Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
499
 

Kapitalizmin Tanrısı kurban istiyor

Kapitalizmin Tanrısı kurban istiyor
 

Kapitalizme "dur!" demeli...


Günümüzde kapitalizmin kitapsız bir din haline geldiğini, daha önce “Kitapsız Bir Din Doğdu, Haberiniz Var mı?” başlıklı yazımda açıklamıştım. Ayrıca bu yeni dinin küreselleşme hikayesi ile milyarlarca insana yutturulduğunu, yani evrensel olduğunu da belirtmiştim.

Şimdilerde bu dinin tanrısı çok zor durumda. Çünkü bütün dünyayı saran ekonomik kriz sonucunda “dünya devi” ünvanını almış olan birçok firma bile iflas etti. Oysa bu dinin müritleri kapitalizmin tanrısının aşağıdaki on emrini harfiyen yerine getirmişlerdi:

     1-Tüketeceksin

     2-Borçlanacaksın

     3-İhtiyaçlarını artıracaksın

     4-Örgütlenmeyeceksin

     5-Demokrasi havarisi olacaksın

     6-Bireyselliği ön plâna çıkaracaksın

     7-Zamanını boş işlere harcayacaksın

     8-Globalleşmeyi savunacaksın

     9-Sermayenin kölesi olacaksın

     10-Düşünmeyeceksin

Peki, buna rağmen neden bir ekonomik kriz ortaya çıktı. Çünkü bu tanrı esas verilmesi gereken emri vermemişti. Müritlerine “üreteceksin” dememişti.

Krizden çıkışın da tek çaresi “üretim” iken gene yanlışlara devam edilmekte ve finansla probleme çözüm aranmaktadır. Tabii bu arada borç batağına batmış olan birkaç ülke de feda edilmeye çalışılmaktadır. Kapitalizmin tanrısına verilecek kurbanlıklar hazır:

Bu kurbanlıkların başında Yunanistan geliyor. Yunanistan ekonomisi iflas etmiş vaziyette. Yıllarca reel sektörü dışlayıp döviz-faiz-borsa üçgeni ile ekonomiyi idare etmeye çalışan bu ülke, tıkandı kaldı. Verilen onca kredi desteği bile artık kâr etmiyor. İyisi mi kapitalizmin tanrısına kurban edelim, düşüncesi ön plâna çıktı. O nedenle bu kurbanlık şimdilerde süslenip püsleniyor. Yakında da büyük bir törenle işi bitirilecektir.

Ama bu yetmeyeceği için kurbanlıklar arasına İspanya, İtalya ve diğerleri alınacaktır. Bu da yetmeyecektir. Çünkü kapitalizmin tanrısının gözünü kan bürümüş, bütün dünyanın kendisine kurban edilmesini isteyecektir.

Kötü bir senaryo: Kapitalizmin tanrısı bir şekilde engellenemezse; kan gölüne dönmüş bir dünya yani “üçüncü dünya savaşı” her zamankinden daha yakındır.

Erol İrdelmen, eylem karabulut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ve... Tarihte belli bir dönemde insanlığın en çok hangi kavrama ve onunla içselleştirilmiş değerler bütününe önem vermesi isteniyorsa, o, ideolojidir. İktidarın kaynağını gösteren, onun ne olduğunu belirten ideoloji ise tutunum ideolojisidir(adhesion).Din, toprağa bağlı üretim biçiminin tutunum ideolojisidir. Milliyetçilik ise, ulus devletin tutunum ideolojisidir. Bu yapılar giderek zayıfla(tıl)mışsa meşruiyet ya da sadakat odakları da belirsizleşir, zihinlerde çok parçalı bir dünya algılaması belirir. Hem dinlerin hem de ideolojilerin kutsallığından (olumlu/olumsuz bir değer yüklemeden kullanıyorum) uzaklaşıldığı ölçüde, algılama hiyerarşisi bozulan ve henüz bunun yerine bir şey koyamayan insanların durumu şaşkınlık ve çaresizce sürükleniştir! Bu konuda -ayrıntı için- istenirse 15 Haziran 2010 tarihli "Sağlam kazığa bağlanmak!" ve 4 Eylül 2008 tarihli "Bir Mit olarak Küreselleşme" başlıklı bloglarıma da bakılabilir.

Ersin Kabaoglu 
 10.11.2012 18:32
 

Günlük yaşamın o telâşlı, sorgusuz ezberlere ve reflekslere dayalı, sisli ortamı içerisinde bize doğal gelen nice olay, durum ve kavram vardır. Oysaki bunlara dışarıdan, tarafsız ve analitik bir gözle yaklaştığımızda hiç de doğal ve olağan olmadıklarını görürüz! Küreselleşme kavramı da, özellikle 1980'lerin başlarından bu yana, her tür toplumsal-hatta bireysel- soruna yaklaşımda kendisine anahtar işlevi verilen bir mit olarak işlemeye başlamıştır. Sermaye yanlısı ideologların dilinde çoğunlukla olumlu anlamlar taşıyan küreselleşme terimini bugün, salt teknolojik bir bakış açısıyla mikroçipin yarattığı küresel kapitalizm olarak kavramlaştıranlar olduğu gibi, onu sermaye yanlısı kentsoyluların politik bir tercihi olarak anlayan ve işçi kesimi mücadelesi için ulus-devleti savunmayı ve sahiplenmeyi temel amaç kabul edenler de var. Ya da doğrudan bir reddedişle küreselleşme adıyla anılabilecek bir olgu yoktur diyenler de… Yazınız bu bakış açılarına bir yenisini eklemekte. Selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 10.11.2012 18:20
Cevap :
Ersin bey, değerli yorumunuza teşekkür ediyorum. Gerçekten de çok bilgilendiriciydi. Birkaç cümlede verdiğiniz özet bilgi bizim sayfalar dolusu anlatacağımızdan çok daha fazlasını okuyucuya aktarmaktadır. Kaleminiz daim olsun. Selam ve saygılarımla...  10.11.2012 18:31
 

Resim alt yazısında "Kapitalizme dur demeli" diyorsunuz ama bu emri hangi tanrının vereceğini yazmamışsınız. Neden siz demiyorsunuz veya bunca kapitalizm düşmanı varken neden kimse kapitalizmi durduramıyor? Siz blogunuzda 10 emir saymışsınız ama "üreteceksin" emrinin olmadığını iddia ediyorsunuz. Oysa kapitalizmin en karakteristik özelliği "üretmek" tir ve kapitalizm çılgınca üretime neden olmuştur. Kapitalizm düşmanlığınızı anlıyorum ama kapitalizmin yerine hangi sistemi önerdiğinizi göremiyorum. Keşke bir öneriniz olsaydı... Bence kim veya hangi tanrı ne emri verirse versin, kapitalizm yerine daha akılcı bir yöntem bulunmadıkça çökmeyecektir. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 06.11.2012 18:21
 

emperyalizme saf ve masum diyenler okusun, yalın şekilde anlatılmış. teşekkürler.

eylem karabulut 
 05.11.2012 16:43
Cevap :
Eylem Hanımefendi, değerli yorumunuza teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim. Selam ve saygılarımla...  06.11.2012 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1047
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 685
Kayıt tarihi
: 30.07.10
 
 

Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster