Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Doğal Tedaviler
Okunma Sayısı
85318
 

Kanserle Savaşım ve Edremitli Bilim Adamı Faruk Durukan ile söyleşim

Kanserle Savaşım ve Edremitli Bilim Adamı Faruk Durukan ile söyleşim
 

Faruk Durukan


Eşim elinde üç çeşit bitki ekstratı ile eve geldiğinde tek tek inceledim. Biri zeytin yaprağından, diğeri kırmızı üzüm çekirdeğinden üçüncüsü ise enginar yaprağından özel yöntemlerle üretilmiş ekstratlardı. Kanser hastalığının %100 tedavi edeceğini söyleyen eczacı hanıma güvenerek bu üçlü bitkisel tedaviye başladım. İlk günden itibaren bedenimde bir değişiklik başladı. Aşırı enerji depolamış gibi bir ivme kazanan bedenime söz bile geçiremiyordum. Yeni ameliyat olmama rağmen, ne yatakta yatıyor ne de günlük ev işlerinden kendimi alıkoyuyordum. Eşim ve ben bedenimin bu biyoritmindeki değişikliğe şaşırmıştık. Hatta beldemize gelecek olan 60 kişilik şair ve yazar gönül dostlarımızı “nasıl?” ağırlayacağız endişelerini de duyumsamamaya başladım. Önceden böyle mi, davranırdım? Tatlı telaşlar başlamıştı. Bu arada beni üzen dost bildiklerim de olmuştu. Artık eskisi gibi pek fazla da detayların üzerinde de durmuyordum. Bu mucizenin zeytin yaprağı içmeye başladığım günden beri olduğunu düşündüm. Araştırmaya başladım zeytin yaprağının faydalarını.

Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme, LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme, Antioksidan Etki, Bronşit, Soğuk Algınlığı, Kulak Enfeksiyonları, Fibromalarya, Fungal (Mantar) Enfeksiyonları, Herpes Virüsü, Salmonella sp, Kandidiyasis, Dizanteri, Streptococcus sp, Kandidiyasis, Dizanteri, Streptococcus sp., Hepatit A, B, C, Zatürre, Cilt Rahatsızlıkları, Zona, Romatizmal Hastalıklara da iyi geldiğini öğrenince bu yaprağın bir CENNET ağacı olduğuna artık kesin inanmıştım.

Bir hafta sonra bedenimdeki bu yeni değişikliğe alıştım. Merdivenleri önceden tek tek çıkan ben, kullandığım bitkisel haplarım ve şuruplarım etkisiyle ikişer ikişer aşar olmuştum. Sanki ruhuma yeni bir giysi geçirmiştim. Beni bu denli etkileyen kişiye bir “teşekkür” borçlanmıştım. Bitkisel ilaçların şişelerinde telefon ve fax numaraları yazılıydı. Hiç çekinmeden telefona sarıldım. Faruk Durukan’ın sesini duyunca kendimi tanıtıp, gelişen durumumu anlattım. Kendilerine teşekkür ettim.
Adımı ve telefonumu istedi. Bunun sebebini ertesi gün öğrenmiş oldum. Kale Grubu Şirket sahibi ve bilim adamı Faruk Durukan yaşadığım beldeye gelip, yeni bitkisel şurup ve hapımı da beraberinde getirmişti. Bir saat gibi kendileriyle sohbet edip, tıbbın bu yeni buluşundan bahsetti. Kendisiyle yapmış olduğum söyleşimi aşağıda aynen aktarıyorum.

- Faruk Bey, beni çok mahcup ettiniz.Zahmet ettiniz.

- Estağfurullah Emine Hanım. Kullandığınız zeytin yaprağından elde ettiğimiz saf Oleuropein’dir. Bugün AB’de 1gramı 1000 dolara satılıyorken tam randıman da alınamıyor. Ama biz tam beş yıl zeytin yaprağı üzerinde yaptığımız çalışmalar neticesinde oleuropeini almayı başardık. Bu maddeyi dünyada ilk kez biz zeytin yaprağından çekip aldık.

- Nasıl, neyi başardınız Faruk Bey? Açar mısınız biraz?

- Açayım Emine Hanım. Bilindiği gibi zeytin ağacının 2000 sene bir yaşam süresi var, üstelik de bu ağaçlara özel bir bakım yapılması gerekmediği gibi susuz da yaşayabiliyorlar. Bu bizim için merak konusu olmuştu. İnsan ömrü ortalama ne kadardır Emine Hanım?

Faruk Durukan, hafif kırlaşmış üç numara sakalları ile gözlerini kısarak sorduğu basit bir soruya yanıt vermeden önce “neden?” sorduğunu düşünmüştüm. Tam yanıt verecektim ki;

- Durun ben yanıt vereyim. Bir insan en fazla 100 veya 110 yıl yaşadığını varsayarsak, insanın yarı yılına kadar hücreleri yenilenir ve yaşar. Bu yarı yıldan sonra hücreler ölmeye başlar. Deri kırışır, gözler net görmez, kulak ağır işitir, unutkanlık ve daha ilerleyen yaşlarımızda da beyin tam işlevini yapamaz değil mi?

- Evet , yapamaz. Çünkü hücreler yenilenmez ve ölürler.

- Evet aynen öyle olur. Çünkü vücudun A-D-E ve K vitaminleri eksilmiştir. İnsanın ölüme yaklaşma süreci başlamıştır.

- Anlıyorum.

Bir süre sustu Faruk Bey. Bedenime aylar önce girip yerleşen” kanserli” konuğumdan beni kurtaracak olan ellili yaşlarındaki iş adamını inceliyordum. Ağustos sıcağı tepemizde olduğu halde biz asırlık zeytin ağacının gölgesinde oturmaktaydık. Yere düşmüş bir zeytin yaprağını eline alıp ikiye büktükten sonra konuşmasını sürdürdü.

- 5 yıldan beri süren çalışmamızla elde ettiğimiz ve zeytin yaprağından çekip çıkarttığımız “oleuropein'i” üç ay kullansaydınız ameliyat olmadan da iyileşecektiniz. Bu bitkisel madde sindirim sistemi organlarında çok etkilidir: özellikle bağırsak kanserinde %100 etkilidir.

- Ciddi misiniz siz?

Şaşırmamak mümkün değildi. Öyle ya, tüm dünyanın başa çıkamadığı acımasız illet bir anda yok edecek, bitkisel tedavin olabileceğine, inanmak istiyordum.

- Bakın Emine Hn. Zeytin binlerce yıldır yaşıyor ve pek çok kültür tarafından benimsenmiş kutsal olarak bilinen bir ağaçtır. Şu soru geliyor akla hemen; “bu ağaç nasıl bu kadar uzun yaşadı?” Araştırmamız şunu göstermiştir ki “101 madde ihtiva eden zeytin yaprağının içinde antioksidan etkili "Oleurpein maddesi" ağacı dış etkenlere karşı koruyor, hücre yenilemesi yapıyor, ortama uyum sağlamasına neden olarak salgınlardan koruyor.

- İnanılır gibi değil. ABD ve İsrail sizi rahat bırakmaz. Öyle ya, milyonlarca kanser hastası için onlardan ithal edilen "kanser ilaçları" tüketip kanımızın kimyasını bozmaktayız. Korkarım sizi de yakında kendilerine çekip sizi bizden uzaklaştırırlar. İş adamının yüzünde hafiften bir gülümseme belirdi. Başını sağa sola sallayıp;

-Bu konuda bana bir şey yapamazlar. Ben litaratüre geçmiş bir maddeyi, bilmin kabul ettiği maddeyi zeytin yaprağında buldum ve labaratuvarımda üretmeye başladım. Ayrıca taş suyu ile TSK ile yanmaz çadırlar yapmaya başladık. Yunanistan başta olmak üzere bazı ülkelere "taş suyu" ihraç ediyoruz.

Onu şaşkınlıkla ve hayranlıkla dinlerken Türk bilim adamıyla gurur duymuştum.Yunanistan’da çıkan orman yangınlarına bulduğu çözüm ile binlerce hektar ormanı yanmaktan kurtaran Faruk Durukan, yanmayan taş suyunu, Türk Silahlı Kuvvetleri dahil olmak üzere Türkiye’de ve dünyada bir çok farklı alana sunmayı başarmıştı.

Faruk Durukan, taşın suyundan elde ettiği yanmayan su ile kapladığı çadır brandasını yaklaşık 3 bin derece sıcaklık veren ateşe dayanıklı olduğunu söyleyince Kızılay'ın da taş suyu kullanması gerektiğini düşündüm. Depremzadelerin bu çadırlarda korkusuzca barınacaklarını düşünmüştüm. 

Bilim adamına bundan sonraki hedefinin, amacının ne olduğunu sordum:

-Yurdumun insanı için ilk sıradaki hedefimiz bu bitkisel extratı ücretsiz eczanelerde Türk insanına sunmak. Üretim için yasal gereklilikleri de yerine getirdik. Oleuropein'i bundan böyle yurtdışından ithal etmeyeceğiz, ihraç edeceğiz” dedikten sonra da ekledi:

- Emine Hanım, siz ameliyat olmadan önce de bu zeytin yaprağı extratını kullansaydınız, Oleurpein kanserli ura ulaşıp onu parçalayacak ve yok edecekti. Siz şu an kurtulan şanslı hastalardansınız. Şaşkın halim onu keyiflendirmişti. Devam etti:

- Evet, siz iyileştiniz bile. Kanser mikrobu şu an parçalandı ve yok olma aşamasında. Üç kür sonrası bu illet bedeninizden tamamen yok olmuş bilin.

İçim huzurla dolmuştu. Yıllardır ölen genç bilim adamları ve bir uçak kazasında şüpheli ölümleri ile basını günlerce oyalayan fizikçilerimizi düşündüm. Türk ilim adamlarımız göğsümüzü kabartırken yüzyıla adını yazdırabilecek ve 25 üniversiteden onaylı, Faruk Durukan adlı bir Türk iş adamı “kansere” kesin çözüm bulmuştu. Bana verdiği zeytin yaprağı kapsüllerini ise, “seni yeniyorum bak, yarın daha iyi olacağım” duygusu ile içmekteyim. Faruk Durukan’ı tanımak beni nasıl mutlu etmişti, anlatamam. Söyleşimiz bir saati bulmuştu. Beni iş yerine davet edip, “taştan nasıl su çıkarttım, gelin onu size izleteyim, ” dediğinde merak duygularım daha da kabarmıştı.

Öyle ya; “Taştan nasıl su çıkarmış?” Bir sonraki yazımda bu konuyu ele alıp, Faruk Durukan'ı iş yerinde ziyaret ettikten sonra söyleşimize kaldığımız yerden başlayıp öyle yazacağım.

29.08.2009 Emine Pişiren/Edremit-Akçay

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merak ettiğim bir şey var, neden sadece yüzde 15% Ekstrak var ürünlerinizde ve geriye kalan 50% Glycerin ve 35% su? Glycerin nemlendirici olarak kulanılır, bir Ekstrak zaten nemli ve tedavi icin kullanılıyorsa Ekstrak daha yüksek bir dozaj'da olmalı. Ben Almanya'da yaşıyorum ve bu tür Ekstraklar mesela zeytin yaprağı Ekstraktı yüzde 70% ve Glycerin daha az bir miktarda olur. Ben gördüğüm kadar siz çok az Ekstrak kullanıyorsunuz ve fazlasıyla geriye kalan maddeler. Glycerin'de doğal olup olmadığı şişelerin üstünde yazmıyor. Yani eğer doğal değilse, ozaman sağlıklı olduğunu zannetmiyorum.

Nejla Cetin 
 13.09.2016 22:28
Cevap :
Merhaba Nejla Hanım. Sorunuza yanıt vermem için biyokimya ve bitki bilim dalında uzman olmam gerekir.Ama sorunuzun yanıtını, bende merak ettim.Öğreneceğim.Şimdi bende merak ettim.İlginiz için teşekkürler.Saygıyla  23.09.2016 19:59
 

şunu iyi bilin faruk beyden aldıgım extratlarla mide kanserinin tamamen sildik 1 nokta kadar bile iz kalmadı 10 cm tümör vardı eşimin midesinde..sadece 2 kür kemoterapi aldık ve bu kemoterapiler bizi bitirdi karaciğerini harap etti ve metastaza sebeb oldu..lakin çaresiz hastalık yok her hastalığın bir çaresi var araştırın aklınızı kullanın..sindirim sistemi kanserlerini yüzde yüz tedavi ediyorlar bu extratlarla ben canlı şahidiyim bunun

yusuf ekici 
 01.01.2014 1:31
Cevap :
MERHABA, BİLİYOR MUSUNUZ? EDREMİTLİ BİLİM ADAMI FARUK DURUKAN'A ODTÜ AKADEMİSYENLERİ "YILIN BİLİM ADAMI" ÖDÜLÜNÜ VERDİ. FARUK HOCAMIZ TAM 30 ÜNİVERSİTE İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEDİR. 2009 SENESİNDEN BERİ BENDE ZEYTİN VE PROPOLİS EKSTRAKTLARINI KULLANIYORUM. PATOLOJİ SONUÇLARIM TEMİZ ÇIKIYOR. RAHİM AMELİYATI OLMADAN ÖNCE RAHMİMDEKİ YÜZLERCE URLAR VARDI. KİMİLERİ 4-5 CM OLAN TÜMÖRLER, ÜÇ AY KULLANDIĞIM FARUK BEY'İN ZEYTİN EKSTRAKTLARI SONRASI 2-3 MM OLDUĞUNDA DOKTORLAR "URLARINIZ KÜÇÜLMÜŞ, RAHMİNİZİ ALMAMIZA GEREK YOK," DİYEREK BENİ AMELİYAT ETMEK İSTEMEDİLER. ŞİMDİ YIL 2013 "ARTIK KANSER DEĞİLİM" DİYEBİLİYORUM. ŞURASI DA BİR GERÇEK Kİ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİM DE GÜÇLENDİ. VE BEN 2009 DAN BUGÜNE KADAR GRİP OLMADIM. BİLİMİN KABUL ETTİĞİNİ BİZ NEDEN KABUL ETMİYORUZ Kİ? ALLAH BİLİM ADAMIMIZA SAĞLIK VERSİN. BÖYLE BİR İNSAN TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK BİR KAZANÇTIR. KIYMETİNİ BİLSEK KEŞKE... SİZE VE TÜM HASTALARA ACİL ŞİFALAR DİLERİM. YORUMUNUZA TEŞEKKÜR EDERİM. SELAM VE SAYGILARIMLA  11.01.2014 23:45
 

Herşeyden önce bilinmesi gereken şey Kanserin bir "mikrop" olmddığı ve vucudunuzu terketmeyecegidir. Kanser hücrelerinizdeki DNA'ların yapısının bozularak sağlıklı hücrelerin yerini alması sonucu dokuların yapısının bozulmasıdır. İkincisi, bu beyfendi Kansere Kesin Çözüm bulduğunu söylüyor. Eminimki, bu idiası gerçek olsa Apple'ın sahibi Steve Jobs ölmezdi ! Kansere - geniş anlamda - kesin çözüm henüz bulunamamıştır. En azından bulunduysa bile "piyasaya sürülmemiş" veya klinik tedavilerde kullanılabilecek düzeye gelmemiştir. Doğada bulunan bir takım maddelerin ve besinlerin önleyici yada hastalıgı durdurucu etkisi olabilir. Hiçbir etksi olmasa bile plasebo etkisi yapabilir. Ancak bu tür ajanları doktorunuza danısmadan asla kullanmayınız. Saglıklı günler dilerim

Serdar Tibet 
 01.09.2013 15:35
Cevap :
Serdar Bey, Ne yazık ki, ben şimdi size "haklısınız," demeyeceğim... Çünkü ATEŞ düştüğü yeri yakıyor. Bilimin ışığında yol alan bilim adamı Faruk Durukan bugün ODTÜ Akademisyenler tarafından YILIN BİLİM ADAMI ödülünü veriyorsa, bugün İSVİÇRE-JAPONYA-AMERİKA-YUNANİSTAN a kadar buluşlarını satıyor, bilim turizmini sağlayan değerli bilim adamımıza minnet ve teşekkür borçluyuz, diye düşünüyorum. Saygılarımla  11.01.2014 23:50
 

Kansere kesin tedavi bulma iddaları hem gayri-bilimsel hem de yanıltıcı. Kanser hastalarına boş umut veriyorsunuz. Bu konuyu böyle hafiflikle ele almanızı modern tıp sayesinde kanser yenmiş biri olarak kınıyorum.

halekoray 
 20.10.2012 17:44
Cevap :
Merhaba Hale Hanım, Öncelikle yazımı okuyup da yorum yazmanıza çok sevindim. Size geç yanıt yazmamı lütfen hoşgörün.Bloguma sık girmiyordum. Eleştirmekte haklısınız.Çünkü siz yaşamadınız.Ben üç kez kanser ameliyatı geçirdim ve halen de tıbbın kontrolündeyim. Kimseyi de yanıltmıyor ve sadece bilimden yana biriyim. "Oleuropein" denilen maddeyi de bilim kabul etmiştir.Kanser tedavisinde kullanılan bu kimyasal doğada zor bulunan maddeyi araştırıp, öyle bana yazmış olsaydınız daha iyi olurdu. Umuda sarılıyor insan. Hele ölüme çok yaklaşmışsanız. Sizi ikna etmek gibi bir amacım da yok Hale Hanım. Sadece çıkan patoloji sonuçlarımın TEMİZ oluşunu size bildirmeyi insani bir görev ve sorumlu olduğum için yazdım. İlginize teşekkür ederim. Selam ve saygıyla  27.11.2012 17:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1145
Kayıt tarihi
: 02.11.08
 
 

Kayseri- Develi doğumluyum. İlk- orta- lise ve üniversiteyi istanbul'da bitirdim. Kültür Bakanlığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster