Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1267
 

Kar üşüyenler için hiç romantik değil...

Kar üşüyenler için hiç romantik değil...
 

Malumunuz kar kış kapıya dayandı. Kar geldi, gelecek derken tüm haşmetiyle geldi kuruldu yaşamımıza. Her yer bembeyaz oldu, pamuk tarlaları gibi keyfince serildi yerlere.

Kaloriferli sıcacık evlerimizin pencerelerinden beyaz kelebekler gibi uçuşan kar tanelerini seyretmek pek bir keyifli.  Beyaz örtü her yeri kaplamış, bütün çirkinliklerin üstünü örtmüş büyük bir hevesle. Ben de çok severim karlı havayı. Yağmuru da öyle. Manzarası, kar altında yürümesi, kartopu keyfi, kayması pek bir güzel de.  Ancak;

İşinden evine dönerken kişilerin yollarda çektiği çile bir yana, böyle havalarda sokaklarda yaşayan evsizler de var.

Kar üşüyenler için romantik değil. Yağmurda ayakkabısı delik olanın halinden diğerlerinin anlamayacağı gibi sıcak evlerinde oturanların, dışarıdaki canların halinden anlamaları zor. Dışarıda dondurucu bir soğuk var, hele geceleri dayanılmaz. Evsizler gibi sokaklarda yaşamaya çalışan kediler, köpekler ne yapacak?

Belediyeler, büyük şehirlerde sokakta yaşayan insanlar için bazı çalışmalar yapıyor,  bir salonda toplayıp yemek ve yatacak ihtiyaçlarını karşılıyor, ısınmalarını sağlıyor. Yalnız, her bölgeye yetişebilmeleri, sokakta biçare yaşayan her insanı görmeleri, keşfedebilmeleri mümkün değil.  Burada sorumluluk biraz da bizlere düşüyor. . Bununla ilgili olarak bizlerin de arayıp bilgi verebileceği yardım hatları var.  Sosyal medyada paylaşılıyor bu yardım numaraları. Sadece 155 i aramak bile yetermiş. Sokakta yatan, soğuktan üşüyen bir insan gördüğümüzde acıyarak bakıp geçmek yerine,  "Vah vah! Yazık" deyip yolumuza devam etmek yerine, o sırada durumu ve adresi bildirirsek,  ekipler gelip alırlar da donmamalarını sağlarız. Belki bir insana yardım etmenin iç huzurunu da birlikte yaşayabiliriz.  

Aramızda yaşayan başka canlılar da var. Kediler, köpekler, kuşlar vs. gibi … Onlar hepimizden daha korunmasızlar maalesef. Kendi başlarının çaresine bakamayacak kadar muhtaçlar. Yerler karla kaplanmış, yiyecek de bulamazlar. “Çok açım ya da donuyorum, lütfen yardım et” diyemiyorlar.  

Peki, onlar için ne yapabiliriz? Bahçesi, garajı olanlarımız kapalı alanlarda, balkon altlarında ya da apartman içlerinde tutabiliriz, karton kutulardan yuvalar yapabiliriz içlerinde yatabilmeleri için, çöp kenarlarına, evlerin önlerine yiyeceklerini, sularını koyabiliriz. Kuşlar için pencere kenarlarına ekmekler bırakabilir, kuş evleri, yemlikleri yapabiliriz. İlk aklıma gelenler bunlar. Aslında düşünülünce bir sürü şey vardır belki onlara yardım etmek isteyenler için.

Önce insan değil, birlikte yaşadığımız hayvanlar da var. Demek ki;  önce vicdan demek lazım.

Ayrıca hayat büyük şehirlerden ibaret de değil. Ülkenin doğusu uzun zamandır soğukla ve karla mücadele ediyor. Bir sosyal devlete yakışmayacak manzaralar yaşanıyor oralarda.

İki yılı aşkın bir zamandır Van depreminin ardından kalan sağlar kaderlerine terkedilmiş, yaşamaya çalışıyorlar. Konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyorlar o gün, bugündür.  TOKİ’den kendilerine ev çıkmayan 500 aile halen kaldıkları konteynerlerinden şimdi çıkarılmaya başlanmış. 30 aile açlık grevi başlatmış, direniyorlarmış. Bunun üzerine elektrikleri kesilmiş, sokak lambaları trafolardan söndürülmüş, zifiri karanlıkta, soğukta, gayri insanı şartlarda yaşama mahkûm edilmişler. Alım güçleri yok, çocuklar hasta, aileler perişanmış. Geçen kış çadırlarında yaktıkları sobadan çıkan yangında yanan insanların haberleri vardı. Artık çadırları da yok.

Hani bize öğretmişlerdi ilkokulda bir şarkıda. Orada bir köy var uzakta, gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdü hani.

İstanbul’a kar yağacak diye bangır bangır yayın yapan televizyonlar Van’ı çekmiyor.  Oysa günlerdir sıfırın altında bir hava hakim Van’da. Van üşüyor, üstelik 2 senedir kaldıkları barakaları şimdi devlet eliyle ellerinden alınıyor, sokağa bırakılıyorlar. Van ile birlikte vicdanlar da üşüyor.

Ama devletin daha önemli konuları var. Örneğin dershaneler konusu var. Seçim bağırtıları var. Bavullar, belgeler bir biri ardına açılıyor. Küfürler havada uçuşuyor, dostluklar kuruluyor, dostluklar bozuluyor. Projeler var milyon dolarlık, kesilecek ağaçlar var.

Kim düşünecek üşüyen Van’ı değil mi?

Evet, önce vicdan olmalı…

Şükran Okyay 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sokaklarda sizce nasıl bir hayat vardır? Dolaşırken karşımıza çıkan saçı sakalı uzamış, üzerinde pis ve kirli bir şeyler soğukta, karda, kışta titreyerek yanınızdan geçip giderler. Onlardan korkar çekinir ve maalesef biraz da iğrenerek bakarız. Oysa bu zavallı insanların kimseye bir şey yapacak halleri yoktur. Tüm uğraşları hayatta kalmak içindir. Belediye köpekleri zehirliyor diye kıyameti koparan hayvan severler bu garip insanlara karşı inanılmaz bir şekilde soğuk ve ilgisizdirler. Ülkemizde gerçekten sahipsiz olanlar sadece onlardır. Süs köpeklerinin sabah kahvaltısını bile planına programına alan devlet bu Allahın gariplerini asla düşünmez. Bu zavallı, garip insanlar çok zor hayat şartlarına dayanabildikleri kadar dayanır ve sonra bir gün bir duvar dibinde düşüp, sessizce ölürler.

Kerim Korkut 
 22.01.2014 6:41
Cevap :
Dolaşırken karşımıza çıkan saçı sakalı birbirine girmiş kirli suratıyla sokaklarda yaşamaya çalışan insancıklara rastladığımız zaman vebalı gibi uzaklaşıp yürüyüp gideriz biz. Oysa bir sokak köpeğinin başı bir hayvan sever tarafından okşanır. Evsizlere yardım edecek bir sosyal devletimiz olmasını isterdim. Keza sokak hayvanları için de öyle. Teşekkürler...  22.01.2014 19:31
 

Şükran Hanım, karın bir başka yüzünü çok güzel anlatmışsınız. Böyle havalarda barınma sorunu çok önemli. Belediyelerin bu güzel çalışmaları takdire değer ama mutlaka eksiklikler de oluyor. Bizler de elimizden geldiğince katkı sunmalıyız. Hükumetin çok önemli işleri var şimdi,rahatsız etmeyelim...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 12.12.2013 11:55
Cevap :
Ah,Ayşegül Hanımcığım kar bütün güzelliğiyle, manzarasıyla nasıl da yüzümüze gülüyor değil mi? İnsan sürekli fotoğraf çekmek istiyor. Ama bir de madalyonun diğer tarafı var. Çekilen çileler, kapanan yollar. Soğuk evler, donan çocuklar. Van'da çadırlarda ikinci çocuk donarak öldü yakınlarda. İktidar kendi çekişmelerinin peşinde. Evet rahatsız etmeyelim. Teşekkürler, sevgiler...  12.12.2013 15:57
 

Konuyu gündeme taşımanız güzel. Van unutulmamalı...

rukiye orhan 
 12.12.2013 7:05
Cevap :
Unutulmamalı ve bir şeyler yapmalı Rukiye hanım. Teşekkürler, sevgiler.  12.12.2013 15:58
 

İkinci çocuk da ölmüş Van'da soğuktan. İstediğin kadar kız, istediğin kadar söylen. Her bir kişi kendi davasının derdinde!Gelecek için bazılarına yatırım olacak kişileri sağlıklı ortamlarda hak etmedikleri halde barındır! 2 yıldır çile çekenleri görme!Yaşam zor, koşulları çok daha zor. İnsanlığın tükenip yittiği, umutların kaybolmaya yüz tuttuğu bir dönemdeyiz. İçim dar, gönlüm dahil buz tutmuş vaziyette. Güneş'in yeniden doğmasını diliyorum.Harika bir yazıydı. Emeklerine sağlık canım arkadaşım. Sevgilerimle taaa yürekten.

Ay Şen 
 12.12.2013 1:33
Cevap :
İnsan faktörü hiç değerli değil bu coğrafyada. Yapılanlar da yapılması gerekli işler, ama sanki alem görsün kabilinde. Milyon dolarlık projeler havada uçuşuyor ama insana indirgenmiyor. Van'ı biliyoruz, içimiz acıyor, yardım kampanyaları açıyor halk devleti beklemeden. Ancak koskoca doğuda ne dramlar yaşanıyor. Kardan kapanan yollar, okul yollarında ayaklarında terlikle donan çocuklar var. Dana neler neler. Buralara harcanan paraları biraz da oraya gömse devlet değil mi? Ama nerede? Teşekkürler canım arkadaşım, sıcacık sevgilerimi gönderdim karlı İstanbul'dan.   12.12.2013 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2848
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster