Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
136
 

Kanserle dans

Kanserle dans
 

En uzun yollara bile bir adımla başlanacağını, "kanserle dans eden insanlar"ı tanımak için attığım ilk adımda fark etmiştim. Geç kalmış bir öğreniydi bu ama olsun atabilmiştim ya o ilk adımı. İçinde yaşanılmayan hayatlar dışarıdan bakıldığında nasıl olursa olsun hep ilgi çekici oluyordu. Benim içinde solumadığım ama acı ve zorluklar yaşayanların olduğunu bildiğim, iç dünyalarının karmaşasını, çaresizliklerini merak etmeme rağmen uzak durduğum hayatlardı kanserle dans eden insanların yaşantıları.. Biz şanslıydık çünkü bu dansı öğrenmeye - belki de şimdilik - zorlanmamıştık.

20'li yaşlarda kanserden kaybettiği kızının özlemli acısını onunla aynı kaderi paylaşan insanların arasında dindirmeye çalışan sevgili arkadaşımın ısrarlı çağrısıyla katılmıştım aralarına. Acıya,umutsuzluğa sarmalanmış insanlarla karşılaşacak olmanın çaresiz iç sıkıntısıyla duygusal dünyama vereceğim zararların hesaplarını yaparak yol boyunca yürümüş, sürüklediğim ayaklarımla ikilemler yaşayarak bulmuştum verilen adresi. Bana destek olur düşüncesiyle birlikte gitmeyi ısrarla istediğim arkadaşımın "dayanamayacağı" gerekçesiyle reddettiği olağan bir toplantıydı bu.

Beni arkadaşım karşılamıştı kapıda. Gözlerinde alışkın olduğum hüznün yerinde beni şaşırtan, tuhaf, ışıklı bir sevinç dolaşıyordu. Evinde şölen veren insanların haklı gururu vardı devinimlerinde. Çevremiz hızla ona "anne" diyen, şaşılacak kadar sağlıklı görünen bir dolu genç kız ve genç erkekle çevrelenmişti.. Özenle giyindikleri ve ötesinde çiçek kokan bedenlerini süslediklerine bakılırsa yaşamın kendilerine bahşettiği baharın dallarına sarılmışlardı elbirliğiyle. Her birisi önce isimlerini sonra hastalıklarını söyleyerek selamladılar beni. "Ben falanca, hastalığım bu, kavalyem kanser." Alaca karanlık hislerimdeki sisler yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. Sıradanlaştırdıkları hastalıklarıyla dalga geçebilecek kadar yetkin ve korkusuzdular. Minicik eteğinin altında çelik gibi bacaklarıyla koşarak yanıma gelip, yakama dernek rozeti takan o güzel genç kızın gözlerinde, kesintiye uğrayamamış yaşam sevincinin halka halka büyümesini gördüm. Erkeksi bir kokuyla "Hoş geldiniz" derken parmaklarıma kondurduğu çapkın bir buseyle bana göz kırpan genç adamdaki vazgeçilmesi imkansız yaşamsal bağla büyülendim. Yüreklerinde korku yoktu bu insanların. Kararlılık, inanç ve sevgiydi ortak paydaları. Öylesine nazik, öylesine sıcaklardı ki birbirlerine karşı. Maske yoktu yüzlerinde; arıydı tenleri, gözleri .

"Neden ben?" sorusunun olmayan cevabını sorgulamayı belli ki arkalarında bırakmışlar; önlerine ve hatta çok ötelere çevirmişlerdi umut vaadeden gözlerini.  "Gribim" der gibi rahatça söylüyorlardı dertlerini. Daha doğrusu dert olmaktan da çıkarmışlar, sıyırıp atmışlardı umutsuzlukları.

Mücadelede yalnız olmadıklarını bilmenin iç erinciyle, yaşama kıyısından değil, tam göbeğinden sarılmışlardı.Tepeden bakıyorlardı adeta dünyaya; "Ben güçlüyüm, sana yenilmedim, yenilmeyeceğim" der gibiydi bakışları. Duruydu kahkahaları... O günü, o anı yaşıyorlardı hep birlikte. Pek çoğu tam kaybederken yakalamışlardı hayatı. Onu sorgulamanın gereği yoktu. Yaşamalıydılar hem de yudum yudum, tadını çıkararak...

Tango yaptığı yeşilli kızın kulağına fısıldar gibi sokulan genç adamın yaşam karşısındaki güçlü duruşunun önünde eğilmemek mümkün değildi. Onları bir araya hastalıkları getirmişti. Mutluydular çünkü bu hastalığın penceresinden birbirlerine ellerini uzatmışlardı. Başım dönüyordu. İçmemiştim ama sarhoştum. Toplantıdan ayrıldığımda göz yaşlarım benden telaşlı peş peşe koşuyorlardı. Hüzünlü bir mutluluktu yaşadıklarım. Ezberim bozulmuştu. Yaşama sevdalı bu insanların yüreklerindeki dağ deviren umutlarından kendimce aksadığını düşündüğüm dünyevi hazlarımdan dolayı utanç duymuştum.

Sizleri tanıdım sevgili kanserle dans eden güzel insanlar. Yaşama sevincinin çatısı altında paylaşarak ve severek yaşamın vazgeçilmemesi gereken bir rüya olduğunu, kanserle yaşamanın çok da korkunç olmadığını bizlere gösterdiğiniz için...

 

Sevgi ile kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 289
Kayıt tarihi
: 20.04.15
 
 

Sanatsever, seyahatsever... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster