Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1005
 

Kan damlıyor kalemimden!

Kan damlıyor kalemimden!
 


Bir gün Tanrıya sorarlar "yağmurları neden yarattın" diye. "Gökyüzü başka nasıl yıkanırdı ki?"der. Bu kez yıldızların niye yaratıldığını sorarlar. Tanrı, yanıtlar: "Geceyi aydınlatmak için. " Bu sorular döner, dolaşır... "Peki düşünen insanı neden yarattın"a gelir. Tanrı şöyle bir bakar soru soranlara..."Onu ben yaratmadım ki!" der.

Tanrının yarattığı her canlı, bir başka yaratılana zarar vermek üzere programlanmış. Tanrının yarattığı canlılardan adı insan olan, dünyanın son çivisini de çıkarmak üzere!

Düşünen insan!... O, iyi ki kendi kendini yaratıyor, kendi kafasına göre yeniden kuruyor dünyayı.

Kötü duygular çok açıkta dolanıyor.. Öfke, nefret, kin ve bütün diğer olumsuz tutkular, hırslar... Bu yüzden, işte "sevgi"ye çatıp durmalar! Bu hastalıklı tutkular, tasmasını koparmış, sağa sola saldıran köpekler gibi! Sahibinin kontrol edemediği, en çok da onun yüzünü kızartacak olan! Böylesi tasmasından kurtulmuş azgın bir köpek sizi ısırırsa çok canınız yanar, iki köpek ısırırsa avaz avaz bağırırsınız... Bir köpek sürüsünün saldırısına uğradığınızda ise...

Dünün yük torbası sırtımızda, yarının yük listesini yukarıdan aşağıya okuyup ezberlemekten canımız çıkmış yürürken, bugünümüzü unutmaktayız sanki. Bir de insancıklardan örülmüş duvarlara çarparsak, kırılmadık yerimiz kalmaz...

Kapitalizmin yıllar içinde ördüğü insancıklardan duvarla hiçbir ‘utanç duvarı’ boy ölçüşemez! İşte o duvarı yıkmak çok zor! Kapitalizm, insanın topla tüfekle, anlaşmayla sözleşmeyle yıktığı bütün duvarların yerine insancıklardan duvarını örmüş. Hacıyatmaz gibiler...eğilir.. bükülür.. ayağa kalkarlar yine. Pişkin pişkin sırıtırlar, suratına. Geçit vermezler, yarınlara!

Tanrı, geceyi aydınlatacak yıldızları yaratırken, gündüzü karartacak savaşlar yaratmaktan da hiç geri durmamış. Dünya savaşları, iç savaşlara, iç savaşlar bireysel savaşlara uzandı. Herkes, birbirinin kafasını gözünü yarma yarışına girmiş. Barıştan yana olanlar da nasibini alıyor bu çirkin savaştan.

Afşar Timuçin de kendini yaratan şairlerden, diye düşünürüm hep.

“Nicedir elimde gül dalıydı
Değişti değişti hançer oldu”

Dört bir yanı saran bozguna gül uzatmak yücelik olsa bile, kesin tutum almanın gerekliliğini vurguluyor bu dizeleriyle. Hançer, gülün yanında ne denli soğuk bir hava estirse de ilkeli olmanın erdemini simgeliyor. Kesin bir çizgisi olmanın..

Oysa, omuzları üzerinde başkalarının kafalarıyla dolaşanlar daracık dünyalarına, dapdaracık bir borunun ucundan bakarlar. Gördükleri tek şey, daracık borunun öteki ucudur.

Kötü duygular da kötü insanlar gibi açıkta dolaşıyor. Mutlaka bir kalıba gireceksin korunmak için. Yağmurda saçak altına sığınanlar gibi, kendine uygun saçak altları arayacaksın. Görünen budur. Es kaza yolunu şaşırır da “o mahalle”den geçecek olursan, yandın. Bütün saçak altları tutulmuş olduğundan sırılsıklam ıslanırsın da kendi mahallenin haberi bile olmaz! Hele de sen yaygaracı değilsen ve sağa sola SOS işareti vermiyorsan... "o mahalle"nin bütün yağmurları üzerine yağar, çamuru çirkefi ile...

Kendi mahallene döndüğünde vakit bir hayli geç olmuş, evlere girilmiş, perdeler sımsıkı kapatılmıştır. Saçlarından, yanaklarından yağmur suları süzülerek yürürsün bomboş sokaklarda.. Uzaklarda köpek havlamaları.. Ulumaları demek daha doğru olur bu saatlerde..

İçin ürperir. Her an kıyıdan köşeden çıkması olası garabet şekillere döner bütün gölgeler...

Artık kendi köşende, güvende olduğunu hissettiğin an gelmiştir. Güzel bir uyku iyi gelecektir sinirlerine...

Ne mümkün!.. Uykuya geçtiğin anda, kapkara karabasanlar çöker üzerine...

Bu kez kesinlikle kalkman gerek. Karabasansa karabasan! Kalkıp dolaşırsın evin içinde. Say ki vazoda bir gül var. Öyle hasret kalmışsın ki bir güzelliğe.. Say ki uzanıp alıyorsun gülü, burnuna götürüp kokluyorsun. Pencerenin yanına gidiyorsun. Sabah olmak üzere.. Ortalık alaca aydınlanmış. Seviniyorsun sabah olduğuna.. Işığı seviyorsun sen.. Karanlıklar sana göre değil.

Bir de tanrıya karşı gelmeyecektin! Seni istediği gibi.. istediği kalıpta yaratacaktı. Tutturmayacaktın, ben kendi kendimi yaratırım diye.. Tanrıyı da yaratan ERK sahipleri var ya.. işte onlar izin vermez kolay kolay... senin kendi kendini yaratmana! Bunu böylece bilesin!


***
Uzaklarda.. çok uzaklarda bir kızıllık.. Belli belirsiz seçiyorum kızıllığı. Birden elimde bir sızı duyuyorum.. Kalem tutan elimin kanadığını fark ediyorum. Tam da kalemi kavradığım yerden kan damlıyor. Gülün dikeni mi battı acaba ?

İlginç! Ne gül var elimde, ne hançer!

Herkesin evlerine çekilip, perdelerini sımsıkı kapattığı suskun bir günde vurulmuş olmalı elimdeki kalem.

Suçlular ise “kalabalıklar”a karışıp, izlerini kaybettirmişler.

Kan damlıyor kalemimden!

...

 

 

 

Zelin Artuğ, Kasım 2009, Yeryüzü

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yüreğinin arılığını aksettiren dize kıvamındaki yazını aktaran kaleminden kan damlaması, düşünce anaforunda olduğumuz bu günlerde nelerle karşılaşacağımızı düşündürdü... Biz aydınlara bu konuda çok görev düşüyor. Kaleminden damlayan kanların rengarenk dostluk, barış, umut,uyum, hoşgörü çiçeklerine dönüşeceği mutlu bayramlar dilerim...

Ayten Dirier 
 20.11.2009 23:40
Cevap :
Sevgideğer.. Bütün bu güzel dileklerinizi saygıyla kabul ediyor, size dostluk, barış, umut, uyum hoşgörü, sağlık ve insan sevgisinden oluşan kocaman bir demet çiçek sunuyorum. Saygımla..  21.11.2009 15:43
 

KAN TUTTU YÜREĞİMİ.Sevgideğerim, Kan damlayan kalemine IŞIK VURSUN DİLEĞİM.. ""HEM OKUSUN HEMİ YAZSIN,DÜĞÜMÜNÜ KENDİ ÇÖZSÜN,YAZISINDAN BEZEN KİŞİ,BU YAZIYI KENDİ YAZSIN"" EN DERİN SEVGİMLE...MUHTEŞEMDİ...

Şerife Mutlu 
 15.11.2009 19:03
Cevap :
Sevgideğer.. Ersin Kaboğlu arkadaşımızın affına sığınarak, onun sana atfettiği bir sözcüğünü alıntılamak istiyorum senin için. (Z)arif arkadaşım benim... İyi ki varsın. Verdiğin pozitif enerjiyle, çok "hastalıklar" yenerim daha.. Sevgimle..  16.11.2009 13:10
 

Masum değiliz hiçbirimiz. Yüzyılın cümlesi sanki. Ama masum olmadığımızı bilmek, bizleri bir suç ortaklığına da itmemeli. İnsanın kusur ve yanlışlarını boynunda taşıması, yüzleşmesi, bu yüzleşmeden bir ders çıkarmasıdır, onurlu hayat dediğimiz. Bunu herkes yapar mı? Zannetmiyorum. Hayatı zorlaştıran da budur zaten; Suç ortaklığı yapanların çoğunlukta olduğu bir dünyada, yanlışlarla yüzleşebilme cesaretini gösterebilmek. Bu cesaretle ortaya çıkan acıdır, gülü hançerleştiren, kalemden dan damlatan, ellerinize sağlık, güzel, hoş ve yürek sızlatan bir yazıydı, saygılar, selamlar

Bibliyofil 
 13.11.2009 15:35
Cevap :
Yüzyılların cümlesi..İnsanlık tarihi kadar eski. Suça eğilimli olmayanlar, suç ortaklığı da yapmazlar. Ne yazık ki suçlular elini kolunu sallayarak dolaşırken, suçsuz insanları az asıp kesmediler, tarihte. Yanlışlara gelince... Doğru ve yanlış mutlak değildir. Dünün doğrusu, bugünün yanlışıysa ve biz bu yanlışın farkındaysak, zaten yanlışı sürdürmeyiz. Bugünün doğrusunun da yarının yanlışı olmayacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Aslolan, bugünümüzü doğru yaşabilmek.. Tarihsel olarak böyle.. Ama bir de "coğrafya" meselesi var! Bugün yaşadığımız coğrafya, dünün ve yarının coğrafyasına uymuyorsa, bugünle sınırlanmış bir coğrafyada yaşamı savunmaya katılamaz insan! "En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi!" diyen koskoca bir şairi lanetlemiş bu coğrafyanın insanı! Sıradan insanlara da her türden işkenceyi reva görmüş! Yanlışlarıyla yüzleşecek olanlar, asıl onlardır! Kalemden kan damlatan ise, hesap sorma cesareti ve kararlılığı!.. Sevgi ve saygılarımla.  13.11.2009 17:08
 

Muhteşem bir yazı okudum.Ustaca yazılmış.İnanın söyleyecek kelime bulamadım.Öneriyorum. Siz sevgiye değer bir insansınız.Sizin sevgideğeriniz olabilmek, benim için onurdur.Saygılarımla.

SINIR 
 11.11.2009 12:11
Cevap :
Sevgideğerim, sen ışığını hiç söndürmeyenlerdensin. Sevgim ve saygımla.  11.11.2009 14:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1006
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster