Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1628
 

Kansere geçit yok!..

Kansere geçit yok!..
 

Güç bizde! Eğer kansere karşı bilinçlice; aklımızın, görgümüzün, irademizin ve bilimin ışığında hareket edersek, güç bizde. Kore'nin başkenti Seul'dayım. Bir sonbahar akşamı, yıl 1998. Otelimizin yakınında açılan yeni alışveriş merkezine yemeğe gittik. Mc Donald's tüm haşmetiyle bir restorant açmış; bir ilgi, bir ilgi!.. Siyah bir makam arabası, belli ki bir şirket yöneticisi veya bir yüksek bürokrat biri. Şöför kapıyı açtı; en büyüğü 10 yaşında, üç çocuklu bir aile, şık giysileriyle indiler ve restauranta girdiler. Bizde karşıki lokantadan onların o müthiş akşam yemeğini çok büyük bir zevkle yiyişlerini izledik. Sanayi toplumlarındaki hızlı, uyduruk yemek alışkanlığının, Çin' de, Kore'de ve Türkiye'de, öylesi muazzam bir mutfağa sahip ülkelerde, nasıl bir moda gibi serpilip büyüdüğünü, beslenme alışkanlıklarının nasıl dumura uğradığını , maalesef gördük ve görmeye de devam edeceğiz; bu toplumsal kafayı değiştirmezsek!..

Türk Kanser Araştırma Kurumu (TKASK) Başkanı, Sayın Prof.M.Tezer KUTLUK; '' Dünyada kilo fazlası olan bir milyon kişi olduğunu, üçyüz milyon kişinin de şişman olarak tanımlandığını söyleyerek, kalın bağırsak kanseri ki, bu kanser türü Türkiye'de, gerek erkeklerde gerekse kadınlarda, yetişkin yaşamda sık görülen kanserlerden biridir, meme, rahim, böbrek ve yemek borusu kanserlerinin %20-30'undan kilo fazlalığı sorumludur.'' demekte... Daha önceki söyleşilerinde de, tüm kanserlerin %30'unun sigaradan kaynaklandığını belirtip; '' Biz sigaradan uzak durursak, düzgün beslenirsek, güneşle olan ilşkimizi rayına oturtursak, kanserlerin % 50'sinden korunmak mümkün .'' demişti. Gene devam ediyor: ''Yiyecek ve içeceklerin nasıl saklandığı ve nasıl pişirildiği de kanserden korunma konusunda önemlidir.'' diyor .Kilo kontrolünde düzenli beslenmenin yanısıra, egzersizin de önemli bir yeri olduğunu vurgulayıp, kanserle savaşta erken teşhis ve tedavinin önemini belirterek; ''Kadınlara 20 yaşından sonra kendi kendine meme muayenesi ve 40 yaşından sonra da yılda bir kez mamografi tavsiye ediyoruz. Kadınlarda ve erkeklerde kalın bağırsak kanseri için muayene ve dışkıda kan testiyle erken teşhiş mümkün. Erkeklerde prostat kanseri için yılda bir kez muayene ve kan testi , cinsel aktivitesi başlayan kadınlarda da, tarama muayenelerini mutlaka tavsiye ediyoruz.''diyor. Tütünle savaşın, kanserle savaşın olmazsa olmaz koşulu olduğunu vurguluyarak , kanserle savaşmak için özellikle çocuklara ve gençlere doğru beslenme alışkanlıklarının öğretilmesi gerektiğini söylüyor. Tuzla saklanan yiyeceklerin, mide kanseri riskini arttırdığını , tuz kullanımının azaldığı ve yaşam şartlarının iyileştiği yerlerde mide kanserinin daha az görüldüğünü belirtiyor.

Dünyada 0-14 yaş arası 90.000 çocuk kanserden ölüyor! Ama bir o kadara yakını da , erken teşhis yoluyla yaşama bağlanıyorlar. Her zamanki gibi gelişmiş ülkelerde yaşıyan çocukların şansları daha yüksek.Burada beslenme, erken teşhis ve tedavi farkları, bu uçurumu yaratan maalesef en önemli etkenler.

'' Kanser Yükü 2006 '' Araştırmasında, kalp hastalıklarından sonra, kanser ikinci sırayı alıyor.Başı çeken de, %33, 8 ile akciğer kanseri.Bunu; % 8, 70'le mide kanseri, %7, 8 'le mesane kanseri, % 6, 7'le bağırsak kanseri, %5, 8'legırtlak kanseri, %5, 5'le prostat kanseri takip ediyor.Kadınlarda da en çok %24, 2'le meme kanseri ve daha çok, bağırsak, mide, yumurtalık, akciğer kanseri ve lösemi görülüyor.

Evet güç bizde, insanda...

Acaba şunlara dikkat edebilir miyiz?

*Tütün ve sigara içilen yerlerden uzak durmak, içiyorsak terketmek,

*Taze meyva ve sebze sularını bol miktarda tüketmek,

*Antioksidan özellik gösteren tüm gıdaların alımını arttırmak (bol miktarda mineral ve vitamin içerirler)

*Kefir, probiyotik süt ürünleri tüketmek, yeşil çayı içmeye çalışmak,

*Omega 3 içeren konsantre balık yağı, bulabilirsek, Krill yağı tüketmek,

*Tahıllı ve lifli gıdaları tüketmek,

*Bitkisel yağları tercih etmek, (rafine olmayan zeytin yağı, fındık, kanola ve az soya yağı...)

*Günde 400-500 gram çiğ ya da az pişmiş, sebze, meyva tüketmek.

* Alkolden uzak durmak,

*Tuzlanmış, salamura ve tütsülenmiş yiyeceklerden uzak durmak,

*Haftada iki gün en az kırkbeş dakika 3 -7 km'lik yürüyüş, günde 15-20 dakika kültür fizik yapmak, yüzmek,

*Aflatoksin içeren yiyecekler, karaciğer kanserine yol açabilir.Kuru incir, ceviz, şam fıstığı , kuru kayısı, kuru erik satınalırken küfe dikkat etmek,

*Çayı, kahveyi, yemeği aşırı sıcak olarak tüketmemek,

*Elverdiğince organik gıda tüketimine yönelmek,

*Yanık(kömürleşmiş yüzeyli) ve çok pişmiş kızartma ve ızgara etten uzak durmak,

Sağlıkla kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öğrenmek adına yaşanan bizi üzen tüm anılarımız,hücre belleklerimizde saklanmakta diyor,ilgili ve bilgililer.Beni derinden etkileyen bu bilgiyi yaşamıma sokarak,senelerdir kendime ayırdığım günlük içsel çalışmalarla acılardan özgürleşme çalışması yapıyorum.Çokta iyi geliyor.Hücreleri temizleme, Tıp neyazık ki sadece fizik bedene önem verip,ruhu göz ardı ediyor.Kanserli hücreyi kesip almak,yada kansere iyi gelen şeyleri yemek yetmiyor.Hasta olmamıza neden olan düşünce şeklimizi değiştirmedikçe çözüm geçici bence.Bu bilgide sanırım bizi iyiyi,güzeli,olumluyu düşünmeye davet ediyor.(Düşünce terbiyesi)Artık çağımızda,''düşünüyorum öyleyse varım'' değil iyiyi düşünebiliyorsam insanım diyebilmeliyiz,yani yine vurguluyorum (DÜŞÜNCE TERBİYESİ) Saygıdeğer Zeki Bey uzun oldu özür dilerim bu konuda söylenecek sözüm çokmuş.Gözünüzün ve paylaşan yüreğinizin ışığı çok olsun sevgi ve saygılarımla.

Şerife Mutlu 
 30.11.2008 20:07
Cevap :
Bu makaleye, yaşama pozitif açıdan bakmakla beslenen bir vizörden farklı ve anlamlı bir katkı oldu düşüncesindeyim...Teşekkürlerimle,sevgi ve dostça selamlarımla.  01.12.2008 15:19
 

bir davranış biçimi hâline getirmek. Okuduğum bir kitapta;yaşlı bayanın kızı,annesini, gecenin üçünde hastaneye kaldırıyor.İncelemeler sonucu ameliyata alınıyor,sonuç fena bir habis,dağılmış,hemen kapatalım diyorlar,ama hastanın uyuduğunu düşünerek çokta rahat tüm olumsuz sonuçları konuşup,üç ay ömrü olabileceğini söylüyorlar.Mesele kızıyla konuşuluyor,kızı annesine duyurulmaktan yana olmuyor,başka bir bahane uydurulup,gizleniy tutuluyor.''Üç yıl sonra hasta ofisime gelmişti,yanaklarından kan damlıyordu,bakın doktor ,üç yıl oldu ameliyatım ama bakın ölmedim,ben beni kanser yapan düşünce moleküllerimi ameliyat ettim diyor'' Hastalıklarımızın zihinsel nedenleri isimli bir kitapta;tüm hastalıklarımızın olumsuz düşüncelerin zihinlerimizi etkilediğini,kanser olmamıza neden olan düşüncelerimizinde,derin bir biçimde incinme,uzun zaman süren kızgınlık,insanı yiyip bitiren derin bir sır,yadaüzüntü,nefretleri taşıma. Öğrenmek adına yaşadığımız acı anıları bırakalım gitsin acı anılardan özgürl

Şerife Mutlu 
 30.11.2008 19:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4502
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster