, Türk sıhhiye kuvvetlerinde general.

“B” Harfinde ne kadar Bonkovskı varsa hepsi Türk ordusu, dış işleri vb önemli kademelerde yer almış.

12. BORZECKI (Mustafa Celaleddin Paşa) (1826-1876), Macaristan'da General Jozef Bem'in silah arkadaşı olur. Türk ordusu generali, Türk Genel Kurmayı Topografya Bölümü başkanıdır; Türk ordusunun 1852-1876 arasındaki savaşlarına katılmıştır; Türk orduları komutanı Ömer Paşa'nın damadıdır, . Nazım Hikmet, Türkiye'yi terk etmek zorunda bırakıldığında, Polonyalı dedesinin anavatanının vatandaşlığına geçmiştir.

13.BREANSKİ (Şahin Paşa) (1794-1884), (tuğgeneral), 1853-54 yıllarında Mustafa Zarif Paşa komutasındaki Anadolu Ordusu'nun kurmay başkan yardımcısı (Kars savunmasına katılmıştır). Doğu Anadolu'dan döndükten sonra Türk ordusu seraskeri (başkomutanı) emrine girmiştir.

14.DOBROWOLSKI ; Sultan Kazakları Alayı'nda yarbay, Kırım Savaşı'nda ise Ömer Paşa komutasındaki orduda görev almıştır.

15.DROZDOWSKI 1852 Martından itibaren Prens Adam Czartoryski'nin Doğu Ajansı temsilcisi, kendi çiftliğinin de bulunduğu Polonez köy'de köy yöneticisi; Polonez köy'ün tarihindeki ilk okulu kuran kişidir; Gümüşhane'deki Topçu Hastanesi'nde askeri doktor olarak görev yapmıştır; Türkiye'deki ilk sahra hastanelerinin kurucularından biridir; kolera ve sıtma salgınlarındaki üstün hizmetlerinden ötürü Abdülmecit'in saray doktoru unvanı alır ve Mecidiye Nişanı ile onurlandırılır. Padişahın annesinin hayatının kurtardıktan sonra Bağdat paşası unvanı da kendisine teklif edilir, ancak Drozdoski yerinin Polonez köy olduğunu söyleyerek bu unvanı geri çevirir. Sonunda Bağdat'a sıradan bir doktor sıfatıyla gider; oradaki tek Avrupalı doktor olarak büyük bir ün kazanır. Ömrünün son yıllarını, rahibeler tarafından yönetilen St. Benoit Hastanesi'nde çalışarak, İstanbul'da geçirmiştir.

Arife , tarif gerekmez.Ancak, tarih gerekir. Geçmişe mazi, yenmişe de kuzu denilirse…A-dan Z-ye komşuluk bağlarımız kuvvetli. Gel de, hepimiz kardeşiz , bu kavga ne diye şarkısındaki gibi sor.Cevabı belli değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster