Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
35
 

Kanyaşı, Ayrık Otu…

Bu betik yazımı okumak isteyenler bir solukta sıkılmadan okurlar diye düşünüyorum..

Ayrık ve kanyaşı otu çiftçinin, bağı bahçesi olan herkesin başının belasıdır. Çoğunuz bilirsiniz bu otları…. Türkiye nüfusunun üçtebiri üç büyük şehirde yaşamaktadır, tabi bunlar bilmez ama biz köylüler bu otların ne kadar illet olduğunu iyi biliriz. Eğer iyi bir ıslah çalışması yapılmaz ise, ya da komşunun bahçesinde, tarlasında olup da istem dışı ya da istem içi sizin ekim alanınıza bulaştırılırsa, kurtulması mümkün değildir. Ne ektiğin olur, ne diktiğin…

İşte böyle bir illettir bu otlar…

İlaçlasan bir parçası kalsa yine çoğalır. Nadas edip tek tek ayıklasan kaldıysa bir parça yine çoğalır. Bulaştı mı? kurtulamazsın. Atatürk’te zamanında Yurdumuzu düşmanlardan kurtarmak için silah arkadaşları ile çok uğraş vermiş ve bugün üstünde türlü oyunlar oynanan güzel vatanımızı bizlere bırakmıştı. Yenilikçi kişiliği ile saygı gösterilen bir toplum yapmıştı. Dar olanaklarla ve zor koşullarda bunu başarmışlar ve bizlere emanet etmişlerdi cennet vatanı.

Atamızın da, farkına varamadığı bu güzelim topraklarda, iyi bir ıslah çalışması yaptığı halde ve üretebilen bir ülke, çalışkan bir ulus bıraktığı düşünülürken, yine çok eskiden beri ülkemiz üzerinde kötü emellerini bir türlü bırakmamış ecnebilerle birlikte iç ve dış güçler bir şekilde derinlerde kalmış bir kanyaşı ve ayrık otunun parçasını bizi sindirip, tembelleştirip, çeşitli oyunlarla bizi bir birimize düşürüp bu illet otlarının üremesi sağlandı.

Ama nedense ortam oluşana kadar ortaya çıkmayan bu otlar kökünün yada dalının, beslenme olanağını bulduğu ortamda üreyip, çoğalacağını bir türlü anlayamayan ülkemiz insanlarının, Atatürk’ün o günkü olanaklarla yaptığı temizlik çalışması sonucun da derinler de bir parça da ayrık ve kanyaşı otunun kalacağını düşünememiş olmamızdan dolayı, kış uykusuna yatan ayının bile gerektiği zaman uyanabildiğini bildiğimiz halde, bizim bir türlü kış uykusundan uyanamayışımız. Allah’ın biz kullarına verdiği en güzel taraf olan aklımızı kullanma yerine uyumayı seçmemiz…

Her zorluğa aslında gerektiğinde çok güzel direnebildiğimizi unutmamız sonucunda, bu güne kadar bizi idare edenlerin bir avuç çapulcu deyip önemsemediği, beşik sallandıkça kendimizi hamakta hissedip daha da uyumayı yeğlendik. Dün dündür bugün bugündür ninnileri ile darbelere yol açanlara karşı sustuğumuz, bazen ala uyanık ses çıkartmak istediğimiz de bir çocuk misali sus uyu denilince ve ağzımıza lokum tozuna batırılmış yalancı emzikle uyumayı seçtik. Bugünde gözümüzün birini açıp baktığımızda derinler de kalan ayrık ve kanyaşı otunun tüm tarlayı ( ülkeyi ) sardığını görünce diğer gözümüzü de açıp iyi bir çiftçi gibi ıslah çalışmasını yapacağımıza nedense hala ayrık ve kanyaşı otunun üremesine ve ekilecek, üretim yapılacak toprak parçası kalmayacak duruma gelmesine izin veriyoruz.

Hani biz ulus olarak akıllı ve çalışkandık. Ne oldu da ayrık ve kanyaşı otunu ayıklayacak gücümüz kalmadı mı? Neden tarlamıza okyanus ötesinde de olsa kötü emeli olanlara dik durmadık. Diğer taraftan hemen Güney sınırımızı senelerden beri koruyabildik mi? hayır.   Çünkü bize dokunulmasına izin verdik. Yeni yeni sınır ve sınır ötesi güvenlik koridoru oluşturmayı çalışıyoruz. Biz bu kadar zayıf bir ulus değiliz. Farklı gündemler oluşturup, dikkatimizi aksi yönlere çekerek yapmak istedikleri tarlamızı kirletmek, ayrık ve kanyaşı otunu çoğaltmasını uğraşıyorlar…

Ben bir Türk atasözüyle yazıya devam etmek istiyorum… “Düveyi, Danayı yardan uçuran bir avuç ottur” bu atasözünü biz Türkler hırslılar için söyleriz bir tutam ot hoşuna gidebilir. Genelde de gür otlar yarın, uçurumların kenarlarında bulunurlar da, neden oraların riskini göze almıyorlar mülteciler, çünkü bunlar daha güvenli bölgelerde otlanır da ondan…  

Evet, güvenli bölgeler, nereler sınırlarımızın içi, buraları bile geçmişte güvensizdi. Zira direk savaşmayanlar aracılar bulmuşlar, bunun adına vekaleten savaşlar diyorlar… Buna da yine bir Türk atasözüyle anlamaya çalışalım, biz sözlü kültürden yazılı kültüre son gecen milletlerdeniz, bu nedenle olayları atasözleriyle daha iyi anlarız… Maşa varken elini ateşe sürme, sobalar ocaklar kalktı, ama ateş dünyayı yakıyor, özellikle de Ortadoğu’yu yakıyor maşa olmazsa elini ateş yakar… İşin tuhafı maşası olanlar, maşa olanlar çevremizde o kadar çok ki, biz ise maşa yerine mecburiyetten elimizi ateşe sokuyoruz…

Bizim işimiz vatan toprağımızı ıslah edip üretime açmak olmalıdır diye düşünüyorum. Üreten, kendi kendine yetebilen, gereksinimlerini kendi olanakları ile karşılayabilen, kimseye muhtaç olmayan bir ecdadın evlatlarını anımsayıp, tarlasını üretime hazır eden çiftçi örneğini göstermeliyiz. Bir zamanlar Doğudaki teröristleri, hainleri bir avuç çapulcu deyip tarlamıza girmesine izin verdiysek, işte bugün bile halen o kirli tohumların kalıntılarını ne yazık ki görebiliyoruz…

Peki, biz bu muyuz? El ele verirsek, iyi çalışırsak ayrık ve kanyaşı otundan kurtulabiliriz. En azından gelecekte çocuklarımıza musallat olmasın diye de derinlerde bile bir ayrık ve kanyaşı otu parçasının kalmasına izin vermeyecek şekilde temizlik yapabiliriz diye düşünüyorum. İyi, çalışkan ve akıllı çiftçilik budur çünkü…

Şunu yapmamalıyız, ama nedense günümüzde yapıyoruz. Bırakın ayrıklı tarlayı temizlemeyi gerekirse biz sizin yiyeceğiniz bulguru, makarnayı veririz. Hatta yakacağınız bir çuval kömürü de veririz zihniyetine pirim vermemeliyiz. Neden birilerinin bir şey vermesini bekliyoruz. Bizim olan tarlamızı işler hale getirmek varken… İyi ürün veren tarlası olan çiftçi asla aç kalmaz. Hatta başkasına da satar ve diğer gereksinimleri için gelir elde eder.

Bugün ayrık ve kanyaşı otu ile tarlamızı pisleyenler, bir bakmışsın yarın tarlamızı çayırlar, demir pıtraklar sarar ve bir daha temizlenmemek üzere ucuz yolla alıverirler elimizden.

Vatanımıza, toprağımıza, bayrağımıza, milletimize sahip çıkalım…

Saygılarımla….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 152
Kayıt tarihi
: 18.01.18
 
 

Denizli Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden emekli. Denizli'de Merkezde Yaşıyor. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster